Yargıtay · 1. Ceza Dairesi

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025/5541 E. 2026/5356 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Ceza Dairesi
Esas No
2025/5541
Karar No
2026/5356
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1665 E. 2025/1757 K. SUÇLAR : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı adli süreçteki çocuk müdafi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması, temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanması

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Samsun 3.Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2024 tarihli ve 2024/183 Esas, 2025/110 Karar sayılı kararı ile; a) Sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1 maddesi delaletiyle 81/1, 35/2, 62, 53... . maddeleri uyarınca 11... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,

b) Adli süreçteki çocuk hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37/1 maddesi delaletiyle 81/1, 35/2, 31/3, 62... . maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 07.05.2025 tarihli ve 2025/1665 Esas, 2025/1757 Karar sayılı kararı ile adli süreçteki çocuk ve sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik adli süreçteki çocuk müdafi ve sanık müdafinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; adli süreçteki çocuk hakkında hak yoksunluklarının uygulanmamasına ilişkindir.

2.Adli süreçteki çocuk müdafinin temyiz sebepleri özetle; suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, beraate hükmedilmesi gerektiğine ve hak yoksunluklarının uygulanmamasına ilişkindir.

3.Sanık müdafinin temyiz sebepleri özetle; suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraate hükmedilmesine ilişkindir.

III. GEREKÇE 1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eksik incelemenin bulunmadığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanık ve adli süreçteki çocuğun fikir ve eylem birliği içerisinde birlikte hareket etmek suretiyle fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurdukları, buna bağlı olarak sanığın ve adli süreçteki çocuğun müşterek fail olarak eyleme katıldıklarının saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, suç vasfının isabetli şekilde belirlendiği anlaşıldığından ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde düzeltme nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Suç tarihi itibariyle 18 yaşını doldurmamış adli süreçteki çocuk ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/4. maddesine aykırı olarak aynı Kanun'un 53/1 maddesinde yer alan hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiş olması, hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

IV. KARAR A.Sanık ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan verilen hüküm yönünden; Gerekçe bölümünün (1) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 07.05.2025 tarihli ve 2025/1665 Esas, 2025/1757 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B.Adli Süreçteki Çocuk ... Hakkında Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Verilen Hüküm Yönünden; Gerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve adli süreçteki çocuk müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 07.05.2025 tarihli ve 2025/1665 Esas, 2025/1757 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi gereği hüküm fıkrasından, "suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına" ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Samsun 3.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.09.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Olay tarihinde ... Mah. 30 Ağustos parkında alkol kullanmaya başlayan katılan ...'nun muhabbet etmek amacıyla arkadaşı ...'yı arayarak yanına çağırması üzerine ...'ın katılanın yanına geldiği, ... ve ... ...in de muhabbete dahil oldukları, bu sırada katılanın kız arkadaşı olan tanık ...'in parka geldiği ve küfürler ederek katılanın yanına doğru gittiği, tanıkların olay yerinden uzaklaştıkları, katılan ile tanık ..... arasında tartışma devam ederken sanık ...'nın ... ile birlikte olay yerine gelerek katılanla tartışmaya başladığı, sanık ...'ın bu tartışma esnasında katılanı çekiştirerek Kadifekale Spor Tesisleri'ndeki Halı Sahanın yanına götürdüğü, üzerinden çıkardığı bıçağı katılana göstererek ''sen kimsin, seni öldürürüm'' diyerek katılanı tehdit ettiği, katılanın bıçağa tekme atması üzerine sanık ... ile ......nin beraberce müştekiyi darp etmeye başladıkları, ardından ... ....nin kollarından tutarak müştekiyi yakalayıp direnmesine engel olduğu, şüpheli Fırat'ın da ekmek bıçağı ile katılanı karın bölgesinde bıçaklayarak BTM ile giderilemez ve hayati tehlike oluşturur şekilde katılanı yaraladığı iddia edilen somut olayda; yaralama kastıyla hareket eden sanık ...’ın sanık ...’ın bıçak kullanmak suretiyle işlediği kasten öldürme teşebbüs suçuna müşterek fail olarak katılmadığı kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır. Müşterek faillik TCK’nın 37. maddesinin 1. fıkrasında “suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur” şeklinde düzenlenmiştir. Müşterek faillik, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesini ifade etmektedir. Müşterek faillikte birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı fail statüsündedir. Buna göre, suçun kanuni tanımında öngörülen fiili gerçekleştirilen kişi fail olup; suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda, bu kişilerin her biri müşterek fail olarak sorumlu tutulacaklardır. Müşterek faillik bakımından failler arasında birlikte suç işleme kararının varlığı zorunlu bir koşuldur. Bu karar belli bir hareketin icrasını ve neticenin meydana gelmesine ilişkin olmalıdır. Öyle ki müşterek failler arasında fiili müştereken işlemekte olduklarına dair, müşterek hareket ettiklerine dair bilginin ve iradenin hakim olması gerekir. Müşterek suç işleme kararı, kast içinde mütalaa edilmelidir. Suç failleri arasında müşterek bir karar mevcut değilse, bunların müşterek fail olarak sorumlu tutulması söz konusu değildir. Bu durumda birbirinden habersiz hareket eden kişilerin sorumluluğunu bizzat kendi davranışları göz önünde bulundurulmak suretiyle tayin etmek mümkün olacaktır. Her ne kadar Mahkeme, “...'ın katılanın kollarından tuttuğu, bu sırada sanık ...'ın Adli Emanetin 2023/9467 sırasında kayıtlı olan bıçaklar katılanı göğüs ve karın bölgesinden olmak üzere iki kez bıçakladığı, sanık ... ve SSÇ'nin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri,” şeklindeki gerekçeyle karar vermiş ve taraflar arasında başlayan kavgaya sanık ...’ın dahil olduğu ve yumruk atmak suretiyle maktule vurduğu da sabit ise de, sanıklar ile katılanın daha önceden birbirlerini tanımamaları ve aralarında her hangi bir husumet bulunmaması, sanık ...’ın kavga sırasına yanında olan bıçağı ani bir kastla kullanmış olması ve sanıklar arasında birlikte suç işleme kararının varlığını gösteren bir delil bulunmaması karşısında, öldürme kastıyla hareket etmeyen sanık ...’ın sadece yaralama suçundan sorumlu tutulması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.

Atıf: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/5541, K. 2026/5356, T. 14.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-ceza-dairesi-2025-5541-e-2026-5356-k-32d55f152484