Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5090 E. 2026/2199 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5090
- Karar No
- 2026/2199
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/698 Esas., 2025/1188 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/611 E., 2021/808 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 02.09.2008 tarihinde dava dışı ... Mağazası Elektrikli Ev Aletleri Limited Şirketi aleyhine İstanbul 1. İş Mahkemesinde açtığı alacak davasının kabul edildiğini, alacakların tahsili için icra takibi başlatıldığını, dava dışı şirketin 14.10.2014 tarihinde tasfiyeye girdiğini, tasfiye memuru olarak davalının atandığını, şirket ortağı olan davalının tasfiye hâlinde bulunan şirketin faal olduğu dönemde başlamış ve sonuçlanmamış iş ve işlemleri tamamlamamak suretiyle 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 445. maddesi uyarınca müvekkilinin alacağı ile ilgili sorumluluğunu yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini, zarara uğradığını, 6762 sayılı TTK'nın 224. maddesi uyarınca davalının bu zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin maddi zararının ve kötüniyet tazminatının İstanbul 1. İş Mahkemesinin 2008/507 E. sayılı dosyasındaki karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacının iş akdinin dava dışı şirketin kapanıp tasfiyeye gireceği gerekçesi ile 15.07.2008 tarihinde feshedildiğini, bilahare davacının 02.09.2008 tarihinde şirket aleyhine işçi alacağı davası açtığını, bu dava sürerken şirketin tasfiye kararı aldığını, bu kararın alacak davası içerisinde davacı tarafından öğrenildiğini, kanunen tasfiye kararının ilân edildiğini ve alacaklılara üç kez ilân yapıldığını, davacının söz konusu ilânlara rağmen alacağının tasfiye masasına kaydedilmesi için başvuruda bulunmadığını, tasfiyenin 14.12.2009 tarihinde sonuçlandığını, 24.12.2009 tarihinde bu hususun ilân edildiğini, tasfiye kapandıktan sonra davacının açtığı davanın neticelendiğini, davacının aldığı ilâmı icra takibine koyduğunu ve alacağını tahsil edemediğinden bahisle işbu davayı açtığını, müvekkilinin davada taraf sıfatı bulunmadığını, davacının şirketin tasfiye sürecine girdiğini bildiğini, herhangi bir başvuru yapmadığını, defterlerde de kayıtlı olmayan bir alacak nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı şirketin 17.11.2008 tarihli karar ile tasfiye sürecine girdiği, davalının tasfiye memuru olarak atandığı, ... Gazetesi'nde alacaklılara ilân çağrılarının 28.11.2008, 05.12.20 08... .12.2008 tarihlerinde, tasfiyenin kapatıldığının ise 30.12.2009 tarihinde ilân edildiği, şirketin sicil kaydının 24.12.2009 tarihinde terkin edildiği, davacının İstanbul 1. İş Mahkemesinin 2008/507 E. sayılı dosyasında dava dışı şirket aleyhine açtığı işçi alacağı davasında, dava dışı şirket vekili tarafından dosyaya sunulan 07.06.2010 tarihli dilekçe ile şirketin tasfiye sürecine girdiğinin beyan edildiği, Mahkemece ... Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye istinaden, şirketin tasfiye sürecine girdiğine dair kararın, alacaklılara ilân çağrılarının ve tasfiyenin kapatıldığına dair kararın ilânlarına dair Sicil Gazetesi suretlerinin dosyaya gönderildiği, eldeki dosya davalısı tasfiye memuru tarafından sunulan 28.11.2010 tarihli dilekçe ile şirketin tasfiyesinin kapatıldığının Mahkemeye bildirildiği, Mahkemece, 30.11.20 10... .06.2011 tarihli bilirkişi raporları ve davacının ıslahı doğrultusunda 02.09.2008 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verildiği, davacının söz konusu ilamı İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2012/9853 sayılı dosyasından 15.12.2011 tarihinde icraya koyduğu, dava dışı şirket vekiline 03.05.2012 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrinin, şirket vekilince 10.05.2012 tarihinde şirketin tasfiyeye girdiğinden bahisle iade edildiği, davacı tarafından bu aşamada icra dosyasının işlemsiz bırakıldığı ve 10.10.2014 tarihinde yenilendiği, eldeki davanın 11.11.2014 tarihinde açıldığı, davacının sorumluluğu dayandırdığı ve usulüne aykırı olduğunu iddia ettiği tasfiye sürecinin başlangıç ve bitiş tarihleri dikkate alındığında somut olayda mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 224. maddesinde yer alan tasfiye memurlarının sorumluluğuna ilişkin hükümler çerçevesinde değerlendirilme yapıldığı, 6762 sayılı TTK'nın 38. maddesi uyarınca; ticaret sicili kayıtlarının nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üçüncü kişiler hakkında, tescilin ... Gazetesi'nde ilân edildiği; ilânın tamamı aynı nüshada yayımlanmamış ise, son kısmının yayımlandığı günü izleyen iş gününden itibaren hukuki sonuçlarını doğurduğu, davacının, tasfiye sonucu sicilden terkin edilen dava dışı şirketten olan alacağını şirketin tasfiye ve terkin edilmiş olması sebebiyle tahsil edemediği, tasfiye memuru olan davalının 6762 TTK'nın 224. maddesi uyarınca zarardan sorumlu olduğundan bahisle işbu davayı 11.11.2014 tarihinde açtığı, zararın doğmasına sebep olduğu ileri sürülen tasfiyenin, kapatıldığının 30.12.2009 tarihinde ... Sicil Gazetesi'nde ilân edildiği, tasfiyenin kapatılmasının bu tarih itibariyle davacı hakkında hukuki sonuç doğurduğu ve davacının bu tarih itibariyle tasfiye memurunun davalı olduğunu öğrenmiş kabul edileceği, iş bu davaya konu ettiği zararın, İstanbul 1. İş Mahkemesinin 2008/507 E. sayılı dosyasında en geç 30.11.2010 tarihli bilirkişi raporu ile öğrendiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 154/2 ve 156 maddeleri uyarınca 15.12.2011 tarihinde takip açılmış olması ile zamanaşının kesildiği ve yeniden işlemeye başladığının kabulü halinde dahi 15.12.2013 tarihi itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay içtihatlarına göre ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için davacının davalıya atfetmiş olduğu eylemlerin ceza kanunlarına göre suç teşkil etmesi gerektiği, somut olayda davacının, davalının tasfiye memuru olarak TTK'daki hükümlere aykırı davrandığını, derdest davaya rağmen tasfiyenin sona erdirilerek şirketin sicilden terkin edildiğini ileri sürdüğü, bu iddianın gerek ceza Kanununda gerekse ilgili kanunlarda suç teşkil eder nitelikte olmadığı, tasfiye memuru ceza hukuku yönünden kamu görevlisi gibi sorumlu tutulamayacağından, aleyhinde görevi ihmal, görevi kötüye kullanma ve zimmet gibi suçlardan inceleme yapılamayacağı, güveni kötüye kullanma ve/veya sahtecilik suçları ile ilgili olarak herhangi bir iddiada bulunulmadığı gibi dosya içerisinde de bu hususta herhangi bir bilgi ve belgenın yer almadığı, ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, tasfiye memurunun sorumluluğuna dayalı tazminat talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.