Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/10079 E. 2026/5944 K.

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/10079
Karar No
2026/5944
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2732 E., 2019/4051 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan ... vekili ve katılan Kurum vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Katılan ... vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine ilişkin hükme yönelik sanık müdafilerinin, katılan vekilinin ve katılan Kurum vekilinin istinaf başvuruları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesi kararındaki hukuka aykırılığın 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1. maddeleri uyarınca düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, sübuta, eksik araştırma ve inceleme neticesinde karar verildiğine, vesaire ilişkindir.

Katılan Kurum vekilinin temyiz sebepleri; sübuta, eksik araştırma ve inceleme neticesinde karar verildiğine, vesaire ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; ölen ile arasında gönül ilişkisi bulunan sanığın olay günü tanık ... ile birlikte sanığın sevk ve idaresindeki araçla akvaryum almaya gittikleri, dönüş yolunda sanığın önce tanık ...'yı evine bıraktığı, sanık ile ölenin yola devam ettikleri, tanık ...'nın sanığın kendisine, ölenin sanığı eve almak istememesi üzerine sanığın ölenin evinde durmayıp yola devam ettiğini, ölenin bu duruma sinirlenip küfürler ettiğini ve ayaklarıyla sanığı tekmelediğini, araçta bulunan akvaryumu kırdığını, sanık araçla hareket halinde iken aracın kapısının açıldığını ve ölenin düştüğünü, sanığın 5-6 metre sonra aracı durdurduğunu ve öleni yüzüstü yaralı şekilde gördüğünü anlattığını beyan ettiği, ayrıca tanık ... araçtan indikten sonra ölenin tanık ...'ya "... abla bu adam yine beni evime bırakmadı eve almadım diye bağırıp çağırıyo yine" şeklinde mesaj gönderdiğinin tespit edildiği, .. Devlet Hastanesinden alınan 07.07.2017 tarihli geçici raporda ölenin hayati tehlikesinin bulunduğunun, kafada 10 cm derin kesi, el ve ayaklarda yüzeysel lezyonların bulunduğunun belirtildiği ve "hastada sürünme izi, elbiseleri ve vücut üzerinde toprak, toz, çamur gibi şeylerin bulunmaması ilk aşamada araçtan düşmeyi düşündürmedi" şeklinde tespite yer verildiği, .. Adli Tıp Grup Başkanlığından alınan 25.09.2017 tarihli raporda ise; "ölümün künt kafa travmasına bağlı kafa kubbe ve kaide kemiklerinde kırık ile birlikte beyin zarları arasına kanama ve beyin doku harabiyeti ile bu nedenle gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, arabadan düştüğü veya atıldığı, kafasına künt bir cisimle vurulduğu iddia edilen kişide farklı özellikte (lineer kırık, subaraknoid kanama, abrazyon, ekimoz, ekimozlu abrazyon vb.) çok sayıda lezyon tespit edilmiş olup bu lezyonların arabadan düşme veya atılma sonucu meydana gelme olasılığının yüksek olmasına rağmen arabadan düşme veya atılma ya da kafasına künt bir cisim ile vurulması sonucu meydana gelip gelmediği hususunda ayrım yapmanın tıbben mümkün olmadığı" kanaatinin bildirildiği; anılan iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulundan alınan 27.11.2017 tarihli raporda, "Tıbbı belgelerde kayıtlı belgeler ve otopsisinde tanımlanan kişinin ölümüne neden olan travmatik değişimlerin lokalizasyonları özellikleri ve ağırlıkları dikkate alındığında kafaya sert ve künt bir cismin vurulması ile oluşabilecekleri gibi adli dosyada mevcut sanık ifadesinde belirtildiği şekilde hareket halindeki araçtan düşme veya düşürülme sonucunda da oluşabileceği , bu iki mekanizma arasında tıbben bir ayrım yapılamamakla birlikte daha ziyade hızla seyir halinde olan bir araçtan düşme veya düşürülme sonucu meydana geldiğinin kabulü gerektiği" kanaatinin bildirildiği anlaşılmakla birlikte; yapılan gözlemde de aracın sürücü koltuğunda oturan sanığın arka koltukta oturmakta olan öleni hareket halindeki araçtan atabilmesinin mümkün olmadığının tespit edilmesi karşısında, sanığın ölene karşı kasten öldürme suçunu işlediğinin sabit olmadığı; olayın trafik kazası olma ihtimali yönünden dosya ele alındığında, .. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen olayın kaza olarak kabulü halinde sanığın kusursuz olduğu yönündeki rapor da gözetilerek, her ne kadar sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kamu davası açılmış ise de, atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesi tarafından kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemiş; adlî emanette bulunan, suçta kullanılmayan ve tek başlarına herhangi bir ekonomik değeri bulunmadığı anlaşılan eşyanın karar kesinleştiğinde imhasına karar verilmesi gerekirken dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi biçiminde tespit edilen hukuka aykırılığın ise 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1. maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte yanılgı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin kararındaki açıklanan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığının dava dosyası içeriğine uygun olarak kabul ve takdir kılındığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında katılan ... vekili ile katılan Kurum vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Salihli Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/10079, K. 2026/5944, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-10079-e-2026-5944-k-d3ed105b9f17