Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/1247 E. 2026/5829 K. – Taksirle Yaralam
Konu: Taksirle Yaralama
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1247
- Karar No
- 2026/5829
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Yaralama
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2025/1038 Değişik iş SUÇ : Taksirle yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddine ilişkin merci kararı BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Taksirle yaralama suçundan meçhul şüpheli hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07.01.2025 tarihli ve 2025/128 Soruşturma, 2025/235 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Adıyaman 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 15.04.2025 tarihli ve 2025/1038 Değişik iş sayılı kararı ile kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca, 29.12.2025 tarihli ve 94660652-105-02-21418-2025-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2026 tarihli ve 2026/877 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü.
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2026 tarihli ve 2026/877 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, ... Anonim Şirketine ait çalışma sahasında beton püskürtme makinesinin temizliğini yaptığı sırada yüzüne beton parçalarının gelmesi sonucunda sol gözünden yaralanması şeklinde meydana gelen iş kazasında, müştekinin şikayetinin olmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesinin 5. fıkrasında yer alan, 'Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.' şeklindeki hükme göre, somut olayda müştekinin yaralanması bakımından kesin doktor raporu aldırılıp yaralanmanın 5237 sayılı Kanun’un 89. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında sayılan nitelikli yaralanma hallerine uyup uymadığı belirlendikten sonra şüphelinin hukuki durumunun değerlendirilmesinin gerektiği, zira yaralanmanın aynı maddenin 2 veya 3. fıkralarına göre nitelikli olması halinde soruşturmanın şikayete bağlı olup olmadığının belirlenmesi için olayda bilinçli taksir bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği, ayrıca müştekinin beyanının alınmadığı, 28.10.2024 tarihli kolluk tutanağında müştekinin şikayetinin olmadığının belirtildiği, tarafların kusur durumuna ilişkin iş güvenliği uzmanından alınacak bilirkişi raporu ile birlikte yukarıda belirtildiği üzere müştekiye ait kesin adli raporun da temin edilmesi ve müştekinin ve şüphelilerin ifadelerinin alınmasından sonra şüphelierin hukukî durumunun tayin ve takdiri gerekirken, belirtilen nedenlerle yapılan eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı CMK'nın 160. maddesinde, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği hususlarına yer verilmiştir.
2. Dosya kapsamına göre, somut olayda şikâyetçi ...'ın, ... Anonim Şirketine ait çalışma sahasında beton püskürtme makinesinin temizliğini yaptığı sırada yüzüne beton parçalarının gelmesi sonucunda sol gözünden yaralanması şeklinde meydana gelen iş kazasında, şikâyet olmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5237 sayılı TCK'nın 89. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, 'Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.' şeklindeki hükme göre, somut olayda şikâyetçinin yaralanması bakımından kesin doktor raporu aldırılarak, yaralanmanın 5237 sayılı TCK'nın 89. maddesinin iki ve üçüncü fıkralarında sayılan nitelikli yaralanma hallerine uyup uymadığı belirlendikten sonra şüphelinin hukuki durumunun değerlendirilmesinin gerektiği, zira yaralanmanın aynı maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre nitelikli olması halinde soruşturmanın şikâyete bağlı olup olmadığının belirlenmesi için olayda bilinçli taksir bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği, ayrıca şikâyetçinin beyanının alınmadığı, 28.10.2024 tarihli kolluk tutanağında şikâyetinin olmadığının belirtildiği, tarafların kusur durumuna ilişkin iş güvenliği uzmanından alınacak bilirkişi raporu ile birlikte yukarıda belirtildiği üzere şikâyetçiye ait kesin adli raporun da temin edilmesi ve şikâyetçinin ve tespit edilecek şüphelilerin ifadelerinin alınmasından sonra şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, belirtilen nedenlerle yapılan eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Adıyaman 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin, 15.04.2025 tarihli ve 2025/1038 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.06.2026 tarihinde karar verildi.