Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7084 E. 2026/4561 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7084
- Karar No
- 2026/4561
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/452 Esas, 2025/795 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/390 E., 2023/849 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin keşideci, 2002 yılından bu yana kayıp ve hakkında gaiplik kararı çıkartılan oğlu ...'in lehtar olduğu açık bononun alacaklı tarafından doldurularak 11.10.2002 tarihinde takibe konduğunu, lehtar tarafından yapılan icra takibinin zaman aşımı itirazları üzerine icra hukuk mahkemesince iptal edilerek kararın kesinleştiğini, müvekkilinin, teminat olarak kullanacağını düşünerek bonoyu oğlu için düzenlediğini, oğlunun bonoyu açık olarak alacaklıya vereceğini düşünemediğini, hataya düştüğünü, bononun müvekkilinin bilgisi dışında doldurulduğunu, müvekkilinin bu bono nedeniyle borcunun bulunmadığını, tarafların edimleri arasında büyük oransızlık olduğunu, 2002 yılında açılan taklibin kesinleşmesi ile zaman aşımı süresinin başladığını, icra takiplerinde, icra takip işlemlerinin zamanaşımını kestiğini, alacaklı vekilinin dosyaya açtığı her talebin icra takip işlemi olmadığını, zaman aşımını da kesmediğini, alacaklının icra dosyasında dönem dönem Yasa ve Yargıtay'ın icra takip işleminde saydığı işlemleri yapmadığını, müvekkilince bononun zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle açılan icranın geri bırakılması davasının soyut bir gerekçe ile reddedildiğini, karara karşı yaptıkları istinaf taleplerinin de reddedildiğini, 08.01.2010 tarihi ile 19.08.2013 tarihi arasında 3 yıl, 7 ay, 11 gün geçtiğini bononun zaman aşımına uğradığını, kararı temyiz ettiklerini, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından da temyiz taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin mal varlığının yasal tehdit altında olduğunu, bono hata ve aldatma neticesinde verildiğinden, edimler arasında orantısızlık nedeniyle gabin bulunduğunu ileri sürerek bononun iptali ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kötü niyetli olarak açıldığını, dava konusu icra takibinin 2002 tarihli olduğunu, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, hata, aldatma ve gabin yönünden hak düşürücü sürelerin geçtiğini, bononun zaman aşımına uğramadığını, davacı tarafından takip konusu bononun zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle icranın geri bırakılması ve takibin iptali talepli dava açıldığını, davanın reddedildiğini, kararın kesinleştiğini, davaya konu olan icra dosyasının 11.10.2002 yılında açıldığını, 20 yıllık süre içerisinde davacı borçlu tarafından kendi rızası ile icra dosyasına ödeme yapılmadığını, davacı borçlunun borcunu ödememek adına mal varlığını eşi ve yakını üzerine kaçırdığını ve iptal davaları açıldığını, iptal edilen taşınmazların ve menkullerin cebri icra yolu ile satışının yapıldığını, davacı tarafın asılsız iddialar ile borçtan kurtulmak amacı ile gerçek dışı beyanlarda bulunduğunu, iş bu davanın açılmasına sebep olan 08.01.20 10... .06.2014 tarihleri arasındaki zaman diliminde devam eden onlarca dava nedeniyle zaman aşımı süresinin kesildiğini, bu tarihler arasında icra dosyasında işlem yapılmadığı iddiasının asılsız olduğunu, bu tarihler arasında işlemler yapıldığını, davacı tarafın bononun açık bono olduğunu belirttiğini, bononun açık bono olduğunu iddia eden davacının senede karşı iddialarının sadece yazılı delil ile ispatlayabileceğini savunarak davanın reddine, kötü niyetli davacının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gabin iddiaları yönünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 28. maddesi gereğince takipten itibaren bir ve beş yıllık hak düşürücü sürenin fazlası ile geçtiği, hata ve hile iddiası yönünden de TBK'nın 39. maddesi uyarınca davacının hata ve hileyi en geç öğrendiği tarih olan takip tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle fazlası ile geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda mahkemece uyuşmazlık konusu olaya 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 21. ve 31. maddeleri uygulanması gerekirken TBK'nın 28. ve 39. maddelerinin uygulanması hatalı ise de icra takip tarihi ile dava tarihi arasında bir yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, yapılan yanlışlığın sonucu etkilemediği, dolayısıyla davacının hata, hile ve gabin hukuksal nedenlerine dayalı menfi tespit davasının reddinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerine gelindiğinde ise Mahkemece menfi tespit davası zamanaşımının dolmadığı gerekçesiyle esastan reddedildiği halde kendisini vekille temsil eden davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı lehine maktu vekalet ücreti taktir edilmesinin hatalı görüldüğü, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın reddine, davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hesaplanan 447.097,52 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibine dayanak bononun hata, hile ve gabine dayalı olarak ele geçirilerek takibe konu yapıldığını ve takip aşamasında icra dosyasının işlemsiz bırakılarak zamanaşımına uğradığı iddiasına dayanan menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 14.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.