Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/317 E. 2024/35 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/317
- Karar No
- 2024/35
- Karar Tarihi
D U R U Ş M A T A L E P L İ
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat DAVA TARİHİ : 11.07.2018 HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili, Davalı vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan Ret
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın, temyiz dilekçesinin tebliği üzerinde 19.11.2021 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Davacı vekili 11.07.2018 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilininin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan haksız ve hukuka aykırı olarak 26/09/2017 tarihinde gözaltına alındığını, 29/09/2017 tarihinde yurt dışı çıkış yasağı ve imza vermek sureti ile adli konrol şartı ile serbest bırakıldığını, yapılan kovuşturma neticesinde Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/06/2018 tarih 2017/555 Esas 2018/340 Karar sayılı dosyası ile hakkında beraat kararı verildiğini, haksız gözaltı nedeniyle maruz kaldığı mağduriyetin ağır olduğunu, kendisinin ve ailesinin duydugu ve elem ve ıstırabın sosyal çevresinde itibarının sarsılması nedeniyle herhangi bir kişiye göre daha fazla olduğunu, sosyal çevresinde iftiracı,yalancı olarak lanse edildiğini, bu sebeplerle 70.000 TL maddi, 70.000 TL manevi tazminatın haksız gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak müvekkili olan davacıya verilmesini ve ayrıca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, talep etmiştir.
2.Davalı vekili 03.08.2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süresinde açılmadığını, bu nedenle tazminat talebinin yersiz olduğunu, hatta istenen tazminatın fahiş olduğunu, ayrıca davacının talep etmiş olduğu tazminat miktarının somut verilere dayanmadığını, faiz ve vekalet ücreti talebinin yersiz olduğunu,sonuç olarak davacının haksız ve yerinde olmayan davasının reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
3.Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.10.2018 tarihli ve 2018/353 Esas, 2018/387 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 11.10.2019 tarihli ve 2018/3729 Esas, 2019/2370 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 06.01.2022 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz isteminin esastan reddini talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Davacı vekilinin temyiz istemi; Hükmedilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğunu, müvekkili hakkında adli kontrol kararı bulunduğundan mahkemece bu hususa ilişkin değerlendirme yapılmadığını, hükmedilen vekalet ücretinin eksik olduğunu, belirtmiştir. B.Davalı vekilinin temyiz istemi; İstinaf merciince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, yeterince araştırma yapılmadığına, davanın tamamen reddi gerektiğine, cevap dilekçesinde beyanların tekrarı ile hükmün bozulması gerektiğine, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Davacının tazminata esas Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/555 Esas – 2018/340 Karar sayılı ceza dosyasında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 26.09.2017 - 29.09.2017 tarihleri arasında gözaltında kaldığını, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, kararın 27.06.2018 tarihinde kesinleştiğini ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacı hakkında derdest dosya bulunmadığını, gözaltı ve tutuklu kalınan sürelerin mahsup edilmediği, dava dilekçesinde her ne kadar davacının yurtdışı çıkış yasağı ve imza atmak suretiyle adli kontrollere tabi tutulduğundan bahisle maddi tazminat talep etmiş ise de; Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2014/12569 - 2015/3372 karar sayılı kararı da nazara alındığında, adli kontrol şartıyla salıverilme işleminin CMK'nın 141. maddesindeki tazminat isteme nedenleri arasında sayılmaması sebebiyle davacının buna ilişkin tazminat istemlerinin reddine karar verildiği belirlenerek, 140,40 TL maddi, 300,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/555 Esas – 2018/340 Karar sayılı ceza dosyasında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 26.09.2017 - 29.09.2017 tarihleri arasında 3 gün gözaltında kaldığını, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, kararın 27.06.2018 kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A.Davacı vekilinin temyiz talebi yönünden; 1.Tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiğinden davacı vekilinin manevi tazminatın eksik olduğuna yönelik temyiz talebi yerinde görülmemiştir.
3.Amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmak olan ve kamusal nitelik taşıyan ceza mahkemesinde, bazı koruyucu tedbirlere başvurulması gerekebilir. Bu tedbirler, muhakemenin yapılabilmesi açısından, delillerin karartılmasını önlemeye yönelik olabileceği gibi şüpheli ya da sanığın hazır bulundurulmasını veya ilerde verilecek hükmün yerine getirilmesini sağlamak amacını da taşıyabilir. Koruma tedbirleri kavramı içinde yakalama, gözaltına alma, tutuklama, arama ve el koyma, adli kontrol, gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme ve telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi konuları yer almaktadır. 466 sayılı Kanunda bu koruma tedbirlerinden yakalama, gözaltı ve tutuklama, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141. ve devamı maddelerinde ise yakalama, gözaltı, tutuklama, arama ve el koyma işleminden kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmininin düzenlendiği dikkate alındığında, davacı hakkında uygulanan yurtdışına çıkış yasağı ve imza atmak şeklindeki adli kontrol tedbirleri nedeniyle tazminat isteminin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. 4.5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin 9 uncu bendi uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu göre davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
B.Davalı vekilinin temyiz talebi yönünden; Tazminat talebinin esasını oluşturan dosyada gözaltında kalan ve yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedilen davacının 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının e bendi gereğince tazminata hak kazandığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, davanın kısmen kabulü kararında usul ve yasaya aykırı bulunmadığından davalı vekilinin temyiz talepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 11.10.2019 tarihli ve 2018/3729 Esas, 2019/2370 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.01.2024 tarihinde karar verildi.