Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/132 E. 2024/18 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/132
Karar No
2024/18
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat DAVA TARİHİ : 09.07.2018 HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 09.07.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; "müvekkilinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan soruşturma kapsamında 09.06.2016 tarihinde gözaltına alındığını, 10.06.2016 tarihinde tutuklandığını, 21.11.2017 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama neticesinde beraatine karar verildiğini, müvekkilinin yaklaşık 1,5 yıl cezaevinde kaldığını, bu nedenle görevinden ihraç edildiğini, bu durumun müvekkilinin çok ağır mağduriyetine sebep olduğunu belirterek; müvekkilinin haksız olarak tutuklandığı ve gözaltına alındığı süreler için fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla 8.500 TL cezaevinde yapmış olduğu masraflar, 20.000 TL avukatlık ücreti ile 80.000 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 108,500 TL maddi tazminatın ve 1.000,000 TL manevi tazminatın müvekkilinin gözaltına alınma tarihi olan 09.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek kredi faiziyle birlikte ile davalıdan tahsilini" talep etmiştir.

2.Davalı vekili 02.08.2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; "davanın süresinde açılmadığını, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir.

3.İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2019 tarihli ve 2018/373 Esas 2019/247 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.09.2020 tarihli ve 2020/1736 Esas 2020/1360 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 30.12.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; Bölge Adliye Mahkemesince davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşürülmesinin hukuka aykırı olduğuna, cezaevi masraflarının ve avukatlık ücretinin maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine , davacının askerlik hizmeti dönüşü haksız olarak gözaltına alınıp tutuklanması nedeniyle memuriyet derecesindeki yükselmeye bağlı olarak maaşında meydana gelen artış oranından yararlanamamadığından kazanç kaybı yaşadığını, bu nedenle maddi zararın göz altına alınıp tutuklandığı tüm süre için en son aldığı ücret üzerinden kıdemine bağlı maaşında meydana gelecek artışlar dikkate alınarak ve hükmedilen tazminatlara mevduata uygulanan en yüksek kredi faizi uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince; davacı ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 09.06.2016 tarihinde gözaltına alındığı, 10.06.2016 tarihinde tutuklandığı, 21.11.2017 tarihinde tahliyesine karar verildiği, yapılan yargılama sonucunda İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.05.2018 tarih ve 2017/728 Esas, 2018/279 Karar sayılı kararı ile atılı suçtan beraatine dair karar verildiği, verilen kararın 24.05.2018 tarihinde kesinleştiği, davanın 09.07.2018 tarihinde açıldığı, açılan davanın süresinde olduğu, böylece davacının maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı doğduğu, maddi tazminatın miktarı belirlenirken; dosya içinde alınan SGK hizmet bilgisi evrakı içeriği ile dosyada toplanan bilgi ve belgelere göre düzenlenen 16.05.2019 havale tarihli bilirkişi raporuna göre; 09.06.2016 - 21.11.2017 tarihleri arasında gözaltı ve tutuklu kaldığı süre için asgari geçim indirimi dahil 32.283,26 TL maddi tazminat hakkı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla; davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile bilirkişi raporuna göre belirlenen 32.283,00 TL maddi ve 53.000,00 TL manevi tazminatın davacının gözaltına alındığı 09.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince; yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı süreye ilişkin olarak Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca belirlenen net asgari ücret miktarı üzerinden yapılan hesaplama sonucunda belirlenecek miktarın maddi tazminat olarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve davacı lehine fazla manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hüküm fıkrasının; maddi tazminata ilişkin 1. maddesinde yazılı "32.283,00 TL" ibaresinin çıkartılarak yerine "24.097,30 TL" ibaresinin eklenmesi, manevi tazminata ilişkin 2. maddesinde yazılı "53.000,00 TL" ibaresinin çıkartılarak yerine "40.000,00 TL" ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/728 Esas, 2018/279 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 09.06.2016- 21.11.2017 tarihleri arasında 530 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 24.05.2018 tarihinde kesinleştiği, göz altına alınma/tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 1.Davacı vekili maddi tazminatın davacının askerlik hizmeti dönüşü haksız olarak gözaltına alınıp tutuklanması nedeniyle memuriyet derecesindeki yükselmeye bağlı olarak maaşında meydana gelen artış oranından yararlanamamadığından kazanç kaybı yaşadığını, bu nedenle maddi zararın göz altına alınıp tutuklandığı tüm süre için en son aldığı ücret üzerinden kıdemine bağlı maaşında meydana gelecek artışlar dikkate alınarak hesaplanmasını gerektiğine ve Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat miktarının asgari ücret üzerinden hesaplanarak maddi tazminat miktarının düşürülmesine ilişkin temyiz sebebi yönünden;

Kamu görevinden 29.04.2017 tarihinde ihraç edilen davacının maddi kaybının bu tarihten itibaren sonraki tutukluluk süresi için hesaplanması ve bu süreye ilişkin maddi tazminat miktarının ise davacının maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamaması nedeniyle tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanarak maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken, ihraç edildiği döneme kadar maaşından kaynaklı maddi zararlarının ödenmesi hususunda idari mercilere başvurması gerektiği gözetilmeden Bölge Adliye Mahkemesince gözaltı tarihinden ihraç tarihine kadar olan süreninde maddi tazminat olarak hükmedilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış olup, davacının ihraç edilmesinin idari işlem niteliğinde olduğu, koruma tedbirlerinden kaynaklanmadığı anlaşıldığından, mahrum kaldığı kazanç kaybı koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına konu edilemeyeceğinden bu talebin maddi tazminat kapsamına alınmamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere, vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

3.Davacının cezaevinde yaptığı harcamaların koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebine konu edilemeyeceğinden, bu giderin maddi tazminat kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

4.Hükmedilen maddi ve manevi tazminatlara yasal faiz uygulanmasında hukuka aykırılık görülmemekte olup, bu nedenle davacı vekilinin mevduata uygulanan en yüksek kredi faizi uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz nedeni yerinde görülmemiştir.

5.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR Gerekçe bölümünün (5) numaralı bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.09.2020 tarihli ve 2020/1736 Esas 2020/1360 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.01.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/132, K. 2024/18, T. 08.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-132-e-2024-18-k-13bfe983dea9