Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/815 E. 2026/6797 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2026/815
Karar No
2026/6797
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/7879 Değişik İş ŞİKÂYETÇİ :.......... ŞÜPHELİLER : ..., ..., ... SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.07.2024 tarihli ve 2019/114710 Soruşturma, 2024/96299 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 10.01.2025 tarihli ve 2024/7879 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 10.01.2025'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 29.12.2025 tarihli ve 2025/15285 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.01.2026 tarihli ve KYB-2026/1104 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.01.2026 tarihli ve KYB-2026/1104 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin şikayet dilekçesinde; adına bilgisi dışında şirket açıldığını, haciz işlemleri sırasında haberdar olduğunu, adına sahte belge düzenleyip kimlik bilgilerini kullanarak şirket açan ve kendisini zarar uğratan kişilerden şikayetçi olduğunu beyan ettiği, Her ne kadar incelemeye konu İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01.07.2024 tarihli kararında söz konusu iddiaların hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu ve iddia olunan suç bakımından zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, karara yapılan itirazın İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hâkimliğince kararın dayandığı gerekçelerin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiş ise de; zamanaşımı süresinin şüpheli ifadesinin alınması ile kesileceği dikkate alındığında henüz dolmadığı, şüphelilerden ...'ın ifadesini alınmadığı, müşteki adına çeşitli bankalardan çekildiği iddia olunan kredilerin hangi bankalara ait olduğunun tespiti ile kredi sözleşmelerinin temin edilerek sözleşmelerdeki imzalara ilişkin inceleme yaptırılmadığı anlaşılmakla toplanacak diğer deliller ile yapılacak inceleme sonucuna göre şüpheli veya şüphelilerin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.

5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Resmi belgede sahtecilik" başlıklı 204. maddesi; "(1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır." Şeklindedir. 7. 5237 sayılı Kanun'un "Dava zamanaşımı" başlıklı 66. maddesinin birinci fıkrasında; "(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl, d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl, e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, geçmesiyle düşer. ..." Denilmektedir. 8. 5237 sayılı Kanun'un "Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi" başlıklı 67. maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; "(2) Bir suçla ilgili olarak; a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi, d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, halinde, dava zamanaşımı kesilir. (3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. (4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar." Şeklindeki düzenlemelere yer verilmiştir. 9. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin zihinsel engelli olduğunun ve eşinin vesayeti altında bulunduğunun, yeğeni olan şüphelilerden ...'ın bilgi ve rızası dışında sahte belgeler kullanarak şikâyetçi adına ... İnşaat Elektrik Elektronik Gıda Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'yi kurduğunun, şirketin diğer ortağının da şüpheli ... olduğunun, ... 22. Noterliğinin 30.05.2008 tarihli ve ... yevmiye sayılı kararı ile bu şirketin şikâyetçi ile şüpheli ... adına vekaleten şüpheli ... tarafından tescil edildiğinin, bu şirket nezdinde bankalardan kredi çekildiğinin, GSM abonelik sözleşmesi imzalandığının, araç alım satım işlemleri yapıldığının, şikâyetçinin borçlandırıldığının iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, "...Ticaret Sicil Müdürlüğünden celb edilen evraklardan da anlaşılacağı üzere bahse konu şirketin müşteki ve şüpheli Gönül tarafından 30.05.2008 tarihinde açıldığı, yine bu evraklarda şüpheli Gönül ve müşteki ... adına vekalet ile şüpheli ... tarafından ... 22. Noterliğinde şirketin tasdik edildiğinin görüldüğü, bu işleminde 30.05.2008 tarihinde yapıldığının görüldüğü, noter huzurunda yapılmış bu işlemin aksinin iddia edilmesinin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, müşteki vekili dilekçesindeki ve ekindeki sağlık raporunda müştekinin 2009 yılında zihinsel engelli raporu aldığının görüldüğü, bu rapordan önce bu işlemlerin yapıldığının sabit olduğu, ayrıca suç tarihinin 30.05.20 08... .06.2008 olduğunun görüldüğü, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden zaman aşımının nihai olarak 04.06.2020 tarihinde dolduğu, diğer şikayetin ise hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, nitekim noter huzurunda yapılmış vekaletname olduğu, dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmayacağı..." şeklindeki gerekçeyle 01.07.2024 tarihli ve 2019/114710 Soruşturma, 2024/96299 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; dosya kapsamına göre, şikâyetçi adına sahte olarak düzenlendiği iddia olunan bir kısım belgelerin 5237 sayılı Kanun'un 204. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları kapsamında değerlendirilmesi gereken belgelerden olduğu ve şüphelilerden ...'ın Cumhuriyet Savcısı huzurunda 28.06.2021 tarihinde ifadesinin alındığı, bu itibarla dava zamanaşımı sürelerinin aynı Kanun'un 66/1-d, 67/1-a ve 67/4. maddeleri kapsamında belirlenmesi gerektiği cihetle; ifadesi alınmayan şüpheli ... ile şikâyetçinin vasisi olduğu belirtilen ............ beyanlarının alınması, şikâyetçi adına kurulan şirket adına herhangi bir bankadan kredi çekilip çekilmediğinin, araç alım satım işlemi yapılıp yapılmadığının araştırılması, yapıldığının belirlenmesi halinde bu işlemlere ait evrak ve şikâyetçi adına sahte olarak düzenlendiği bildirilen vekaletname ve benzeri diğer evrakın asıllarının celbi suretiyle bu belgelerdeki imzaların şikâyetçinin eli ürünü olup olmadığı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, söz konusu kredilerin kim tarafından çekildiğinin, hangi hesaba yatırıldığının belirlenmesi, şirket adına vergi dairesi, banka gibi diğer kurumlarda işlem yapılıp yapılmadığının ortaya konulması, şüphelilerin şikâyetçiye ait kimlik bilgilerini kullanarak gerçekleştirdikleri başkaca eylemlere ilişkin haklarında yürütülen soruşturmalar olup olmadığının tespit edilmesinden sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 10.01.2025 tarihli ve 2024/7879 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/815, K. 2026/6797, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2026-815-e-2026-6797-k-0df8db1d432b