Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/5137 E. 2025/4503 K. – Taksirle Yaralam

Konu: Taksirle Yaralama

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2021/5137
Karar No
2025/4503
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Yaralama

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/171 E., 2020/535 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanık hakkında kurulan hükmün; sanık ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 22/3, 62/1, 50/1-a, 52/2-4, 53/6. maddeleri uyarınca 13.600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ilişkin verilen kararın, sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 22.09.2021 tarihli ilâmıyla sanık hakkında verilen kararın bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 22/3, 62/1, 50/1-a, 52/2-4, 53/6. maddeleri uyarınca 13.600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık ve katılan vekilinin temyiz istemleri hakkında hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanığın temyiz isteği; lehine olan hükümlerin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmamasına, katılanların zararlarının sigorta şirketince karşılanmış olduğuna, tayin edilen cezanın hakkaniyetten uzak olduğuna, kararın bozulması talebine ilişkindir. B. Katılan vekilinin temyiz isteği; temyiz konusu davanın takibini katılan vekili olarak yapmış olmakla birlikte duruşmalara da iştirak edilmiş olmasına rağmen tarafları lehine vekalet ücretine hükmedilmediğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü saat 08:20 sıralarında sanığın, 1,93 promil alkollü vaziyette sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahal dışında, iki yönlü, üç şeritli asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, şerit ihlali yaparak karşı şeritten gelen katılan ...'ün kullandığı kamyonete çarptığı ve kaza neticesinde katılanlar ... ve ...'ün basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte hafif şekilde, katılan ... ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte, mağdur ...'in basit bir tıbbi müdahale ile giderilemez, yaşamını tehlikeye sokacak, hayatı fonksiyonlarını ağır (5) etkileyecek nitelikte kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralandıkları, kazanın meydana gelmesinde sanığın tamamen kusurlu olduğunun mahkemece kabul edildiği ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 89/4.maddesinde düzenlenen taksirle yaralama suçundan mahkûmiyetine ilişkin kararın sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 16.01.2020 tarihli ilâmıyla; "...Duruşmadan bağışık tutulmaya yönelik bir talebi bulunmayan sanığın, 08.04.2015 tarihinde talimat mahkemesince alınan beyanı sırasında, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulmadan, sanığın, CMK'nın 196/2. maddesine aykırı şekilde yapılan sorgusuna dayalı olarak yokluğunda mahkumiyet kararı verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması..." gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmesine üzerine Mahkemece uyma kararı verildikten sonra sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 22/3, 62/1, 50/1-a, 52/2-4, 53/6. maddeleri uyarınca 13.600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşılmakla, sanık ile katılan vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1.Olay günü saat 08:20 sıralarında sanığın, 1,93 promil alkollü vaziyette sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahal dışında, iki yönlü, üç şeritli asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, şerit ihlali yaparak karşı şeritten gelen katılan ...'ün kullandığı kamyonete çarptığı ve iki kişi nitelikli olmak üzere, toplam dört kişinin yaralanmasına neden olduğu olayda; olay anındaki alkol düzeyi yaklaşık 1,93 promil olan sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği sabit ise de, bilinçli taksir oluşturan hâlin güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olarak araç kullanmaktan ibaret olduğu, anılan olayda alkollü araç kullanma dışında bilinçli taksir halini oluşturan başkaca bir halin bulunmadığı, bu durumda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12-701 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; somut olayın özellikleri de gözetilerek, bilinçli taksir oluşturan hâlin, niteliği, gerçekleştirilme şekli ve sayısı gibi kriterlere göre bir değerlendirme yapılıp, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçiminde düzenlenen orantılılık ilkesine de aykırı düşmeyecek şekilde artırım oranı belirlenmesi gerekirken, temel cezada üçte birden yarıya kadar artırım öngören TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca, "...sanığın kaza anında 193 promil alkollü olması nedeniyle suçu bilinçli taksirle işlediğinden cezasının TCK'nun 22/3. maddesi uyarınca takdiren 1/2 oranında arttırılmasına..." şeklindeki yetersiz gerekçeyle üst sınırdan (1/2) oranında artırım yapılmasının isabetsiz ve orantılılık ilkesine de aykırı olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında fazla cezaya hükmolunması, 2.Mahkemece 1 yıl 6 ay olarak belirlenen cezada TCK'nın 22/3. maddesine göre 1/2 oranında artırım yapılırken, sanığın 2 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, 1 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek sanık hakkında eksik ceza tayini, 3.Yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kabul ve uygulamaya göre; 5237 sayılı TCK'nın 50/4. maddesinde, taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezasının uzun süreli de olsa, diğer koşulların varlığı halinde adli para cezasına çevrilebileceği, ancak, bu hükmün, bilinçli taksir halinde uygulanmayacağı belirtilmiş olmasına karşın, meydana gelen olayda bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu mahkemece de kabul edilen sanık hakkında tayin edilen uzun süreli hapis cezasının paraya çevrilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle, Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık ile katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/5137, K. 2025/4503, T. 14.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2021-5137-e-2025-4503-k-17defa7ab9f3