Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/10386 E. 2025/6843 K.
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/10386
- Karar No
- 2025/6843
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
SAYISI : 2018/1757 E., 2020/1550 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii, katılanlar ..., ... vekili, katılan ... vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6 maddeleri uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 3 ay süreyle geri alınmasına, kararı verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılanlar vekilinin, sanık müdafiinin, müşteki şirket vekilinin istinafı ile istinaf merci istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 53/6. maddeleri uyarınca 3 yıl 10 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 1 yıl süreyle geri alınmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin kabulü ile bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği, istinaf kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece alınan raporların hatalı olduğunu, müvekkilinin kanında bulunan alkol miktarı ile kaza arasında illiyet bağının bulunmadığını, hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen tanığın mahkemece dinlenilmesi gerektiğini, hükmün gerekçesiz olduğunu, maddi gerçeğin aydınlatılmadığını, mahkumiyet kararı verilmemesi gerektiğini, istinaf merciince bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmaması gerektiğini, katılanlar vekilinin temyiz isteği, sanık asli kusurlu olduğundan daha fazla cezaya hükmedilmesi gerektiğini, ailenin zararı karşılanmadığından takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiğini, müvekkiller bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, sanık müdafiinin temyiz talebinin kabul edilmemesi gerektiğini, katılan şirket vekilinin temyiz isteği, sanık hakkında üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğini, bilinçli taksir arttırımının üst limitten olması gerektiğini, takdiri indirim sebebinin uygulanmaması gerektiğini, sanık aleyhine kararın bozulması gerektiğini, belirtmiştir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü gündüz vakti, meskun mahal dışında, havanın açık, yolun kuru, yol platform genişliğinin 10 metre, asfalt kaplama, düz, eğimsiz, aydınlatması olmayan, bölünmüş, iki şeritli, 300 metre emniyet şeridinin olduğu, devlet kara yolunda olduğu halde, sanık ...'un sevk ve idaresindeki kamyonet ile Aksaray istikametine seyir halinde iken geldiği olay mahalli yol bölümünde, sağ şeritte önünde gitmekte olan tanık sürücü ... idaresindeki çekiciye takılı yarı römorka sol arka taraftan aracının sağ ön kısmı ile çarpmasıyla, sanığın yanında yolcu olarak bulunan ...'nın ölümüyle sonuçlanan olayda, mahkemece, asli kusurlu olarak kabul edilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetine kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular, Bölge Adliye Mahkemesince isabetli görülmüşse de, tam ve asli kusurlu olarak bir kişinin nedeniyle takdir edilen temel ceza miktarı orantılılık ilkesine aykırı şekilde az bulunmuş, kaza akabinde yapılan ölçümde 0,51 promil alkollü olması nedeniyle eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilmiş, müşteki ... .........A.Ş'nin CMK'nın 238. maddesinde öngörülen yöntemlerle davaya katılma isteminde bulunduğunun anlaşılması karşısında adı geçen müşteki şirketin katılmasına karar verilmiş, sanığın sürücü belgesinin olaydaki kusurunun derecesi nazara alınmak suretiyle orantılılık ilkesine aykırı şekilde az bulunmuş, duruşma açılarak yeniden yargılama yapılma yoluna gidilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR A. Katılan şirket vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde; Sanığın kullandığı aracın sahibi olan ... CMK'nın 237/1. maddesi gereğince malen sorumlu sıfatıyla CMK'nın 237/1. maddesi gereğince sanık yanında, sanığın lehine davaya katılma hakkının bulunduğu, katılma kararının sanık aleyhine hükmü temyiz etme hak ve yetkisi vermediği, aracının hasarından dolayı sanıktan şikayetçi olan araç sahibi ile sanık arasındaki uyuşmazlığın hukuki ilişkiden kaynaklanması nedeni ile malen sorumlu ... vekilinin temyiz isteminin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305/1.fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, ... vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ... hakkında kurulan hükme karşı sanık müdafinin temyiz talebinin incelenmesinde; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, katılanlar vekilinin tüm, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1. Adli Tıp Kurumunun bilimsel verilere dayanarak oluşturduğu görüşlere ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, 100 promilden fazla alkol miktarı güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracağından, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğinin kabul edildiği ve Adli Tıp uygulamalarına göre kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte alkol oranının her saat ortalama 0,15 promil azaldığının kabulünün gerekeceği; sanığın kazadan yaklaşık 45 dakika sonra doktor raporuna göre alkolmetre ile yapılan ölçüm sonucunda 51 promil alkollü vaziyette olduğu dikkate alındığında, olay anında yaklaşık 62 promil alkollü olduğu anlaşılan sanığın savunmasının aksine, almış olduğu alkolün verdiği etki ile emniyetli bir şekilde araç kullanamayacak olmasına rağmen araç kullandığına dair dosyaya yansıyan ve itibar edilir nitelikte bir delil bulunmadığı dikkate alındığında bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı gözetilmeden sanık hakkında TCK'nın 22/3. maddesinin tatbiki suretiyle, fazla cezaya hükmolunması, 2.Suçtan doğrudan zarar görmeyen ...'nin katılan olarak kabul edilerek lehine vekalet ücreti hükmolunması, 3.Sanığın aşamalarda alınan beyanlarında tır sürücüsünün bankette gittiği, kendisinin sağ şeritte gittiğini, tırı sollamak isterken tır sürücüsünün sola manevra yaptığı ve kornaya basması sonucu kendisini farketmesi nedeniyle sağa tekrar döndüğünü beyan etmesi karşısında, söz konusu dosyada hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen ... plakalı çekiciye takılı ... plakalı römork sürücüsünün tanık sıfatıyla beyanın alınmaması suretiyle eksik araştırmayla hüküm kurulması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2025 tarihinde karar verildi.