Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/28412 E. 2026/6172 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/28412
- Karar No
- 2026/6172
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2469 E., 2023/3127 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, "kamera kayıtlarından görüleceği üzere müvekkilinin araçta yan koltukta oturduğuna, müvekkilinin yargılamanın aşamalarında araçta yan koltukta bulunduğunu ikrar ettiğine, ancak salt bu husus müvekkilinin aracın çalıntı olduğunu bilmesi gerektiği anlamına gelemeyeceğine, müvekkilinin bu aracı daha önce de ... . kullanırken gördüğünü beyan ettiğine, bir kişinin mahkûmiyetine karar verilebilmesi için kesin ve inandırıcı delillerin bulunması gerektiğine, ancak dosya kapsamında böyle bir delil bulunmadığına, bu sebeple müvekkilinin beraatine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesinin hatalı olup bu hükmün bozulması gerektiğine, suçu kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin suçun işlenmesinde rol aldığı var sayılsa bile müvekkilinin "yardım eden" sıfatıyla cezalandırılması gerektiğine"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, "sanık ...'ın suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut deliller bulunmadığına, verilen mahkûmiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, diğer sanıkların ifadelerinin hükme esas alınamayacağına, mahkemece çelişkili ifadelere göre mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, suçu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dosya kapsamında TCK'nın 142/2-h maddesinin uygulanamayacağının da açık olduğuna, zira dosya kapsamında aracın düz kontak yapılıp yapılmadığının belli olmadığına, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin müvekkili hakkında isnat edilen iddia değerlendirilirken delil hukuku açısından ele alınması gerektiğine, gerek ilk derece mahkemesinin gerekse istinaf mahkemesinin kararlarının gerekçesiz olduğuna, müvekkili hakkında neye dayanarak ceza verildiğinin açıkça belirtilmediğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararlarına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.