Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/3472 E. 2026/6389 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/3472
Karar No
2026/6389
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3216 E., 2024/25 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanığın temyiz isteminin; haksız ceza aldığı, bu cezadan dolayı aile düzeninin bozulduğu, suç işlemediği, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık müdafiinin temyiz isteminin ise, mahkeme tarafından olayın yorumlanışı ve suçların sübutunda hataya düşüldüğü, sanığın üzerine atılı suçu işlemediği, yerel mahkemenin yeterince araştırma yapmadığı ve verilen cezanın yüksek olduğu, uygun bir tedbire çevrilmediği, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Kırklareli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.11.2022 tarihli ve 2022/322 Esas, 2022/686 Karar sayılı dosyasında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 02.05.2023 tarihli ve 2022/4028 Esas, 2023/1430 Karar sayılı kararıyla; “1-)... "Sanığa dosya içinde bulunan soruşturma aşamasındaki tutanak ve belgeler okundu" biçimindeki duruşma zaptına geçmiş ifadelerin ilk derece mahkemesince yukarıda okunmadığı tespit olunan tutanakların ve belgelerin okunduğu ya da anlatıldığı anlamına gelemeyeceği, böylece iş bu esaslı delillerin ...nın 217/1. maddesi gereğince duruşmada ikame edilmediği, savunma hakkı elde edilerek elde edilmiş deliller oldukları, buna rağmen işbu delillerin hükme esas alınmış olmasının iş bu delillerin kovuşturma evresi bakımından ...nın 289/1-i maddesi gereğince hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş niteliğini kaybettirdiği bu durumunda ...nın 289/1-i maddesi kapsamında kesin hukuka aykırılık sebebi olup, bozma müeyyidesine tabi olduğu,2-)İlk derece mahkemesinin kabulüne göre;Çalınan mazgalların apartmanın kapalı garaj girişi önünde olduğunun ve bu yerin bina dahili olmadığının anlaşılmış olması karşısında mahalde keşif icrası ile mazgalların alındığı yerin binanın eklentisi sayılacak şekilde dört tarafının demir tel, çit, duvar vb. engeller ile çevrili olup olmadığının tespitinden sonra eylemin TCK.nın 142/1-e ya da TCK.nın 142/2-h maddesi değerlendirilmesi ile hüküm kurulması yerine eksik tahkikat ile karar yerindeki gibi hüküm kurulmuş olması,3-)İlk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kanuni sonucu olarak TCK.nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak TCK.nın 53/1-b fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarih ve 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile "b" fıkrasındaki bazı hak ve ehliyetlerin kısıtlanması açısından kısmen iptal edildiği gözetilmeden,Ve;TCK.nın 53/1-(c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan TCK.nın 53/1-a,b,d,e maddesinde sayılan hak ve yetkiler ile "c" fıkrasında sayılan hak ve yetkilerden kendi altsoyu dışında kalan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/2. maddesi gereğince cezanın infazının tamamlanması anına kadar, TCK.nın 53/1-c fıkrasındaki hak ve yetkilerden kendi altsoyu olan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/3-1. cümlesi gereğince bu hak veya yetkilerin denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infaz edildiği ana kadar veya koşullu salıverilmesine karar verildiği ana kadar YOKSUN BIRAKILMASINA karar verilmesi gerektiği gözetilmeden; Hükmün; "Sanığın; Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarih ve 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı gözetilerek TCK.nın 53/1. maddesinde tahdidi olarak sayılan hak ve yetkilerden TCK.nın 53/1-a,b,d,e maddesinde sayılan hak ve yetkiler ile "c" fıkrasında sayılan hak ve yetkilerden kendi altsoyu dışında kalan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/2. maddesi gereğince cezanın infazının tamamlanması anına kadar, TCK.nın 53/1-c fıkrasındaki hak ve yetkilerden kendi altsoyu olan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/3-1. cümlesi gereğince bu hak veya yetkilerin denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infaz edildiği ana kadar veya koşullu salıverilmesine karar verildiği ana kadar yoksun bırakılmasına,"şeklinde kurulmak yerine karar yerindeki gibi kurulmuş olması, hususları hukuka aykırı hususlar olarak tesbit edilmiş olup hüküm bu yönlerden bozmayı gerektirir mahiyette görüldüğünden” bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, 1- No.lu bozma sebebinin hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 02.05.2023 tarihli ve 2022/4028 Esas, 2023/1430 Karar sayılı kararı ile bozma kararı üzerine verilen Kırklareli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2023 tarihli ve 2023/272 Esas, 2023/375 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/3472, K. 2026/6389, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-3472-e-2026-6389-k-7b495f785dfe