Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5692 E. 2026/2577 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5692
Karar No
2026/2577
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI :2024/56 Esas, 2025/969 Karar HÜKÜM :Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ :Gebze Asliye ... Mahkemesi SAYISI :2023/208 E., 2023/848 K.

Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ve ek kararı davacı asıl tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; davalıların kendisine verdikleri 125.000,00 TL tutarındaki borç karşılığında 300.000,00 TL tutarlı bonoyu korkutma, tehdit ve müzayaka halinden yararlanarak aldıklarını, senetteki vade tarihlerinin sonradan eklendiğini, soruşturma aşamasındaki davalı beyanlarından, borcun 125.000,00 TL olduğunun ve senetteki nakden ibaresinin talil edildiğinin anlaşıldığını ileri sürerek senede fazladan yazılan 175.000,00 TL yönünden davalılara borçlu olmadığının tespitine ve Gebze İcra Müdürlüğünün 2020/25575 E. sayılı dosya ile yürütülen takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu bonodaki borç miktarının olması gerekenden fazla yazıldığı yönündeki iddiasını yazılı deliller ile ispatlayamadığı, irade fesadı hallerine ilişkin delilin de bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı asıl tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanmasının gerektiği, davacının buna ilişkin yazılı bir delil sunamadığı, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile neticelenen soruşturma dosyasından, davacının iradesinin fesada uğratıldığına dair delilin de bulunmadığının tespit edildiğinin anlaşıldığı, davalıların borcun 125.000,00 TL olduğu yönünde bir ikrarlarının da bulunmadığı, yine senedin ihdas nedeni olarak yazılan “nakden” ibaresini talil etmedikleri, yani senedin mal karşılığı düzenlendiği yönünde bir beyanlarının da olmadığı, davacının üzerine düşen ispat külfetini dosya kapsamıyla yerine getiremediği, ancak davalılardan ..'ın takip alacağını diğer davalıya devrettiği, temlikin icra dosyasına 15.06.2021 tarihinde bildirildiği, dolayısıyla davalılardan ...’ün anılan takipte alacaklı sıfatının kalmadığı, eldeki davanın alacağın temliki sözleşmesinden sonra 15.03.2022 tarihinde açıldığı da dikkate alındığında davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken bu davalı yönünden de esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, ... yönünden davanın reddine, ... bakımından davanın pasif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince 10.09.2025 tarihli ek karar ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi gereğince kararın temyiz edilemez kararlardan olduğu gerekçesi ile temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş, ek karar da davacı asıl tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 22. maddesi ile HMK'nın ek 1 nci maddesine eklenen fıkra ile “(3) İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtay'ın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır.” düzenlemesi yapılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar 10.09.2025 tarihli ek karar ile hükmün, dava değeri (175.000,00 TL) itibariyle kesin olduğu belirtilmiş ise de eldeki dosyada 14.03.2023 tarihli kaldırma kararı bulunmakta olup İlk Derece Mahkemesinin ilk karar tarihindeki temyiz sınırı 107.090,00 TL olduğundan ve davacı yanca temyize getirilen miktarın bu sınırın üzerinde olduğu anlaşıldığından ek kararın kaldırılarak davacı asılın temyiz isteminin incelenmesine geçilmiştir.

2.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesinin 10.09.2025 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı asılın asıl karara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5692, K. 2026/2577, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-5692-e-2026-2577-k-918e57e08167