Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/7148 E. 2024/8 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2021/7148
Karar No
2024/8
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat DAVA TARİHİ : 19.06.2018 HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili, davalı vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 04.07.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 05.07.2019 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 19.06.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ve İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/88 Esas 2018/221 K. sayılı kararı ile beraatine karar verildiği, soruşturma aşamasında 21/07/2016 - 22/07/2016 tarihlerinde gözaltında kaldığı, 22/07/2016 tarihinde tutuklandığı, 21/06/2017 tarihinde tahliye edildiği, ceza yargılamasında kendisini vekille temsil ettirdiği anlatımı ile haksız olarak gözaltında ve tutuklu kaldığı süreler için 1.250,000,00 TL manevi, 250,000,00 TL maddi tazminatın; davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir .

2. Davalı vekili 08.09.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Denizli 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.02.2019 tarihli ve 2018/402 Esas, 2019/91 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 31.05.2019 tarihli ve 2019/1413 Esas, 2019/1576 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.10.2021 tarihli, davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri 1.Maddi zararın maaş kaybı üzerinden yapılması gerektiğine,

2.İhraç sebebiyle uğranılan maddi zararların giderilmesi gerektiğine,

3.Vekâlet ücretinin ödenmesi gerektiğine,

4.Cezaevi giderlerinin, davacının ailesinin yol masraflarının, davacının taşınması sebebiyle uğranılan maddi zararların giderilmesi gerektiğine,

5.Maddi tazminat açısından bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğine,

6.Kararın gerekçesiz olduğuna,

7.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir.

Davalı vekilinin temyiz sebepleri 1. Davanın reddi gerektiğine,

2.Reddedilen miktar bakımından davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine, İlişkindir.

III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Davacının yargılandığı İzmir 15.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/88 E. 2018/221 K. sayılı dava dosyasında yapılan incelemede; davacı hakkında silahlı FETÖ terör örgütü üyesi olma suçundan soruşturma yapıldığı, soruşturma sırasında 21/07/2016 tarihinde gözaltına alındığı, 22/07/2016 tarihinde Muğla 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 22/07/2016 tarih 2016/46 sorgu sayılı kararı ile tutuklandığı, daha sonra hakkında silahlı FETÖ terör örgütü üyesi olma suçundan dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/04/2018 tarih 2017/88 E. 2018/221 K. sayılı kararı ile beraatine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 26/04/2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş kararın davacı ve vekiline tebliğ edildiği görülmüştür.

Yapılan ön inceleme sonucunda dava dilekçesinin yasal koşulları taşıdığı, kesinleşmiş kararın tebliğ edilmediği de dikkate alınarak davanın yasal süresi içinde açıldığı kabul edilmiş, davacının Denizli'de ikamet ettiğinden CMK'nın 141 maddesi gereğince Mahkemenin yetkili olduğu anlaşılmıştır.

UYAP kayıtlarında ve davalı İdarenin cevabi yazısından, aynı konuda açılmış başkaca tazminat davası bulunmadığı anlaşılmıştır.

Davacı hakkında yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında, davacının çalışmadığı ve gelirinin olmadığı tespit edilmiştir.

Davacının SGK kaydının dosyaya celp edildiği görülmüştür.

Menteşe Kaymakamlığının 05.02.2019 tarih ve 82610128-000-E.344 sayılı cevabi yazısı ile davacının 01.09.2016 tarihli mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 672 sayılı kararname ile memuriyetten çıkarıldığı, temmuz 2016 yılında maaş ve sosyal haklarının tam olarak ödendiği, 21 temmuz 2016 tarihinde açığa alındığı, Ağustos 2016 yılında 2/3 olarak maaş ve sosyal haklarının ödendiği bildirildiğinden maddi zararının 15.09.2016 tarihinde doğduğu kabul edilmiştir.

Davacının gözaltı nedeniyle maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede;

Davacının 21/07/2016-21/06/2017 tarihleri arasında 1 gün süre ile gözaltında ve 334 gün süre ile tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği,davacının CMK'nın 144. maddesi kapsamında tazminat isteyemeyecek kişiler kapsamında olmadığı anlaşılmıştır.

Geliri ve gözaltında kaldığı döneme ilişkin kazanç kaybı miktarı konusunda , bahse konu döneme ilişkin olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden maddi tazminata hükmolunması gerektiği kanaatine varılmıştır.

Davacının maddi zararının 15.09.2016 tarihinde doğduğu kabul edildiğinden hesaplama yapılırken bu tarih esas alınmıştır. Davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı tarihte günlük asgari ücretin 2016 yılı için 43,37-TL, 2017 yılı için 46,80-TL olduğu, davacının tutuklu kaldığı 2016 yılına ait 108 günlük süre için (108x43,37) 4.684,96-TL , 2017 yılına ait 171 günlük süre için ise (171x46,80) 8.002,80-TL olmak üzere toplamda tazminat talebinin 12.686,76 TL'lik kısmının kabulü ile fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili, davacının ceza yargılamasında vekil ile tamsil edildiğinden maddi tazminata vekalet ücretinin de dahil edilmesini istemiş ise de; 09.05.1957 tarih ve 4-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında "ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken vekalet ücreti, yargılama giderleri kapsamında olup bu hak asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağından ceza davasında vekalet ücretinin, maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyeceği" Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/8182 esas 2018/4 karar sayılı kararında "davacının karar tarihinden önce ödenen ve ispatlanan vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamına dahil edilebileceği, vekalet ücretinin temyiz yasa yoluna tabi olması nedeni ile beraat edilen dosyada temyize konu edilmemiş ise maddi tazminata konu olamayacağı, vekalet ücretine ilişkin makbuzun karar kesinleştikten sonra sunulması nedenleri ile maddi tazminata konu olamayacağı" şeklindeki açıklamalar ile, somut olayda davacının yargılandığı ceza yargılamasında verilen beraat kararında yararına vekalet ücretine hükmedilmiş olduğu da dikkate alındığında, davacının ödediğini beyan ettiği vekalet ücretini maddi tazminata dahil edilmesi talebi yerinde görülmemiştir.

Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 12.686,76 TL maddi tazminatın 15/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazine ve Maliye Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

Davacı hakkında soruşturma aşamasında 21/07/2016-21/06/2017 tarihleri arasında 1 gün gözaltı, 334 gün tutuklama koruma tedbiri uygulandığı, yargılama sonunda beraat kararı verildiği, davacının CMK'nın 144.maddesi kapsamında tazminat isteyemeyecek kişiler kapsamında olmadığı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alındığında, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tazminat talebinin 20.000,00 TL'lık kısmının kabulü ile talep de dikkate alınarak gözaltı tarihi olan 21/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Maddi tazminatın 12.533,19 TL'ye indirilmesi, manevi tazminatın 30.000,00 TL'ye çıkarılması suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/88 Esas, 2018/221 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 21.07.2016-21.06.2017 tarihleri arasında 335 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama üzerine 18.04.2018 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 26.04.2018 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.

A.Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

A.1.Maddi zararın maaş kaybı üzerinden yapılması gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; Davacı vekili her ne kadar maddi tazminatın davacının maaşı üzerinden ödenmesini talep etmiş ise de davacının 01.09.2016 tarihinde ihraç edildiği, davacının ihraç sebebiyle uğradığı zararın idari işlem niteliğinde olduğu anlaşıldığından ihraç edildiği ayı takip eden ayın 15 inci günü ile tahliye tarihi arasındaki tutukluluk dönemi için maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

A.2.İhraç sebebiyle uğranılan maddi zararların giderilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesine göre ''suç soruşturması veya kovuşturması sırasında'' uygulanan koruma tedbirlerine karşı devlet aleyhine tazminat davasının açılabileceği belirtilmiş olup, davacı vekili her ne kadar ihraç sebebiyle uğranılan maddi zararların giderilmesini talep etmiş ise de ihraç işleminin idari işlem niteliğinde olduğu anlaşıldığından bu taleplere ilişkin maddi tazminatın reddedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

A.3.Vekâlet ücretinin ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere , vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

A.4.Cezaevi giderlerinin, davacının ailesinin yol masraflarının, davacının taşınması sebebiyle uğranılan maddi zararların giderilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yönünden; Davacının talep etmiş olduğu cezaevi giderlerinin, davacının ailesinin yol masraflarının, davacının taşınması sebebiyle uğranılan maddi zararların 5271 sayılı Kanun'un 141 inci ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu taleplere ilişkin maddi tazminatın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

A.5.Maddi tazminat açısından bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; 5271 sayılı Kanun’un "Bilirkişinin atanması" kenar başlıklı 63 üncü maddesinin ilgili kısmı şöyledir: ''(1) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. Ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz ''....

20.02.2019 tarihli duruşmada davacı vekilinin bilirkişi talebinin ''dosya kapsamı dikkate alındığında maddi zararın tespitinin genel hakimlik bilgisi içerisinde mümkün olduğu dikkate alınarak davacı vekilinin dosyada bilirkişi incelemesi yapılması talebinin reddine'' karar verildiği görülmekle davacı vekilinin temyiz istemi reddedilmiştir.

A.6.Kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, tazminat talebinin kısmen kabulü yönünde verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz istemi reddedilmiştir.

A.7.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden; Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, bozmayı gerektirmiştir.

B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden B.1. Davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; 5271 sayılı Kanun’un "Tazminat istemi" kenar başlıklı 141 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; ...

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, ...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler. ...

Bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartlar oluştuğundan davanın kısmen kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B.2.Reddedilen Miktar Bakımından Davalı Lehine Vekâlet Ücreti Ödenmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 tarih, 2007/8-2 Esas, 2007/63 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi haksız tutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, tazminat miktarının davacı tarafça kesin bilinmesi mümkün olmadığından, davalı lehine avukatlık ücreti ödenebilmesi ancak davanın tamamen reddi halinde mümkün olduğundan davalı lehine vekâlet ücreti ödenmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR Gerekçe bölümünün (A.7.) paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 31.05.2019 tarihli ve 2019/1413 Esas, 2019/1576 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.01.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/7148, K. 2024/8, T. 08.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2021-7148-e-2024-8-k-0b27f27510c0