Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/7552 E. 2026/5228 K. – Taksirle Öldürme

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/7552
Karar No
2026/5228
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/222 E., 2022/228 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 27/1, 62/1, 63. maddeleri uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri ise; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 81/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, kabul görmemesi halinde ise aynı Kanunun 82/1, 21/2. maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ve vesaire ilişkindir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın dosya kapsamında göre eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 24. maddesi kapsamında kaldığı, bu bakımdan Kanunun emrini yerine getiren sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, kabul görmemesi halinde ise sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasının yerinde olmadığına ve basit taksir hükümleri gereği cezalandırılması gerektiğine, tayin olunan ceza miktanının sanığın eylemi karşısında çok yüksek hadden belirlendiğine ve vesaire ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın polis memuru olduğu, olay günü hakkında yakalama kararı bulunan öleni durdurdukları, koluna girip polis aracına götürürken ölenin, sanığın elinden sanığa vurmak ve itmek suretiyle kaçtığı, sonrasında sanık ve diğer polis memuru ...'nin öleni yakalamaya çalıştığı, ölenin de kaçmaya devam ettiği, sanığın yerden kalktıktan sonra "dur" ihtarında bulunarak havaya bir el ateş ettiği, akabinde ölenin kaçmaya devam ettiği ve orada bulunan bahçeye girdiği, sanığın "dur" şeklindeki ikinci ihtarını üzerine de ölenin durmadığı, sanığın havaya doğru ikinci atışı yaptığı, ölenin bahçeden çıktıktan sonra rampaya doğru koşmaya başladığı, ölenin yere çökerek hedef küçültmek suretiyle kaçmaya devam ettiği, sanığın da öleni durdurmak için üçüncü kez sanığın ayaklarına doğru ateş ettiği, ölenin sırt bölgesinden vurulması üzerine, ateşli silah mermi çekirdeğinin yol açtığı akciğer ve kalp hasarına bağlı gelişen masif iç kanama nedeniyle öldüğü olay kapsamında, sanığın yakalama kararı nedeniyle arandığı tespit edilen öleni kaçması üzerine kovaladığı, ölenin tüm ihtarlara rağmen kaçmaya devam etmesi üzerine sanığın ölenin ayaklarını isabet alarak ateş ettiği ve ancak atışın belirlenen hedeften saparak şahsın vücunda hayati önem taşıyan yerine isabet ettiği ve bunun neticesinde ölümün gerçekleştiği, polis memuru sanığın kaçan öleni yakalanması için kademeli olarak ateş etmesi yasa gereği ise de, suçlunun öldürülmekten ziyade yaralı olarak yakalanmasına ilişkin amir hükümlere uyulması bakımından üzerine düşen gerekli özen ve yükümlülüğe aykırı davrandığı, soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporuna göre yaklaşık %11,4 eğimin olduğu yerde hem sanığın hem de ölenin hareket halinde olduğu bir durumda yapılacak atışta hedefin sapması ile önlenmesi ve telafisi mümkün olmayacak neticenin meydana gelme ihtimalinin meslekte belirli bir tecrübeye sahip olan sanık tarafından bilinmesi ve öngörülmesi gerektiği, yine sanığın olay yerinde tek olmadığı yanında ekip arkadaşının bulunduğu, bu bakımdan ölenin sağ olarak silah kullanmadan yakalama ihtimalinin mevcut olduğu bu sebepten ötürü sanık tarafından silah kullanılmasının son çare olarak başvurulması gerektiği, aynı zamanda olay yerinde yapılan araştırmalar neticesinde ölenin üzerinde veya olay yerinde herhangi bir silah ve silah nevinden materyal bulunmadığı, bu minvalde kendilerinin can, vücut, sağlık ve yaşam hakkı yönünden herhangi bir tehdidin bulunmadığı halde silah kullanılarak yakalamaya çalışmanın yine ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, açıklanan tüm bu sebeplerden ötürü sanığın üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek öncesinden öngördüğü ancak neticenin meydana gelmesini istemediği olaya sebebiyet verdiği anlaşılmakla sanık hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulanarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Dosya içeriğine göre ölen ...'ın hakkınnda kesinleşmiş hapis ve yakalama kararı bulunduğu, araştırmalara rağmen adresinde bulunmayan ölenin aramalarına devam edildiği, olay günü polis memuru olan sanık ile tanık ....'nin, ölenin kayın pederinin ikametinin yakınlarında öleni araştırdıkları sırada ölenin yanında eşi ve eniştesi olduğu halde araç ile seyir halinde olduğunu fark ettikleri, tanık ....'nin polis aracını ölenin aracının önünde durdurduğu, sanığın ölenin aracına doğru gittiği ve öleni aracından alarak ekip aracına doğru getirdiği sırada ölenin sanığın omzuna yumruk vurarak ve iki eli ile ittirerek kaçmaya başladığı, sanığın düştüğü yerden kalkarak yaya şekilde, tanık polis memuru .... ise polis aracı ile öleni kovalamaya başladıkları, her iki polisin de ölene "dur kaçma" diye bağırarak ikazda bulunduğu, ölenin kaçmaya devam etmesi üzerine sanığın belindeki silahı çıkartarak havaya bir el ateş ettiği, ölenin buna rağmen kaçmaya devam ederek sokakta bulunan bir evin duvarından bahçeye atladığı, kolluk görevlisi ....'nin öleni kovaladığı polis aracını durduramayarak duvara çarptığı ve kovalamacanın devam ettiği, ölenin girmiş olduğu bahçeden çıkarak sokaktan rampa yukarı doğru koşmaya devam ettiği, sanığın "dur kaçma" diye ikaz ederek havaya ikinci kez ateş ettiği, ölenin tüm ikazlara rağmen durmayarak öne doğru eğilerek hedef küçültmek suretiyle kaçışını sürdürmesi üzerine sanığın öleni yakalamak için yaklaşık 20 metre mesafeden ayaklarını hedef alarak ölene doğru ateş ettiği ancak ölenin hareket halinde olması ve öne doğru eğilerek hedef küçültmeye çalışması nedeniyle merminin sırt bölgesine isabet etmesi nedeniyle öldüğü olay kapsamında, ölenin yakalandığı anda sanığa yumruk vurarak ve ittirerek yere düşürmesi, bu hususun sanık hakkında düzenlenen 08.10.2019 tarihli adli rapor ile sabit olması, sanığın öleni durdurmak için iki kez sesli ve iki kez ateşli uyarıda bulunmasına rağmen ölenin tüm uyarılara direnerek kaçmaya devam etmesi, ölenin kaçtığı yolun durumu, hareket halinde olması ve ölenin yere eğilerek hedef küçültmesi sebebiyle merminin ölenin sırtına isabet ettiği hususları dikkate alındığında; sanığın Kanun emrini yerine getirirken, silah kullanma hak ve yetkisinin icrasında Yasaya uygunluk sınırını kast olmaksızın taksirle aştığı, sanığın eylemini basit taksir ile işlediğinin kabulü ile sanık hakkında TCK'nın 22/3. maddesi uygulanmaksızın hüküm kurulması gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek eylemin bilinçli taksirle işlendiğinin kabulüne karar verilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/7552, K. 2026/5228, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-7552-e-2026-5228-k-55ca0e1e10d8