Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/1286 E. 2026/7422 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/1286
- Karar No
- 2026/7422
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2326 E., 2023/2860 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ve müdafinin temyiz istemlerinin “TCK’nın 34. maddesinin uygulanması gerektiğine ve şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine” yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Sivrihisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.05.2022 tarihli ve 2021/298 Esas, 2022/148 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık müdafinin ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 27.12.2022 tarihli ve 2022/2385 Esas, 2022/3674 Karar sayılı kararı ile “a-Sanığın müştekiye ait köydeki evinin eklentisi sayılan kümesin penceresini kırmak suretiyle, iki kazın boynunu kırdığı, bir kazın ise boynunu keserek orada bıraktığı, müştekinin kardeşi ...'nın sa: 23:50'de ses duyarak olay yerine gittiği, sanığın olay yerine gelen Murat'ı fark etmesi üzerine, olay yerinde kazları bırakarak uzaklaşması şeklinde gerçekleşen hırsızlık eyleminde, sanığın üzerine atılı hırsızlık eyleminin suça konu kazları telef etmesi nedeniyle tamamlandığı gözetilmeden, uygulanma koşulları bulunmadığı halde suça kalkışma hükümleri uygulayarak eksik ceza tayini, b-Sanığın yargılama aşamasında, üç kazın telef edilmesi nedeniyle meydana gelen toplam 750 TL zararı elden ödemek suretiyle giderdiğinin anlaşılması karşısında, sanığın yargılama aşamasında, etkin pişmanlık iradesiyle hareket ederek katılanın zararını gidermesi nedeniyle, hırsızlık suçundan hükmedilen cezasında TCK 168/2. maddesi gereğince indirim yapılması gerektiğini gözetilmemesi, c-Mala zarar verme suçunun hırsızlıkla birlikte işlenmesi halinde takibi şikayete bağlı olmadığı, dosyadaki bilgi ve belgelere göre sanığın hırsızlığı gerçekleştirirken kümes penceresindeki parmaklığı kırmak suretiyle, söz konusu kazların bulunduğu kümesin penceresine zarar verdiğinin anlaşılması karşısında, sanığın üzerine atılı mala zarar verme suçunun unsurları oluştuğu halde, oluş ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi” gerekçeleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 27.12.2022 tarihli ve 2022/2385 Esas, 2022/3674 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Sivrihisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2023 tarihli ve 2023/82 Esas, 2023/201 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.