Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/10510 E. 2025/2403 K.

Konu: Karşılıksız Yararlanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2022/10510
Karar No
2025/2403
Karar Tarihi
Konu
Karşılıksız Yararlanma

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/3086 E. 2020/875 K. SUÇ : Karşılıksız yararlanma HÜKÜM : Beraat kaldırılarak mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz talebinin maddi gerçeğin yeterince araştırılmamış olduğu, çiftçilerin bu şekilde mağdur edildiği, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanığın beraati gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanık hakkında 30.04.2013 tarihinde tarımsal sulamada sayaçlı şekilde abonelik yaptırmaksızın kaçak elektrik kullandığından bahisle tutanak tutulduğu, istinaf aşamasında aldırılan bilirkişi raporlarında kurulu güç ile sayaç üzerindeki endeks değerinin uyumlu olup olmadığı, kullanılan enerjinin sayaçtan geçip geçmediği hususlarında değerlendirme yapılmadığı, dosya içerisinde mevcut 21.04.2016 tarihli raporda ise sayaç endeks değeri ile gerçek tüketim karşılaştırılarak, kaçak kullanımın başlangıç tarihinin kolluk tutanağı esas alınarak 1998 yılı olarak belirlendiği ve tutanak tarihine kadar geçen 13,5 yıl sayısına endeks değeri bölünerek yıllık tüketimin olması gerekenden düşük belirlenmesi sebebiyle, sanığın karşılıksız yararlanma kastının bulunduğu belirtilmişse de, sanığın savunmalarında kuyuyu yaklaşık 10 yıldır kullandığını ifade ettiği, 14.04.2016 tarihli jandarma tutanağında ise, kuyunun açıldıktan sonra sanığın babası ve kardeşleri tarafından kullanıldığı, sanık tarafından fiilen 2005 yılı civarından itibaren kullanıldığının belirtildiği, bu süreden önce kuyunun sanık tarafından kullanılmadığı dönemdeki sorumluluğun sanığa atfedilemeyeceği, kaçak elektrik tutanağından ise kullanılan sayacın üretim yılının 2003 olduğunun anlaşılması karşısında kullanım süresinin 1998 yılından başlatılmasının akla ve mantığa aykırı olduğu, hesaplamalarda tüketimin gerçek kullanım süresi ile uyumsuz çıkmasının kaçınılmaz olacağı anlaşılmakla, bu sebeplerle dosya içerisindeki raporların sanığın karşılıksız yararlanma kastının bulunup bulunmadığı hususunun tespitinde yetersiz olduğu, sanığın suça konu tutanağa göre sayaçlı şekilde elektrik kullanması karşısında, enerji kullanım süresinin başlangıcı sanığın savunması, kolluk tutanağı ve sayaç üretim yılı doğrultusunda 2003 yılı olarak alınarak sulama sayıları ve süreleri de belirlenerek yapılan gerçek enerji tüketiminin sayaçtaki tüketimle uyumlu olup olmadığı, sanığın sayaca müdahale edip etmediği ve dolayısıyla karşılıksız yararlanma kastı bulunup bulunmadığı tespit edilerek, kastının bulunmaması halinde sanık hakkında beraat kararı verilmesi, sanığın karşılıksız yararlanma kastı ile hareket ettiğinin tespit edilmesi hâlinde ise; 6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı TCK'nın 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan TCK'nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması hâlinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak, somut olayda da bu açıklamalar ışığında sanığa istinaf aşamasında ödeme ihtarı yapılmış ise de, sanık tarafından dosyaya sunulan 18.01.2016 ve 04.06.2014 tarihli dekontlar dikkate alındığında, kurumdan 30.04.2013 tarihli kaçak elektrik tutanağına ilişkin herhangi bir ödeme olup olmadığı sorulup, kısmi ödeme bulunması hâlinde hesaplanacak miktardan mahsup edilmek suretiyle kalan tutar için sanığa yeniden tebliğ ve ihtar işlemi yapılması gerektiği nazara alınarak belirtilen şekilde işlem yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2022/10510, K. 2025/2403, T. 13.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2022-10510-e-2025-2403-k-2902585b8587