Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/4710 E. 2025/4095 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/4710
- Karar No
- 2025/4095
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2016/236 E., 2018/963 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 53/6 ve 63/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafii ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 53/6 ve 63/1. maddeleri uyarınca 5 yıl 13 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafinin temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz sebepleri; Taşköprü Asliye Ceza Mahkemesince alınan 09.03.2018 tarihli talimat savunmasında Ceza Dairesince alınan kusur raporunu kabul etmediklerini beyan etmelerine rağmen bu raporun hükme esas alınması doğru olmadığına, zira Adli Tıp Kurumu kusur açısından son kurum olmayıp, hükme esas alınan raporun oluşa uygun olmadığına, sanığın bilinçli taksirle hareket ettiğine dair dosyada bir bulgu olmadığına, zira sanığın içkinin tesiri ile güvenli araç kullanma yeteneğini kaybettiğine dair alınmış rapor bulunmadığına, sanık hakkında alt sınırdan fazla uzaklaşılmak suretiyle fazla cezaya hükmolunduğuna, kanuna ve hukuka aykırı olarak verilmiş olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü saat 00:30 sıralarında 1,67 promil alkollü vaziyette olan sanığın sevk ve idaresindeki kamyonetle Halaçlı Köyü yönünden gelip Köy Yolu üzerinden Çaycevher Köyü yönünde meskun mahal dışında, gece vakti aydınlatma olmayan ıslak zeminli asfalt virajlı eğimli yolda seyir halindeyken, olay yeri sağa viraj çıkışında frenli vaziyette sol şeride geçirdiği aracının sol yan-ön kısımları ile, karşı yönden gelmekte olan ölen sürücü ... ...'nun sevk ve idaresindeki otomobilin sol ön kısımlarının karşılıklı çarpışması sonucu otomobil sürücüsü ... ...'nun öldüğü, aynı araçta yolcu olarak bulunan katılan ... ...'nun vücudunda orta derecede (3) kemik kırığı olacak şekilde, katılan ... ...'nun ise hayati tehlike geçirecek, vücudunda ağır derecede (6) kemik kırığı olacak ve organlarından birinin işlevinin yitirilmesi olacak şekilde yaralandığı, mahkemece Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 07.10.2016 tarihli raporu hükme esas alınarak sanığın, kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu, sanığın 1,67 promil alkollü olması nedeniyle de eyleminde bilinçli taksir koşullarının gerçekleştiği kabul edilmiş ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sanık müdafii ve katılanlar vekilinin istinaf başvuruları üzerine duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemiş ancak; Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Komisyonundan kusur durumuna ilişkin rapor alınmış ve asli kusurlu olan sanık hakkında alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak temel ceza tayini gerektiğinin gözetilmemesi ile bilinçli taksir uygulamasında yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden soyut takdiren sözcüğüne dayanarak en üst oranda artırım yapılmasının kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE ve KARAR Sanık hakkında belirlenen temel cezasında, 5237 sayılı TCK'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 1/3 oranında artırım yapılması sırasında hesap hatası sonucu 7 yıl 4 ay hapis cezası yerine, 6 yıl 16 ay hapis, yine bu cezasından TCK'nın 62.maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken 6 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası yerine, 5 yıl 13 ay 10 gün hapis cezasına hükmedilmek suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2025 tarihinde karar verildi.