Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/894 E. 2024/4407 K. – Trafik Güvenliğin

Konu: Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2024/894
Karar No
2024/4407
Karar Tarihi
Konu
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/49 Esas 2021/695 Karar SUÇ : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma HÜKÜM : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İTİRAZA KONU KARAR: Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 20.12.2023 tarihli ve 2023/4816 Esas, 2023/5786 Karar sayılı kararı İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 20.12.2023 tarihli ve 2023/4816 Esas, 2023/5786 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.02.2024 tarihli ve KD-2023/48534 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. fıkrasına göre yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I.İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.06.2023 tarihli KYB- 2023/48534 sayılı kanun yararına bozma isteminin; sanığın eylemine uyan anılan suç için kanunda öngörülen cezasının türü ve üst sınırına göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu, suçun 09/08/2005 tarihinde işlendiği, sanık hakkında verilen 04/02/2009 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 19/03/2009 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 2009 yılında yeniden suç işlediği, denetimde işlenen suça ilişkin Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/09/2020 tarihli ve 2013/144 esas, 2020/338 sayılı kararına konu suçun Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçu olduğu ve suç tarihinin 2009 yılı olarak belirtildiği, gerekçeli kararın incelenmesinde eylemin 2009 yılı Ocak, Nisan, Mayıs, Haziran, Ağustos ve Eylül aylarında işlendiği tespitinin bulunduğu, bu yönden sanık lehine olarak 01/04/2009 tarihi dikkate alınsa dahi; sanığın denetim süresi içerisinde 01/04/2019 tarihinde yeniden suç işlediği, 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince 19/03/2009 ile 01/04/2009 tarihleri arasında dava zamanaşımı süresinin 13 gün süre ile durduğu ve zamanaşımı süresinin sanığın sorgusunun yapıldığı tarihte son kez kesildiği nazara alındığında; sanığın sorgusunun yapıldığı 26/01/2009 tarihinden hükmün açıklandığı 07/12/2021 tarihine kadar geçen 12 yıl 10 ay 11 günlük süreden, zamanaşımının durduğu 13 günlük süre mahsup edildiğinde geriye kalan 12 yıl 9 ay 28 günlük sürede olağan dava zamanaşımı süresinin tamamlandığı gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesine ilişkindir. İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık; İhbarname içeriğini yerinde gören Yüksek Dairece bozma kararı verilmesi halinde, bozmanın 5271 sayılı CMK'nın "309/4-d" maddesine göre yapılıp yapılmayacağına, başka bir ifadeyle bozma nedenine göre zamanaşımı nedeniyle düşme hükmünün yerel mahkemece mi yoksa CMK'nın "309/4-d" maddesi uyarınca Özel Dairece mi karara bağlanacağının belirlenmesine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekliliğini vurgulayan ihbarname içeriği kabul edilerek bozma kararı verildiğinden, bozmanın CMK'nın 309/4-d maddesi uyarınca yapılması ve aynı maddedeki yasal zorunluluk nedeniyle zamanaşımı nedeniyle düşme kararına Yargıtay ceza dairesince doğrudan hükmedilmesi gerekmektedir. Özel Dairece, yeniden yargılama yasağı olduğu halde, hukuka aykırılığın giderilmesinin yerel mahkemeye bırakılması halinde, bu aşamada yerel mahkemenin vereceği karar yok hükmünde olacağından, hükümlü lehine sonuç doğuracak olan hukuka aykırılık da yasal olarak giderilmemiş olacaktır. Bu nedenle, Yüksek Dairece zamanaşımı nedeniyle düşme kararına doğrudan hükmedilmeyip, "5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmesine" şeklinde, hukuka aykırılığın giderilmesinin yerel mahkemeye bırakılması Kanuna aykırı görüldüğünden, 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesi uyarınca olağanüstü itiraz kanun yoluna başvurulmuştur II. GEREKÇE 5271 sayılı CMK'nın 309/4-d bendinde yer alan bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde cezanın kaldırılmasına karar verileceği, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi durumunda ise bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesince doğrudan hükmedileceğine ilişkin düzenleme gözetildiğinde anılan durumda yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip, bozma konusu yapılan kararın yerine verilmesi gereken karar, doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, somut olayda, sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 179. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, sanığın eylemine uyan suç için 5237 sayılı Kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımı için öngörülen sürenin, 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince 8 yıl olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın mahkeme huzurunda savunmasının alındığı 26.01.2009 gününden, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığı 07.12.2021 tarihine kadar geçen 12 yıl 10 ay 11 günden, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 19.03.2009 tarihi ile denetim süresi içerisinde işlenen suç tarihi olan sanık hakkında lehe olarak belirlenen 01.09.2009 tarihleri arasında geçen 5 ay 13 günlük durma süresi de çıkarıldığında 12 yıl 4 ay 29 gün geçmiş olduğu cihetle, 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri ile 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.12.2021 tarihli ve 2021/49 esas, 2021/695 sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca kanun yararına bozulmasına karar verilmesi ve yerel mahkemece hükmolunan cezanın kaldırılması sonucunu doğuracak şekilde düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanun’a aykırı olup Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2.5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 20.12.2023 tarihli ve 2023/4816 Esas, 2023/5786 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3. Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.12.2021 tarihli ve 2021/49 esas, 2021/695 karar sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-(d).fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 4. Sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeni ile DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2024/894, K. 2024/4407, T. 18.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2024-894-e-2024-4407-k-9a0856c3243a