Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/9147 E. 2026/5630 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/9147
- Karar No
- 2026/5630
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/4832 E. 2022/2110 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle ve davacı vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk, el konulan eşyaların kırık iade edilmesi nedeniyle 1.828.081,00 TL maddi, 500.000 TL manevi tazminatın haksız gözaltı tarihi olan 21.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ilişkin talebinin, gerekçeli kararın her ne kadar maddi hata nedeniyle 07.01.2020 tarihinde kesinleştiği belirtilmiş ise de; beraat kararının tefhim edildiği, kararın istinaf edilmeden kesinleştiği göz önüne alındığında davacının kesinleşme tarihini bilmesi gerektiği gerekçesiyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davanın yasal 1 yıllık süresi içerisinde açıldığına,Mahkemece hatalı kesinleştirme işlemi yapılmasından kaynaklı olduğuna, bu durumda davacının sorumlu tutularak hak düşürücü süreyi düzenleyen CMK'nın 142 maddesindeki emridici hükmün katı bir şekilde uygulanmasının kişinin mahkemeye müracaat etme ve hak arama hürriyetinin orantısız kısıtlanmasına sebep olacağına, davalarının kabul edilmesi gerektiğine ilişkindir.
Davalı vekilinin temyiz sebepleri; davanın reddedilmesi karşısında Hazine lehine vekalet ücretine hükmolunması gerektiğine ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU Tazminat talebinin dayanağını oluştura İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/ 40... /471 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 21.07.2017-21.12.2017 tarihleri arasında toplam 153 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı yürütülen yargılama neticesinde 27.11.2019 tarihinde beraat kararı verildiği dosya kapsamında İlk Derece Mahkemesince;" İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/ 40... /471 Karar nolu kararının 11/05/2021 tarihli kesinleşme şerhi incelendiğinde; davacı ... müdafiinin yüzüne karşı verilen beraat kararının 7 günlük süre sonunda 05/12/2019 tarihinde kesinleşmesi gerekirken, daha önce 13/01/2020 tarihinde düzenlenen kesinleşme şerhinde kesinleşme tarihinin maddi hata nedeniyle 07/01/2020 olarak yazıldığı, maddi hatalı kesinleşme şerhinin silinerek uyaptan tekrar düzenlendiği anlaşılmıştır.
CMK'nun 142/1. Maddesinde karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen 1 yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceği belirtilmektedir. Hüküm 05/12/2019 tarihinde kesinleşmiştir. UYAP ortamında yapılan incelemede dava dilekçesi 06/01/2021 tarihinde portal üzerinden gönderilmiştir. Dava süresi içerisinde açılmamıştır. Her ne kadar kesinleşme şerhinde maddi hata nedeniyle 07/01/2020 tarihinde kesinleştiği belirtilmiş ise de; beraat kararının tefhim edildiği, kararın istinaf edilmeden kesinleştiği göz önüne alındığında davacının kesinleşme tarihini bilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Kanun hükümlerini bilmemek mazeret sayılmayacağından mahkemenin maddi hatasının sanığa hak kazandırmayacağı" gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre;
Mahkemece her ne kadar beraat hükmünün 05.12.2019 tarihinde kesinleşmiş olmasına rağmen sehven 07.01.2020 tarihinde kesinleştirildiği, beraat kararının tefhim edildiği ve istinaf edilmeden kesinleştiği göz önüne alındığında davacının kesinleşme tarihini bilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı CMK'nın 141 ve devamı maddelerinde koruma tedbirleri nedeni ile tazminat davasının açılma koşulları ve süresi düzenlenmiş olup, anılan Kanunun 142/1. maddesinde karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceğinin hüküm altına alındığı, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.2019 tarihli , 2019/ 40... /471 Karar sayılı beraat hükmü içeriğinde CMK'nın 141/2. ve 232/6. maddelerinde belirtildiği şekilde ilgiliye ayrıntılı olarak tazminat hakkının bulunduğu, başvuru mercii ve süresi hatırlatılmadığı, kesinleşme şerhinin bizzat davacı/sanık yerine 19.01.2020 tarihinde müdafine tebliğ edildiği, kesinleşen hükmün tebliğinde de başvuru merciine ilişkin bir açıklamaya yer verilmediği gözetildiğinde 1 yıllık hak düşürücü sürenin dikkate alınması gerekeceği, yargı mercileri tarafından yapılan hata nedeniyle süreye ilişkin kuralların dar yorumlanmasının davacının mahkemeye müracaat etme ve hak arama hürriyetini ölçüsüz şekilde kısıtlayacağı da gözetilerek davacının yargı mercileri tarafından düzenlenen hatalı kesinleştirme şerhinin doğru olduğu kabulüyle tazminat davasını 06.01.2021 tarihinde ve CMK'nın 142/1. maddesinde öngörülen 1 yıllık süre içinde açtığının kabulü ile esas hakkında bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
5271 sayılı CMK’nın 142/9. maddesindeki “Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz” hükmü gereğince davanın tümüyle reddedilmesi durumunda davacının toplam tazminat talebi de gözetilerek vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.06.2026 tarihinde karar verildi.