Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/1640 E. 2026/8477 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/1640
Karar No
2026/8477
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3029 E., 2023/2735 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... ve müdafiinin temyiz istemlerinin, "atılı suçun sanık tarafından işlenmediğine, sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, kararın bozulmasına ve sanık hakkında beraat kararı verilmesine ve lehine tüm hükümlerin uygulanmasına"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, "sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, kararın bozulmasına ve sanık hakkında beraat kararı verilmesini talep ettiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Anamur 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2021 tarihli, 2018/166 Esas ve 2021/373 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 31.05.2022 tarihli ve 2021/1911 Esas, 2022/1637 Karar sayılı kararı ile "Rızaen teslim tutanağını düzenleyen tutanak tanıkları, sanık ...'nün savunmasında geçen... ve tarafların ayrıntılı beyanlarına başvurularak özellikle hırsızlık suçuna konu keçilerin ne şekilde bulunarak mağdura teslim edildiği, keçilerin bulunmasında ve mağdura tesliminde sanıklar ... ve ...'nin katkısının bulunup bulunmadığı, 2 tane keçiyi satın alan istinaf dışı sanık ...'nün zararının giderilip giderilmediği, giderildi ise kim tarafından hangi tarihte giderildiğinin araştırılması, beyanlar arasında çelişki olması halinde çelişkilerin giderilmeye çalışılması ve sonucuna göre sanıklar haklarında TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,", "Sanık ...'nin adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan Anamur 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/516 Esas, 2016/303 Karar sayılı ilamında sanığın hırsızlık suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası, güveni kötüye kullanma suçundan 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken, 5275 sayılı Kanun'un 108/2 ve 5237 sayılı TCK'nin 58/7. maddeleri dikkate alınarak, en ağır cezayı içeren 5237 sayılı TCK'nin 142/2-a maddesinden hükmedilen 3 yıl 9 ay hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün tekerrüre esas alınması gerekirken hangi cezanın tekerrüre esas alındığının belirtilmemesi" ve "15.04.2020 gün ve 13100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, aynı gün yürürlüğe giren, 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinde yapılan değişikliğin gözetilmesi gerekliliği" gerekçeleriyle sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 31.05.2022 tarihli ve 2021/1911 Esas, 2022/1637 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Anamur 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.10.2023 tarihli, 2022/274 Esas ve 2023/804 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/1640, K. 2026/8477, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-1640-e-2026-8477-k-7ea27c2c8f1a