Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/1196 E. 2026/6174 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/1196
- Karar No
- 2026/6174
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1209 E., 2023/2672 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, "müvekkilinin üzerine atılı suçu işlediğine dair dosya kapsamında somut, her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına, dosya kapsamında müvekkilinin iddia edildiği gibi hırsızlık yaptığına ilişkin herhangi bir görüntü kaydı da bulunmadığına, tek başına müştekinin soyut ve çelişkili beyanlarını gerekçe göstererek müvekkili hakkında hırsılık suçundan hüküm kurulmasının yasaya ve usule aykırı olduğuna, müvekkilinin soruştuma ve kovuşturma aşamalarında yargılamayı yanıltıcı hiçbir eylem içerisinde olmadığına, samimi bir biçimde bildiklerini anlattığına, müvekkilinin lehine delillere rağmen suçu işlediğinin sabit olduğundan bahisle tamamen varsayımlar üzerinden cezalandırılmasına karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın, soruşturma aşamasında olayın sıcağı sıcağına kolluk tarafından alınan ifadesinde, şikâyetçiden uyuşturucu almak için para verdiğini ve bu parayı geri alabilmek için telefonunu aldığını beyan ettiğinin, Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan sorgusunda da aynı şekilde savunma yaptığının, şikâyetçinin sanığın suçtan kurtulmak için kendisine iftira attığını belirttiğinin, 5237 sayılı TCK'nın 144. maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında geçerli ve hukuken korunan bir alacak / borç ilişkisi bulunması gerektiğinin, dosya kapsamında ise böyle bir ilişki bulunduğuna dair hiçbir delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, mahkemenin kabul ve değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden Tebliğname'deki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye aykırı olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Menemen 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.