Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3303 E. 2024/5476 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3303
Karar No
2024/5476
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/917 Esas, 2023/424 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/612 E., 2020/611 K. Taraflar arasındaki yargılamanın menfi tespit veya terditli olarak borcun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacılar ... ve ...'in davasının açılmamış sayılmasına, diğer davacı şirketin davasının reddine karar verilmiştir. Kararın davacı şirket kayyımı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı şirket kayyımı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka ile müvekkili şirket arasında 18.10.1988, 11.07.1989, 30.11.1989 tarihli kredi sözleşmeleri ve 16.02.2005 tarihli erteleme kredileri ek sözleşmesi imzalandığını, 16.02.2005 tarihli sözleşmenin kapsam başlıklı 1 inci maddesinin 1.2 nci bendinde, asıl alacak olan 338.001.352.714 TL'nin neye göre hesaplandığı belirtilmeyen faizlerin de eklenerek 2.852.915.420.638 TL ana para borcu kabul edildiğini, emredici kanunlara aykırı ve geçersiz sözleşme ile kabul edilen bu borcun büyük bir kısmının müvekkili şirketçe ödendiğini, sözleşmenin faiz uygulamasını düzenleyen 3/2, 3/3, 3/5 ve 3/6 maddelerinin geçersiz ve emredici yasalara aykırı olduğunu, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki emredici hükümlere aykırı kredi sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, emredici hukuk normuna aykırı bir sözleşmenin 818 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kesin hükümsüz olduğunu, bu nedenle kesin hükümsüzlük müeyyidesi ile karşılaşan sözleşmenin baştan itibaren geçersiz olduğunu, sözleşmenin kefalete ilişkin 18 inci maddesindeki düzenlemede yer alan kefilin kredi sözleşmesinin imzalanmasından önce veya sonra doğacak ve ne kadar olduğu bilinmeyen borçlardan da sorumlu olacağına ilişkin düzenlenen 818 sayılı Kanun'un 484 üncü maddesine aykırı olduğunu, sözleşmenin kefaletle ilgili maddesinin ayrıca aynı Kanun'un 502 nci maddesi başta olmak üzere 490, 493 ve 494 üncü maddelerine de aykırı ve geçersiz olduğunu, sözleşmenin 13 üncü maddesinde yer alan banka kayıt ve defterlerinin kesin delil olacağı yönündeki düzenlemenin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 85 inci maddesine ve Anayasa'nın 36 ncı maddesinin birinci fıkrasına aykırı olduğunu, davalı tarafın bu sözleşme ile olduğunu kabul ettiği ve ödenmemiş 913,00 TL civarında kalan alacağı için Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2003/1366 E. sayılı dosyası ile takibe geçtiğini, Denizli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2003/93 E. sayılı dosyası ile müvekkili adına kayıtlı taşınmazı satışa çıkarttığını ve alacağına mahsuben satın aldığını, inceleme aşamasında da görüleceği üzere müvekkilinin davalı bankaya bu meblağda borcu bulunmadığını, 2005 yılından sonra yapılan hiçbir ödemenin bu dosyadan mahsup edilmediği gibi fahiş ve emredici yasalara aykırı ve geçersiz faiz uygulamaları ile müvekkilini mağdur ettiğini, davalı bankanın müvekkili şirketten sözde alacağının tahsiline yönelik Ankara Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü'nün 2009/2984 sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla, Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 1997/1865 sayılı dosyasından genel haciz yoluyla, Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2003/1366 E. sayılı dosyasından ilamlı icra yoluyla, Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün 1999/7579, 2008/441, 2001/434 sayılı dosyalarından genel haciz yoluyla, Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2002/136 ve 2003/209 sayılı dosyalarından genel haciz yoluyla, Ankara 11. İcra Müdürlüğü'nün 2007/3558, Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2006/5162 sayılı dosyasından genel haciz yoluyla başlatılan icra takiplerinin halen derdest olduğunu ve yapılan ödemeler mahsup edilmeden gayrimenkulün satışa çıkarıldığını, bütün icra dosyalarının aynı kredi sözleşmesinden doğan borca ilişkin olduğunu, davalı tarafın yapılan ödemeleri hesaptan düşmeden takibe devam ettiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerinin hemen bütün maddelerinin geçersiz ve yasanın emredici kurallarına aykırı olduğunu, bankaca uygulanan geçersiz ve hukuka aykırı maddelerle borcun katlanarak müvekkilinden tahsiline çalışıldığını, aslında icra dosyalarında belirtilen kadar borç bulunmadığının yargılama sırasında ortaya çıkacağını ileri sürerek, müvekkili şirket ile davalı banka arasında yapılan, yasanın emredici hukuk kurallarına aykırı ve geçersiz kredi sözleşmelerinin iptaline ve müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, aksi takdirde tüm icra dosyalarının aynı genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı göz önüne alınarak gerçek borç miktarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı şirketi temsilen kayyım heyeti tarafından sunulan bila tarihli dilekçede; davacı şirkete Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2009/307 E. sayılı dosyasında verilen 02.06.2014 tarihli ara karar ile idare ve temsil kayyımı olarak atandıklarını, davacı şirket vekili sıfatıyla Av.... tarafından açılan davanın kendilerinin atanma tarihinden sonra açılmış olduğunu, açılan davaya muvafakatlerinin olduğunu, yargılamaya devam edilmesine karar verilmesini talep ettiklerini ancak Av.... tarafından davacı şirket adına verilen vazgeçme/feragat dilekçesini kabul etmediklerini, davanın ''belirsiz alacak/menfi tespit'' davası olarak görülmesini istediklerini, harcın bilirkişi incelemesinden sonra ikmal edileceğini belirterek, kredi sözleşmelerinin iptaline, icra takiplerinin durdurulmasına ve davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davacı şirket ile müvekkili banka arasında imzalanan muhtelif tarihli kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacak borç ilişkisinin irdelenerek Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.12.2002 tarih 2001/410 E., 2002/728 K. sayılı kararı ile yargı yolları tüketilmek suretiyle kesin hükme bağlandığını, kesin hüküm bulunmamasının dava şartı olduğunu, somut olayda ise kesin hüküm bulunduğunu, bu nedenle dava şartı yokluğunun re'sen dikkate alınarak açılan menfi tespit davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, dava değerinin eksik gösterildiğini, huzurdaki davanın açıldığı tarihte alacak-borç miktarı kesinleşen takipler ve yargı kararlarının belirli olduğu için davacı tarafın iddia ettiğinin aksine davanın belirli alacak davası olduğunu, davacı tarafından dava harcının eksik yatırıldığını, davacının dava açmada hukuki yararı bulunmadığını, huzurdaki davanın belirsiz alacak ve tespit davasına konu edilemeyeceğini, davacıyla müvekkili arasında imzalanan kredi sözleşmelerinin davacı tarafından bilindiğini, açılan takipler ve takip dayanağı belgelerin davacı tarafa tebliğ edildiğini, davacı tarafından yapılan itirazlar üzerine kesinleşen yargı kararları ile borç miktarının kesin ve net bir şekilde belirlendiğini, davacının böyle bir dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğu ile reddi gerektiğini, müvekkili banka ile davacı şirket arasında akdedilen muhtelif kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığını, bu kredilere teminat olarak 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 ncı derecelerden 189.515 (yeni) TL (189.515.000.000 eski TL) bedelle banka lehine ipotek tesis edildiğini, kredi sözleşmeleri gereği kullandırılan kredilerin vadesinde ödenmemesi sebebiyle Ankara 34. Noterliği'nin 10.12.1996 tarih 32839 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 13.047.619.118 TL, 1.975.005 USD ve 1.078.315 DEM üzerinden kredi hesabının kat edilerek tüm borcun muaccel kılındığını, ihtarnameye rağmen tahsilat sağlanamaması üzerine 19.03.1997 tarihinde Ankara Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü'nün 1997/295 E. sayılı dosyasıyla 189.515.000.000 TL ipotek miktarı üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ve aynı tarih itibariyle teminatı aşan kısım olan 175.481.058.414 TL üzerinden de Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 1997/1865 sayılı dosyasıyla genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, bu dosyadan toplam 338.001.352.714 TL asıl alacağa işleyecek %189 faiz talep edildiğini, hacizli takibe vaki borçlu itirazının resmi evrakta tahrifat suretiyle gerçekleştirildiği yönündeki şikayetleri üzerine ilgililer hakkında ceza davası açıldığını, ceza davasının uzun sürebileceği düşüncesiyle müvekkili banka alacağını kesin hükme bağlayabilmek amacıyla Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2001/401 E. sayılı dosyası ile alacak davası açıldığını ve yargı yolları tamamen tüketilmek suretiyle alacağın maddi anlamda kesin hükme bağlandığını, taraflar arasındaki akdi ilişki ve buna göre oluşan borcun miktarının kesin olarak belirlendiğini, işbu alacak davasında verilen ilamın Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2003/1366 E. sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini ve takibin halen derdest olduğunu, şirkete ait taşınmazın işbu dosyadan satışa çıkarıldığını, borçlunun müvekkili bankaya yapmış olduğu ödemelerin 818 sayılı Kanun'un 84 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü maddesi uyarınca dosya borcundan mahsup edilerek mezkur taşınmazın dosya alacağına mahsuben satın alındığını, mezkur ihaleye karşı davacı tarafından Denizli 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2001/17 E. sayılı dosyası ile ihalenin feshi davasının açıldığını, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine temyiz edilen davanın müvekkili banka lehine bozulduğunu, bozma üzerine yapılan yargılamada Mahkemece davanın reddine karar verildiğini, anılan kararın borçlu tarafından temyize konu edildiğini ve dosyanın halen Yargıtay incelemesinde olduğunu, takipler devam ederken borçlu şirketin müvekkili bankaya olan tüm borçlarının yeniden yapılandırılması talebinin bankanın yönetim kurulu tarafından kabul edildiğini, bu bağlamda borçlunun 30.04.2004 tarihinde borcun ilk taksiti olarak 1.000.000 TL'yi müvekkili banka hesabına yatırdığını, ancak şirketin erteleme sözleşmesinin diğer şartlarını yerine getirmemesi üzerine mezkur erteleme sözleşmesinin 1.2 nci maddesi hükmü gereğince takip işlemlerine kalındığı yerden devam edildiğini, şirketle 18.07.2006 tarihinde ikinci bir erteleme anlaşması yapıldığını, bu anlaşma uyarınca şirket tarafından 23.06.2006 tarihinde 750.000 TL ve 05.09.2006 tarihinde 215.000 USD ödeme yapıldığını, erteleme şartlarının diğer koşullarının yerine getirilmemesi üzerine şirket aleyhine takiplere kalındığı yerden devam edildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin 818 sayılı Kanuna uygun olarak akdedildiğini, faizin anaparaya eklenerek birlikte faiz yürütülmesi şartının her iki tarafı da tacir olan borçlu cari hesap sözleşmeleri için geçerli olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye öncelikle 6762 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini, anılan Kanun'un 8 inci maddesi uyarınca faiz oranının serbestçe belirlendiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmelerin münhasır delil sözleşmesi olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 133 üncü maddesi gereği yapılan borç erteleme sözleşmelerinin yenileme olarak nitelendirilemeyeceğini, mezkur sözleşmelerde tarafların borcu yenileme iradelerinin bulunmadığı gibi eski borcun da ortadan kaldırılmadığını, davacı şirket hakkında başlatılan icra takiplerinin bir kısmının sözleşme gereği ödenmesi gereken prim borçlarına, bir kısmının teşvikin iptali nedeniyle ödenen ceza tutarlarından kaynaklandığını savunarak reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davacılar ... ve ... bakımından yapılan değerlendirmede; dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinde, davacı gerçek kişiler ... ve ... tarafından müstakil olarak verilen vekaletnameler uyarınca Av....'ın vekil sıfatıyla görevlendirilmiş olduğu, vekilin 05.03.2012 ve 18.09.2012 tarihli vekaletnamelerinde uzlaşma, sulh ve davadan feragat yetkilerinin bulunduğu, davacı gerçek kişiler adına sunulan vazgeçme beyanının, davalı vekilince 05.03.2015 tarihli celsede imzası ile tasdik ettiği beyanı ile kabul edilmiş olduğu, buna göre davacı gerçek kişiler vekilinin beyanının 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 123 üncü maddesi kapsamında "geri alma" olarak nitelendirilmesi gerektiği ve geri alma nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesi gerektiği, davacı şirket yönünden davanın esası bakımından yapılan değerlendirmede ise; 14.05.2015 tarihli ara karar ile davacılar vekiline asıl dava dosyasında davaya konu talebini somutlaştırması ve harçlandırması için süre verildiği, davacılar vekili Av. ... tarafından sunulan 15.06.2015 tarihli dilekçeyle dava değerinin ve davanın dayanağının Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2003/1366 E. sayılı dosyası ve bu dosya ile ilintili Denizli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2003/93 Talimat sayılı dosyalarında belirtilen alacak miktarı olan 6.480,370 TL olduğunun, bu miktar üzerinden eksik harcın ikmal edildiğinin belirtildiği, davacı şirketi temsilen kayyım heyeti tarafından görevlendirilen Av. ... Yesevi Atmacaoğlu tarafından sunulan bila tarihli dilekçe ile de; davacılar vekili Av. ... tarafından sunulan 15.06.2015 tarihli talebin somutlaştırılması ve harçlandırma dilekçesine muvafakat edildiğinin belirtildiği, eldeki davanın konusunun Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.12.2002 tarih 2001/410 E., 2002/728 K. sayılı kararının infazı amacıyla davalı tarafça başlatılan Ankara 12.İcra Müdürlüğünün 2003/1366 E. sayılı ilamlı takip dosyasında borçlu olunmadığının tespiti ile davacı şirket tarafından imzalanan sözleşmelerinin geçersizliğinin tespiti talebine ilişkin olduğu, davacı vekilince açılan dava ile davacı şirket ile davalı arasında imzalanan sözleşmelerin geçersiz olduğunun tespiti ile Ankara 12.İcra Müdürlüğünün 2003/1366 E. sayılı ilamlı takip dosyasında borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiş ise de; menfi tespit talebine konu edilen icra takibinin ilamlı takip niteliğinde olup, Mahkemenin kesinleşmiş 26.12.2002 tarih 2001/410 E., 2002/728 K. sayılı ilamına dayalı olarak başlatılmış olması, eldeki dava dosyası ile Mahkemenin kesinleşmiş 2001/410 E., 2002/728 K. sayılı dava dosyasının tarafları ve konusunun davacı ... İnş. Tur. Tic. A.Ş. ile davalı yönünden aynı olduğu anlaşılmakla, davacı ... İnş. Tur. Tic. A.Ş. tarafından açılan menfi tespit davasının kesin hüküm nedeni reddi gerektiği anlaşıldığından davacılar ... ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, davacı ... İnş. Tur. Tic. A.Ş. tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı şirket kayyımı istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı şirket kayyımı istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporlarında dava dilekçesindeki hukuka aykırılıklarla ilgili bölümlerin irdelenmediğini, emredici hukuk normlarına ve kanuna açıkça aykırı olan sözleşmeye dayanarak borç miktarının tespit edilmediğini, yine davacı şirket aleyhine açılan icra dosyalarına yapılan ödemeler dikkate alınmadan gayrimenkulün satışa çıkarıldığını, yapılan ödemeler hesaptan düşülmeden takiplere devam edildiğini, bu hususların bilirkişi tarafından değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı rapora dayanılarak hüküm tesis edildiğini, emredici hukuk normuna aykırı olan sözleşmeler kesin hükümsüz olup, sözleşmedeki kefaletle ilgili maddelerin ve davalı bankanın tek taraflı faiz belirleme yetkisinin geçerli olmadığını belirtmiş iseler de bu hususların Mahkemece dikkate alınmadığını, davaya konu sözleşmede belirlenen fahiş ve emredici yasalara aykırı faiz uygulamalarının davacı şirketi fazlasıyla mağdur ettiğini, davacı şirketin, davalı bankaya borçlu bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı yanca dava dilekçesi ve dava dilekçesinin somutlaştırıldığı 15.06.2015 tarihli dilekçede açıkça davanın dayanağının Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2003/1366 E. sayılı dosyası ve bu dosya ile ilintili Denizli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2003/93 Talimat sayılı dosyalarının alacak miktarı olan 6.480.370 TL olduğunun belirtildiği, davacı şirketi temsilen kayyım heyeti tarafından görevlendirilen Av.... Yesevi Atmacaoğlu tarafından sunulan bila tarihli dilekçe ile davacılar vekili Av. ... tarafından sunulan 15.06.2015 tarihli talebin somutlaştırılması ve harçlandırma dilekçesine muvafakat edildiğinin belirtmiş olduğu anlaşılmakla, eldeki davanın konusunun Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.12.2002 tarih ve 2001/410 E., 2002/728 K. sayılı kararındaki alacağın tahsili amacıyla davalı tarafça başlatılan Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2003/1366 E. sayılı ilamlı takip dosyasında borçlu olunmadığının tespiti ile davacı şirket tarafından imzalanan sözleşmelerinin geçersizliğinin tespiti talebine ilişkin olduğu, menfi tespit talebine konu edilen icra takibinin ilamlı takip niteliğinde olduğu, takibe konu ilamın Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.12.2002 tarih ve 2001/410 E., 2002/728 K. sayılı ilamına dayalı olarak başlatılmış olması ile somut eldeki dava dosyası ile Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.12.2002 tarih ve 2001/410 E., 2002/728 K. sayılı dava dosyasının taraflarının ve dava konusunun aynı olduğu anlaşılmakla, davacı ,,, İnş. Tur. Tic. A.Ş. tarafından açılan menfi tespit davasının kesin hüküm nedeni reddine yönelik İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı şirket kayyımı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı şirket kayyımı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, gelinen noktada davacı şirketin davalı bankaya kredi borcu olup olmadığının tespitine yönelik isteminin kesin hüküm nedeniyle reddinin yerindeliğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme Dava, davalı banka ile davacı şirket arasında imzalanan kredi sözleşmelerine dayalı alacağın ek protokollere dayalı olarak yapılan ödemelere istinaden sona erdiği iddiasıyla davacı şirketin borcunun bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince taraflar arasında aynı kredi sözleşmelerine dayalı olarak açılan alacak istemli davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.12.2002 tarih ve 2001/410 E., 2002/728 K. sayılı kararının verildiği, burada alacak miktarının belirlendiği ve hükmün kesinleştiği, daha sonra bu hükmün Ankara 12. İcra Müdürülüğü'nün 2003/1366 sayılı icra takip dosyasında ilamlı icraya konu edildiği, yargılama sırasında davacılara taleplerini netleştirmeleri ve varsa eksik harcı ikmal etmeleri için verilen sürede davayı açan Avukat ...'ın 15.06.2015 tarihli dilekçesinde dava değerinin Ankara 12. İcra Müdürülüğü'nün 2003/1366 sayılı icra takip dosyası ve Denizli 1. İcra Müdürülüğünün 2003/93 Talimat dosyalarında belirtilen 6.480.370 TL olduğunu belirttiği, daha sonra bu dilekçeye davacı şirket kayyımının tayin ettiği avukatın da muvafakat ettiği; ancak Ankara 12. İcra Müdürülüğü'nün 2003/1366 sayılı icra takip dosyasının Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.12.2002 tarih ve 2001/410 E., 2002/728 K. sayılı ilamının icrasına yönelik olması nedeniyle kesin hüküm dava şartının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiş, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Her ne kadar taraflar arasındaki alacak miktarı, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.12.2002 tarih ve 2001/410 E., 2002/728 K. sayılı ilamıyla belirlenmiş ve bu karar kesinleşmişse de, davacı şirket kayyımı tarafından da muvafakat edilen dava dilekçesinde, anılan karardan sonra imzalanan ve dosyaya sunulan 16.02.2005 tarihli erteleme kredileri ek sözleşmesinden bahsedilerek bu sözleşmenin usul ve yasaya aykırılığı iddiasında bulunulmuş, ayrıca bu sözleşme kapsamında anılan ilamdan sonra yapılan ödemelere dayanılarak davalıya olan tüm borcun sona erdiği ileri sürülmüştür. Ayrıca dava dilekçesinde ve sonrasında sunulup kayyımın tayin ettiği vekil tarafından muvafakat edilen 15.06.2015 tarihli dilekçede Ankara 12. İcra Müdürülüğü'nün 2003/1366 sayılı icra takip dosyası ve Denizli 1. İcra Müdürülüğünün 2003/93 Talimat dosyalarından bahsedilmesi de kesinleşmiş ilam konusu alacağın o dava tarihinde mevcut olmadığına ilişkin bir iddiayı içermemekte olup belirtilen kararın kesinleşmeden sonraki işlemler nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olduğunun kabulü gerekir. Nitekim davalı vekili de cevap dilekçesinde, davacı şirketle anılan karardan sonra müşterinin bankaya olan borçlarının tasfiye edilmesine ilişkin banka yönetim kurulunun 13.04.2004 tarih ve 2004-08-02/081 sayılı kararına istinaden erteleme sözleşmesi yapıldığını, daha sonra bunun şartları yerine getirilmediğinden takibe devam edildiğini, bu defa 18.07.2006 tarihli 150 sayılı borçların ertelenmesine ilişkin ikinci bir erteleme sözleşmesi yapıldığını ancak davacının bir kısım ödemeler yapmasına rağmen yine bazı koşulların yerine getirilmemesi üzerine takibe devam edildiğini savunmuştur. Kesin ilamdan sonra taraflar arasında yeni sözleşmelerle veya sulh gibi işlemlerle borç miktarı değişmiş veya yenilenmişse bu husus ilama dayalı takipteki alacağı etkileyeceğinden davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu kabul edilmelidir. Şu halde, davacı iddiaları kapsamında esasa girilip taraflar arasındaki kesin hüküm tarihinden sonraki sözleşmeler ve varsa yapılan ödemeler üzerinde durularak bu cihette yapılacak inceleme ve değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın usulden reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3303, K. 2024/5476, T. 03.07.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-3303-e-2024-5476-k-cbd07245f686