Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/1164 E. 2026/7293 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/1164
- Karar No
- 2026/7293
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/3139 E., 2023/2182 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.10.2023 tarihli ek kararı ile sanıklar hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin reddine karar verildiği, sanık ... müdafiine ve katılan vekiline usulüne uygun tebliğ edilen ek kararın temyiz edilmediği belirlenerek ;
İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, " Sanığın üzerine atılı hırsızlık suçunu işlediğine dair kesin delilin dosya kapsamında mevcut olmadığı, ayrıca sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, eksik incelemeye ve şüpheye dayalı olarak sanık hakkında ceza kararı verilmesi yerine beraat kararı verilmesi gerekirken istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, kararın bozulması gerektiğine, ", katılan vekilinin temyiz isteminin ise; "Sanıkların her birinin bina içinde veya eklentilerinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda belirtilen üst sınırdan cezalandırılması gerektiği, sanıklara 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesi uyarınca bina içinde veya eklentilerinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçundan alt sınır olan 5 yıldan ceza verilmesinin, aynı Kanun'un 62/1 maddesi gereğince verilen cezadan 1/6 oranında indirime gidilmesinin, sanıklar hakkında kamu malına zarar verme suçundan alt sınır olan 1 yıl hapis cezası verilmiş olmasının, yine sanıklar hakkında kamu malına zarar verme suçundan verilen cezada 5237 sayılı Kanun'un 62/1 maddesi uygulanarak 1/6 oranında indirime gidilmesinin, katılan idare lehine hükmedilen vekâlet ücretinin sanıklardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilmesi gerekirken yerel mahkemenin vekâlet ücretinin sanıklardan eşit oranda tahsil edilmesine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğuna," yönelik olduğu belirlenerek, yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Vakfıkebir Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.02.2018 tarihli ve 2015/631 Esas ,2018/148 Karar sayılı dosyasında hırsızlık, kamu malına zarar verme suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık ... ve Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 30.05.2019 tarihli ve 2019/156 Esas, 2019/1704 Karar sayılı kararıyla; “1-Suçlardan doğrudan zarar gören ve davaya katılma hakkı bulunan ... davadan haberdar edilip huzurlarında duruşma yapılması gerekirken, yokluklarında duruşma yapılması suretiyle CMK'nın 289/1-e maddelerine aykırı davranılması, Kabule göre de; 2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 28.02.2017 gün ve 2016/2-833 Esas ve 2017/115 Karar sayılı ilamında, 28.06.2014 tarihinden sonra işlenen hırsızlık suçunun bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında işlenmesi halinde eylemin 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna uyduğunun belirtildiği, somut olayda hırsızlığın okul bahçesinden yapıldığının anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h maddesine uyduğu gözetilmeyerek, aynı Kanun'un 142/1-a maddesi ile hüküm kurulması,3-Suça konu malzemelerden bir kısmının 03/11/2015 tarihinde sanık ...'ın babasının yer göstermesi sonucu ele geçirildiği anlaşılmakla, suçtan zarar gören kurumdan kısmi iadeye rıza gösterip göstermedikleri sorularak sonucuna göre TCK'nın 168/1-4 maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmemesinin, kanuna aykırı olduğundan” bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılıkların giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 30.05.2019 tarihli ve 2019/156 Esas, 2019/1704 Karar sayılı kararı ile bozma kararı üzerine verilen Vakfıkebir Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.03.2021 tarihli ve 2019/461 Esas, 2021/190 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.