Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/1476 E. 2026/4251 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/1476
- Karar No
- 2026/4251
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/526 E., 2024/568 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Dairemizin bozma ilâmı üzerine kurulan hükümlerin; sanıklar müdafiileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen cezanın adli para cezasından ibaret olması ve duruşma talebinin uygun bulunmaması nedeniyle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 318. maddesi gereğince reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2 ve 52/4. maddeleri uyarınca 36.450,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve adli para cezasının 24 eşit taksitler halinde ödenmesine, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2 ve 52/4. maddeleri uyarınca 48.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve adli para cezasının 24 eşit taksitler halinde ödenmesine ilişkin kararın, sanıklar müdafilerinin temyizi üzerine Dairemizin 17.11.2020 tarihli kararıyla bozulması üzerine, Yerel Mahkemece sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2 ve 52/4. maddeleri uyarınca 36.450,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve adli para cezasının 24 eşit taksitler halinde ödenmesine, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2 ve 52/4. maddeleri uyarınca 48.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve adli para cezasının 24 eşit taksitler halinde ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükümlerin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlarda bulunan çelişkilerin giderilmediğine, ölene müdahale edilse dahi kurtulmasının kesin olmadığına, ölenin komplikasyon sonucu öldüğüne, sanığın herhangi bir kusurunun bulunmadığına, sanığın kusurunun bulunmamasına rağmen ceza verildiğine ilişkindir. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın olayın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığına, sanığa kusur izafe edilerek cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonunda dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; ölen ...'nin 07.06.2010 tarihinde...Hastanesi dahiliye polikliniğinde gastrit tanısıyla tedavi edildiği, 09.06.2010 tarihinde genel cerrahi polikliniğinde değerlendirilerek yapılan endoskopide özefajit ve pangastrit saptandığı, biyopsi yapıldığı, Kardiya Özofageal Sfinkter yetmezliğinin görüldüğü, gastro-özefagial reflü tanısı konulduğu, 25.06.2010 tarihinde artrit, anemi tanısıyla muayene edildiği, 01.07.2010 tarihinde gündüz saatlerinde göğüs ağrısı, terleme şikayetiyle gittiği acil polikliniğinde gastro-özefagial reflü tanısı ile muayene edilip molit amp ve ranitab amp enjeksiyonu yapıldığı, aynı gün göğüs hastalıkları polikliniğinde myalji ve akut bronşit tanısı ile muayene edildiği, akciğer grafisi çekildiği, muayene ve takip kartına göre 02.07.2010 tarihinde saat 00.44 sıralarında...Hastanesi acil servisine tekrar başvurduğu, sanık doktor ... tarafından kabul edildiği, ölenin tansiyonunun düşük olduğu, EKG çekildiği, kardiyak enzim kan tahlili yapıldığı, serum takılarak takibe alındığı, saat 01.15 sıralarında genel cerrahi nöbetçisi sanık uzman doktor ...’ün öleni muayene ettiği, ölene kardiyak enzim tahlil sonucunun normal çıkması durumunda enjeksiyon yapılmasının önerildiği, sanık doktor ...'in hastanın tansiyonunun takibini sağladığı, ölenin kardiyak enzim tahlil sonucunun normal değerlerde çıktığı; ancak ölenin tansiyonunun düzelmediği ve şikayetlerinin devam ettiği, hastanın giderek ağırlaştığı, ölenin aort anevrizması olabileceği değerlendirilerek sevk edildiği, sevkinin yapıldığı sırada ölenin karpulmoner arreste girdiği, hemen resüstasyona alınıp resüste edildiği; ancak müdahaleye rağmen aynı gün 05.30 saatinde öldüğü olayda, soruşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu İstanbul 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 26.12.2012 tarihli raporunda; ölenin infarktüs lehine bulgular tespit edilmiş olmasına rağmen hastaneye ilk gelişinde kardiak enzim sonuçlarına güvenilerek tanının konulamamış olduğu, öleni kabul eden pratisyen hekim sanık doktor ... ve EKG kaydını inceleyen genel cerrahi uzmanı sanık doktor ...'ün kusurlu olduklarının mütalaa edildiği, kovuşturma evresinde alınan Yüksek Sağlık Şûrasının 19.09.2014 tarihli raporunda; ölen ...'nin hastane evrakına göre reflü öyküsü, göğüs ağrısı ve soğuk terleme şikayeti ile acil servise başvurduğu, sanık doktor ... tarafından EKG, hemogram ve kardiyak enzim paneli istendiği ve ardından sanık doktor ...'ün de sonuçları değerlendirmiş olduğu, çekilen EKG'nin yapılan incelemesinde, sinüs ritminde, inferior derivasyonlarda ST elevasyonu, kalp hızının 68, anterior prekordial derivasyonlarda R progresyon kaybı ve V5-V6'da ST elevasyonu olduğu, ön tanı olarak akut koroner sendrom, inferior, anterior tespit edildiği, kardiyak enzim panelinin normal olduğu görüldüğü, klinik ve EKG bulguları myokard enfarktüsü lehine olan bu tür vakalarda ilgili uzmanın çağrılması ve ilgili uzman tarafından da ivedilikle ölenin koroner yoğun bakımı olan ve... veya trombolitik tedavi yapılabilen bir merkeze sevk edilmesi gerekmesine rağmen akut koroner sendromlarda şikayetler başladıktan 6 saat sonrasına kadar kardiyak enzimlerin anlamlı yüksek çıkmayabileceği bilindiğinden kardiyak enzimlerin normal olmasına bakarak enfarktüs tanısından uzaklaşılmasının tıp kurallarına uygun olmadığı cihetle sanık doktorların kusurlu olduklarının mütalaa edildiği, kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulunun 07.08.2023 tarihli raporunda; Myokard İnfarktüs bulguları olmasına rağmen Myokard İnfarktüsü tanısını koyamayan ve ölenin tedavisinde gecikmeye neden olan sanıkların, uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı ve söz konusu tıbbi uygulama hatası ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğunun mütalaa edildiği, sonuç olarak, sanıkların inceledikleri tıbbi veriler karşısında zamanında gerekli tanıyı koyamamaları ve buna uygun tedaviye başlamamaları nedeniyle ölen için çok önemli olan zamanı geçirdikleri, tıp mesleğinin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun davranmadıkları ve buna bağlı olarak ölenin hayatını kaybettiği, sanıkların dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile kusurlu oldukları kabul edilerek, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR İnegöl Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulu tarafından 30.04.2013 tarihli ve 9 sayılı karar ile sanık ... hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca soruşturma izni verildiği, Bursa Bölge İdare Mahkemesinin 30.12.2010 tarihli ve 2010/451 Esas, 2010/467 Karar sayılı kararı ile de sanık ... hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca soruşturma izni verilmesi nedeniyle 3359 sayılı Kanunun Ek 18. maddesi gereği Mesleki Sorumluluk Kurulundan izin alınması görüşünü içeren Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İnegöl 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2026 tarihinde karar verildi.