Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2026/4105 E. 2026/4362 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/4105
- Karar No
- 2026/4362
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki ihale alıcısı ... tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçi hissedarın mahkemeye başvurusunda, sair fesih iddialarının yanında, satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek tapunun 9 ve 10 parsellerinde kayıtlı taşınmazlar hakkındaki ihalelerin feshini istediği, İlk Derece Mahkemesince satış ilanı tebliğ işleminin usulüne uygun olduğundan bahisle şikayetin reddine ve para cezasına hükmedildiği, şikayetçinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince kabulü ile mahkeme kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle, ilan tebliğ işleminin usulsüz olduğuna işaret edilerek şikayetin kabulüne ve ihalelerin feshine karar verildiği, kararın ihale alıcısı tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
HMK’nın 322/2. maddesi gereğince; paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi için satış yapılması gereken hâllerde, hâkim satış için bir memur görevlendirir. Taşınır ve taşınmaz malların satışı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır.
İİK'nın 127. maddesine göre ise; taşınmaz satışlarında, ilanın birer suretinin borçluya, alacaklıya ve taşınmazın tapu sicilinde kayıtlı bulunan ilgililerinin tapuda kayıtlı adresleri varsa bu adreslerine tebliği zorunludur.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmü yer alır.
Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7. ve Tebligat Yönetmeliğinin 35/f maddeleri gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı, hakim tarafından denetlenebilir. Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliğinin 35.maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır. Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır.
Somut uyuşmazlıkta; şikayetçi hissedara satış ilanının Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, tebliğin yapıldığı adresin “.. Mah. .. Küme Evleri No:.. ../..” olduğu görülmekle, tebligat mazbatasında yazılı muhatabın “...’da olduğu” ibaresinden, şikayetçinin tebliğ adresinin de ... olması karşısında adresten geçici ayrılıp aynı gün içinde döneceğinin anlaşılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin, aksi yöndeki, muhatabın adresten geçici mi sürekli mi ayrıldığının mazbatadan belli olmadığına dair gerekçesi bu sebeple yerinde bulunmamıştır. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda açıklanan sebeplerle satış ilanı tebliğ işleminin usulüne uygun olduğu nazara alınmak suretiyle şikayetçinin sair istinaf nedenleri incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile şikayetin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayet edilen ihale alıcısının temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 23.01.2026 tarih ve 2025/1512 E. - 2026/46 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, yatırılan temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.