Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2026/857 E. 2026/4364 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/857
Karar No
2026/4364
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/3.kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan ilamlı icra takibine karşı ipotekli taşınmazın yeni malikinin icra mahkemesine yaptığı başvuruda; sair şikayet nedenlerinin yanında takip dayanağı ipoteğin üst limit ipoteği olması ve alacaklının İİK’nın 150/ı maddesindeki kredi kuruluşlarından olmaması nedeniyle ilamlı icra takibi yapamayacağını ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, takip konusu ipoteğin kesin borç ipoteği olduğundan bahisle şikayetin reddine hükmedildiği, şikayetçinin istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçeyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın şikayetçi yanca temyiz edildiği görülmüştür. İpoteğin kurulması anında güvence altına alınmak istenen alacak, mevcut ve miktar itibariyle belirli ise, bu miktar tapu kütüğüne tescil edilir. Bu durumda, bir ana para ipoteği veya sabit ipotek söz konusu olur (Köprülü/Kaneti, s. 284; Şeref Ertaş/İlknur Serdar/Damla Gürpınar, Eşya Hukuku, 2008, s. 538).

İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte kesin borç ipoteğine dayanılmış ise, eş söyleyişle, doğmuş bir alacağın temini için düzenlenen ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcunu ihtiva ediyorsa, başvurulacak yol, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip olup, bu durumda İİK’nın 149. maddesi gereğince borçluya ve taşınmaz sahibi üçüncü şahsa birer icra emri gönderilir (Hukuk Genel Kurulunun 19.09.2012 tarih, 2012/12-708/579 sayılı ilamı).

Üst sınır (limit veya azami meblağ) ipoteğinde ise, ipoteğin tesis tarihinde doğması muhtemel ya da kesin alacak ve fer'ileri için teminat oluşturmak amaçlandığından, alacak miktarının belirsizliği ve değişkenliğinin doğuracağı sakıncaları gidermek için rehin sözleşmesinde azami bir miktar tespit edilerek, taşınmazın sorumluluğu en fazla bu miktar için belirlenir. İpotek tesis edilirken alacak miktarı henüz bilinmediğinden, belirlilik ilkesi gereğince taşınmazın azami ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek sözleşmesinde kararlaştırılır. İİK'nın 150/ı. Maddesinde; “Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdi veya gayrinakdi bir krediyi kullandıran tarafın ibraz ettiği ipotek akit tablosu kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmese dahi, krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafa ait cari hesabın kesilmesine veya kısa, orta, uzun vadeli kredi hesabının muaccel kılınmasına ilişkin hesap özetinin veya gayrinakdi kredinin ödenmiş olması nedeniyle tazmin talebinin veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarın noter aracılığıyla krediyi kullanan tarafa kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adrese gönderilmek suretiyle tebliğ edildiğini veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden tasdikli bir sureti icra müdürüne ibraz ederse icra müdürü 149 uncu madde uyarınca işlem yapar....” hükmü düzenlenmiştir.

Somut uyuşmazlıkta; takibe dayanak 11.12.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ipotek akit tablosu incelendiğinde, ... ... A.Ş. adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde, ... ... A.Ş. ile ... arasındaki ticari ilişki nedeniyle ... lehine 6.000.000,00 TL bedelle, 1. derecede, %9 faiz ve F.B.K. süre ile ipotek tesis edildiği görülmüştür. Bu şekilde tesis edilen ipotekle güvence altına alınmak istenen alacağın doğmuş ve mevcut olduğu belirli olmadığından, anılan ipoteğin üst sınır ipoteği (limit ipoteği) niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Takip dayanağı ipotek, limit (üst sınır) ipoteği niteliğinde olup, alacaklının kredi veren kuruluş (banka) niteliğini haiz olmadığı açıktır. Dolayısıyla, taraflar arasında İİK'nın 150/ı maddesinde açıklanan koşullarda cari hesap ve kredi ilişkisi söz konusu olmadığından icra emri gönderilmesine olanak tanıyan anılan maddenin olayda uygulanma yeri bulunmadığı gibi takip konusu ipoteğin, İİK'nın 149. maddesinde düzenlenen kesin borç ipoteği mahiyetinde olmadığı da kuşkusuz olduğundan, alacaklı tarafından sözü edilen maddelere dayanılarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi yapılması mümkün değildir.

O halde; İlk Derece Mahkemesince şikayetçi yönünden icra emrinin iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Şikayetçinin temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 09.10.2025 tarih ve 2024/1734 E.-2025/2677 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve İstanbul Anadolu 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 08.02.2024 tarih ve 2022/489 E.-2024/101 K. sayılı kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de, Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2026/857, K. 2026/4364, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2026-857-e-2026-4364-k-54f3ba12bd27