Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/2266 E. 2026/5474 K. – Taksirle Yaralam

Konu: Taksirle Yaralama

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2025/2266
Karar No
2026/5474
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Yaralama

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/838 E., 2024/2382 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle yaralama suçundan kurulan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca sanığın beraatine ilişkin hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince kabulü ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 62, 50/1-a, 52/2-4 ve 63. maddeleri gereğince 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilen adlî para cezasının 6 eşit taksitler halinde ödenmesine ve mahsuba karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin; dosya kapsamında alınan 26.04.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporuna göre kusuru bulunmayan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin; dosya kapsamında alınan 26.04.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporuna göre kazanın meydana gelmesinde sürücünün asli kusurlu olup sanığın kusurunun bulunmadığının belirtilmesi karşısında usûl ve kanuna aykırı mahkûmiyet kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, 29.04.2017 tarihinde saat 23.10 sıralarında, katılan sürücü ...'in sevk ve idaresindeki .. plakalı otomobil ile yerleşim yeri dışında, iki şeritli 7 metre genişliğinde bölünmüş asfalt kaplama, azami hız limitinin 50km/h olduğu, düz, eğimsiz devlet karayolunda, gece vakti, havanın açık, zeminin kuru, aydınlatmanın olmadığı ve yol çalışması olduğunun belirtildiği mahâlde seyir halindeyken yol yapım çalışması nedeniyle asfalt zemin bitiminde mıcırlı/PMT kaplı yol bölümüne girdiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek, yolun sağında bulunan duvara çarpması sonucunda kazanın meydana geldiği, kaza nedeniyle katılan sürücünün aracında bulunan dört kişinin basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilir şekilde, bir kişinin ise basit bir tıbbî müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı, hükme esas 26.04.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporuna göre, " olay mahallinin çalışma alanı olması, mahâlde ve gerisinde bulunan işaret levhaları, hız tahdit levhaları ve yönlendirme levhalarının varlığı, kazanın meydana geliş şekli, katılan sürücünün ifadesinde belirttiği hız durumu dikkate alındığında meydana gelen olayda başka kurum yada kuruluş sorumlularının kusurunun bulunmadığı değerlendirilerek, dava konusu kazanın oluşumunda mahâlde yapılan çalışmada sorumlu olduğu belirtilen sanığın kusursuz olduğunun" belirtildiği değerlendirilerek sanığın yüklenen suçun oluşumunda cezalandırılmasını gerektirir şekilde kusuru bulunmadığından, sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, kazadan hemen sonra tutulan 29.04.2017 tarihli olay yeri tespit tutanağında; " sürücü ... idaresinde .. plakalı hususi otomobil ile seyri sırasında ... mevkiine geldiğinde yolun mıcırlı olması nedeniyle aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkmış ve yolun sağında bulunan duvar kısmına çarpması sonucunda yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazanın oluşumunda sürücü ... 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda belirtilen sürücü kusurlarından 52/1-b (araçların hızını yol durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak) kuralını ihlal ettiği, yolun bakım ve onarımından sorumlu şirketin yolda bulunan mıcırla ilgili herhangi bir işaretleme yapmadığı kaza yerinde yapılan incelemelerden anlaşılmıştır" şeklindeki değerlendirmeye yer verildiği, tutanağı düzenleyenlerden polis memuru ...'in tanık olarak dinlendiği ve tutanak içeriğini doğruladığı, diğer tutanak tanığının öldüğü anlaşıldığından dinlenemediği, buna göre olayın hemen arkasından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde düzenlenen resmî nitelikteki tutanağın esas alınmamasını gerektiren bir durumun bulunmadığı, .. Teknik Üniveristesi öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapora göre, "yapım işinin yüklenicisi olduğu anlaşılan şirketin, asgari tedbirler alınmaksızın, yeterli ve gerekli işaretlemeler yapılmaksızın aydınlatma olmayan yol bölümünde tüm dikkat ve inisiyatifin araç sürücüsüne bırakılmış olduğu, sürücünün dağdan açılarak oluşturulan servis yolunun gevşek malzeme ile kaplı olduğuna dair uyarılmadığı ve bilgilendirilmediği, söz konusu servis yolunun sürücüler için tehlike arz etmeyecek şekilde olmasının sağlanmadığı, fen, sanat ve teknoloji gereklerine uygun olarak yol bakım onarım çalışmasını yürütmediği, olaya sebep tehlikeli durumun, yükleniciliğini üstlendiği işin ifasında ortaya çıkarılmış olduğu nedenleriyle asli oranda kusurlu olduğu," şeklindeki değerlendirmeye göre, yüklenici şirkette trafik işaretleme teknik görevlisi sanığa asli kusur atfedildiği, olay yeri tespit tutanağı ile rapor içeriğinin uyumlu olduğu ve hükme esas alınması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 89/4. maddesindeki taksirle yaralama suçundan yeniden hüküm kurulmuş ve sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Trabzon 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2025/2266, K. 2026/5474, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2025-2266-e-2026-5474-k-abcf789737f4