Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/1099 E. 2026/4269 K. – Taksirle Yaralam
Konu: Taksirle Yaralama
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/1099
- Karar No
- 2026/4269
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Yaralama
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/916 E., 2023/1920 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 22/3, 62, 53/6. maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, TCK'nın 89/4, 22/3, 53/6. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına; hükmün yalnızca sanık müdafi tarafından istinaf edildiği ve sanığın ceza süresi yönünden kazanılmış hakkı oluştuğu gözetilerek 5271 sayılı CMK'nın 283/1. maddesi gereğince sanığın neticeten 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz istemlerinin esastan reddi kararı ile hükmün onanması verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri ise; sanığın tam kusurlu olduğuna, sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğuna ve hükme esas alınamayacağına, bilinçli taksir sebebiyle uygulanacak artırım oranının daha yüksek şekilde tayininin gerektiğine, vekalet ücretinin hatalı şekilde belirlendiğine; sanık müdafiinin temyiz sebepleri; kusur durumunun hatalı tayin edildiğine, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasının yerinde olmadığına, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmama gerekçesinin hatalı olduğuna, feri cezalar bakımından da kazanılmış hakkın korunması gerektiğine ve vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 02.09.2018 tarihinde saat 20.02 sıralarında, sanığın, 1,68 promil alkollü vaziyette idaresindeki otomobili ile meskun mahal dışında, bölünmüş, tek yönlü, 7 metre genişliğinde, iki şeritli, asfalt kaplama, düz, eğimsiz, kuru zeminli yolda, açık havada, gece vakti seyri sırasında aynı istikamette seyreden ... idaresindeki otomobilin sol ön tampon kısmına, sonrasında aynı istikamette seyreden sürücü ...'nin idaresindeki otomobilin sol yan ayna kısımlarına ve en sonunda yine aynı istikamette katılan ...'un idaresindeki otomobilin arka kısımlarına çarpması ve katılanan idaresindeki aracın yoldan çıkarak yolun sağ tarafındaki şarampole devrilmesi sonucu, katılan ...'un yaşamını tehlikeye sokacak, üçüncü derece kemik kırığı ve organ kaybı oluşacak şekilde, aynı araç içerisinde bulunan katılan ...'un ve sanığın idaresindeki otomobilde bulunan ... basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanması ile neticelenen olayda, sanığın, 1,68 promil alkollü olarak araç kullanması sebebiyle bilinçli taksir hükümleri uygulanmış, tam kusurlu sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 89/4. maddesindeki taksirle yaralama suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından isabetli bulunmuşsa da İlk Derece Mahkemesince sanığa 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi gereğince ek savunma hakkı verilmeksizin hüküm kurulmuş olması ile sanığın hem 1,68 promil alkollü şekilde araç kullanması hem de trafikte makas atarak seyretmesi nedeniyle birden fazla bilinçli taksir hali olmasına rağmen tek bilinçli taksir hali kabul edilerek TCK'nın 22/3. maddesi gereğince cezasının alt sınırdan artırım yapılmış olması yerinde görülmeyerek, duruşma açılarak yapılan yargılama sonunda, tam kusurlu şekilde olaya sebebiyet verdiği kabul edilen sanık hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulanarak 5237 sayılı TCK'nın 89/4. maddesindeki taksirle yaralama suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Selçuk Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.04.2026 tarihinde karar verildi.