Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6441 E. 2026/3246 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6441
- Karar No
- 2026/3246
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1213 Esas, 2025/1492 Karar HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/140 E., 2025/341 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin takip dayanağı faturalarda belirtilen mal ve hizmetleri davalıya verdiğini, borçlu şirketin faturalarda belirtilen mal ve hizmeti almış olmasına rağmen, mal ve hizmet bedellerini ödemediğini, davalı hakkında Milas İcra Müdürlüğünün 2022/2982 E. sayılı dosyasında icra takibine girişildiğini, davalı tarafından İcra Müdürlüğü'nün yetkisine ve takip konusu borca itiraz edildiğini, takip ve dava da Milas İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkisinde olduğunu, davalının borcu olmadığını iddia etmesine rağmen davacı şirkete 2.549,69 euro ödeme yaptığını, davalının aralarında sözleşme olmadığını, ancak ticari ilişkinin varlığını kabul ettiğini, ancak bu ticari ilişki gereği borcu olmadığını iddia ettiğini, davalının ticari ilişkiyi kabul edip, borcu olmadığı iddiaları nedeniyle ispat yükünün davalıya geçtiğini, davalının bu iddialarına yönelik hiçbir yazılı belge ibraz etmediğini, taraflar arasında doğan borç ilişkisinin yabancı para borcu olduğunu, davalının Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara dayanarak yabancı para cinsinden ödeme yükümlülüğünün kararlaştırılamayacağını ileri sürdüğünü, “06.10.20 18... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara İlişkin Tebliğ'in 8. maddesinin dokuzuncu fıkrasında "Türkiye'de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür. Ancak sözleşme konusu ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi zorunludur" hükmü uyarınca döviz cinsinden ve dövize endeksli sözleşmeler başlıklı 8'inci maddede döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak yapılabilecek ve yapılamayacak sözleşmelere yer verildiğinin açıkça belli olduğunu, borçlu tarafça ortaya konulan bu yöndeki itirazın hukuka aykırı olduğunu, borçlunun ödeme yükümlülüğünden kurtulmak amacıyla "likit " borcuna ilişkin açılan bu takibe itiraz ettiğini ve takibin durmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle davacının haksız ve kötü niyetli takibe itiraz etmesinden dolayı %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine, davalının Milas İcra Müdürlüğü 2022/2982 E. sayılı takibe yapmış olduğu itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında ticari ilişkinin kapsamı ve uyuşmazlık konuları hakkında her iki tarafın ilgili ticarete ilişkin yıllara ait ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmış olmakla alınan bilirkişi raporları uyarınca davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olduğu, davacının ticari defter kayıtlarında davalıya ait TL ve euro bazında hesap takibi yapıldığı, davacının ticari defterleri uyarınca takibe konu faturalardan dolayı 44.013,07 euro alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davacının faturaların ödenmesi ile ilgili davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin herhangi bir ihtarnameye rastlamadığından davalının temerrüde düşürülmediği ve suretle takibe konu faturalardan kaynaklı işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, davalı firmanın ticari defterlerinde davaya konu döviz faturalarının tamamının kayda alındığı, davalı tarafça düzenlenen faturalara dair çekler verilerek bir kısım çeklerin iade alındığı tespit edilmekle, davacı defter kayıtlarının davalı taraf ticari deftlerleriyle uyumlu olduğu bu suretle takibe konu alacak miktarı olan 44.013,07 euro tutarında davacının alacaklı olduğunun ispatlandığı, euro cinsinden olan alacağa dair başlatılan takibe davalının haksız itiraz ettiği kanaati ile alacağın dava tarihindeki kur karşılığı baz alınarak %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile Milas İcra Dairesinin 2022/2982 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın 44.013,07 euro asıl alacak üzerinden iptaline, takibin asıl alacak üzerinden devamına, işlemiş faize yapılan itirazın iptali isteminin reddine, kabul edilen miktar olan 44.013,07 euronun takip tarihi olan 12/08/2022 tarihi itibari ile efektif satış kur karşılığı olan 18,5297 TL ile çarpımı sonucu 815.548,98 TL nin %20'sine tekabül eden 163.109,79 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1530.maddesinin yalnızca mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanacağı, ancak, TTK'nın 1530. maddesinin mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup, satış sözleşmelerine uygulanmayacağı, somut olaydaki uyuşmazlığın mal alım satımına dayalı ticari ilişkiye dair düzenlenen faturalara dair başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, bu sebeple icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 117. maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesinin gerektiği, somut olayda, faturalara dayalı alacak yönünden takip öncesinde bir temerrüt uyarısının bulunmadığının sabit olduğu, Vergi Usul Kanunu (VUK) hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan tarihin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve salt faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemeyeceği ve taraflar arasında da sözleşme ile ödeme günü kararlaştırılmadığı için davacı alacaklının icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamayacağı, bu nedenlerle davacının işlemiş faiz isteminin reddine ilişkin hükme yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, mal ve hizmet alım-satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılan takibe karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının, özellikle Mahkemenin takip tarihi öncesindeki temerrüt oluşmadığına dair tespiti doğru olmakla, davalının temerrüdünün ödeme emrinin tebliği üzerine ödeme emrinde belirtilen 7 günün dolması ile oluştuğu, bu durumda temerrüt tarihinden faiz işletilmesine karar verilmemişse de sadece işlemiş faiz yönünden takibin devam edeceği, takip talebinde belirtilen oranda asıl alacağa faiz işleyeceğinin anlaşılmış olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.