Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/3559 E. 2026/4727 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/3559
- Karar No
- 2026/4727
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1908 E., 2023/51 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasıyla yeniden yapılan yargılama sonucu TCK'nın 85/1, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 30.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın tıp biliminin güncel kural ve standartlarına uygun müdahaleyi uyguladığına, neticenin meydana gelmesinde damar yolunu sökerek öleni hekim onayı olmadan hastaneden çıkaran yakınlarının kusurunun bulunduğuna, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR 1.İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 22.04.2017 tarihinde öğle saatlerinde göğüs ağrısı şikâyeti ile ... Devlet Hastanesi acil servisine başvuran ölenin tansiyonu 150/70 mmhg, nabzı 76 ve saturasyonu %98 olarak ölçüldüğü, EKG çekildiği, hemogram ve biyokimya tahlillerinin yapıldığı, intramüsküler ağrı kesici tedavi uygulanarak taburcu edildiği, 23.04.2017 tarihinde gece vakti aynı şikâyetlerle tekrar ... Devlet Hastanesi acil servisine başvurduğu, ölene renal kolik tanısıyla EKG çekildiği, tekrar ağrı kesici tedavi uygulandığı ve sabah erken saatlerde ölenin yakını tarafından hastaneden çıkarıldığı, 23.04.2017 tarihinde saat 14.16'te ölenin ...112 tarafından ex duhul olarak getirildiği, kardiyopulmoner resusitasyona rağmen saat 14.20'de eksitus kabul edildiği, yapılan otopside ölümün mide perforasyonu ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğunun tespit edildiği, İstanbul ... Tıp Kurumu 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporlarında, ölenin ... Devlet Hastanesine ikinci başvurusu sırasında renal kolik tanısı konulmasına rağmen tıbbi evraklarda batın muayenesi yapıldığına dair kayıt olmamasının ve radyolojik görüntüleme yapılmamasının eksiklik olduğu cihetle sanığın uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığının, kişinin ölümü ile sanığın tıbbi uygulama hatası arasında illiyet bağı bulunduğunun, kişinin taburculuk sonrası kısa bir sürede arrest olduğu dikkate alındığında taburculuk sonrası kullanıldığı iddia edilen ilaçların tespit edilen perforasyona neden olmasının beklenmeyeceğinin belirtildiği ancak bilirkişi raporları ile Adli Tıp Kurumu raporlarının bağlayıcı nitelikte olmadıkları, delillerin değerlendirilmesinin mahkemelere ait olduğu, Adli Tıp Kurumu raporunda sanığın kusurlu olduğuna ilişkin "batın muayenesi yapıldığına dair kayıt olmamasının ve radyolojik görüntüleme yapılmamasının eksiklik olduğu'' şeklinde belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığı, sanık tarafından ölene batın kontrolünün yapıldığının sanık beyanı ile uyumlu tanık beyanları ile sabit olduğu, ayrıca ölenin katılan tarafından serum kabloları çıkartılmak suretiyle kimseye haber vermeden hastaneden çıkartılması hususunun göz ardı edilmemesi gerektiği, yine devlet hastanelerinde acil servis bölümünün işleyişi de dikkate alındığında ölüm riski yüksek olan hastalarda nöbet zamanı uzman doktorların aranarak ne yapmaları gerektiğinin sorulduğu, bunun dışındaki vakalarda doktorların aldıkları eğitim dolayısıyla ne uygulamaları gerektiğini bildiklerinden uzman doktorları aramayarak ilgili tedavileri uyguladıkları, ... Devlet Hastanesinde alınan beyanlar ile de sabit olduğu üzere gece vakti radyoloji servisinin açık olmaması nedeniyle gelen hastaların müşahade altında tutularak mesai saatinde ilgili bölümlere sevklerinin yapıldığı, açıklanan nedenlerle meydana gelen neticede sanığın kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf başvuruları üzerine duruşmalı yapılan inceleme neticesinde; Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen otopsi raporu, toksikoloji raporları, ... Devlet Hastanesi Acil Polikliniğinde düzenlenen ölene ait tıbbi evrak ve grafilerinin dosya kapsamı ile birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından incelenmesi neticesinde düzenlenen 24.04.2019 tarihli, 783 Karar sayılı mütalaasında; batın içi otopsisinde elde edilen bulgulara göre müteveffanın ölümünün mide perforasyonu ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, şahsın 2. başvurusu sırasında renal kolik tanısı konulmasına rağmen tıbbi evraklarda batın muayenesi yapıldığına dair kayıt olmamasının ve radyolojik görüntüleme yapılmamasının eksiklik olduğu cihetle sanığın uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığının mütalaa olunduğu; 29.12.2021 tarihli ve 3555 Karar sayılı raporda da kişinin ölümü ile sanığın tıbbi uygulama hatası arasında illiyet bağı bulunduğu kanaatinin bildirdildiği, Adli Tıp raporlarının sanığın savunmaları ve tanık anlatımları da değerlendirilmek suretiyle düzenlenmiş olması ve Adli Tıp 8. İhtisas Dairesinin 29.12.2021 tarihli illiyet bağı raporunda kişinin taburculuk sonrası kısa sürede ölmesi dikkate alındığında, taburculuk sonrası kullandığı iddia edilen ilaçların tespit edilen perforasyona neden olmasının beklenmeyeceğinin de mütalaa olduğu belirlenerek sanığın taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Adlî Tıp Kurumu 8. İhtisas Dairesinin 24.04.20 19... .12.2021 tarihli raporlarında; ölümün mide perforasyonu ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin ... Devlet Hastanesine 2. başvurusu sırasında renal kolik tanısı konulmasına rağmen tıbbî evraklarda batın muayenesi yapıldığına dair kayıt olmamasının ve radyolojik görüntüleme yapılmamasının eksiklik olduğu cihetle sanığın uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı, kişinin ölümü ile sanığın tıbbî uygulama hatası arasında illiyet bağı bulunduğu, kişinin taburculuk sonrası kısa bir sürede arrest olduğu dikkate alındığında taburculuk sonrası kullanıldığı iddia edilen ilaçların tespit edilen perforasyona neden olmasının beklenmeyeceğinin belirtildiği görülerek; ilgili hastaneden temin edilen ölene ait tüm tedavi evrakı ile birlikte dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genişletilmiş Uzmanlar Komisyonuna gönderilmesi, ölüm nedeninin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespitinin ardından sanığın eyleminin tıp kurallarına uygun olup olmadığı, eylemi ile meydana gelen netice arasında illiyet bağı olup olmadığı, gerçekleşen ölüm neticesinin batın muayenesinin ve radyolojik görüntülemenin yapılmaması nedeniyle meydana geldiğinin nitelendirilip nitelendirilemeyeceği, sanığın meydana gelen sonuç açısından var ise kusurlu eyleminin nelerden ibaret olduğu ile sanığın kusurunun bulunup bulunmadığına ilişkin denetime açık şekilde rapor alınmasının ardından sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.05.2026 tarihinde karar verildi.