Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/1142 E. 2026/6799 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2026/1142
Karar No
2026/6799
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/12367 Değişik İş ŞİKÂYETÇİ : ... ŞÜPHELİLER : ..., ..., ... SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.10.2022 tarihli ve 2022/148099 Soruşturma, 2022/140295 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin, 12.12.2022 tarihli ve 2022/12367 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 12.12.2022'de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 11.02.2026 tarihli ve 2023/29676 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.02.2026 tarihli ve KYB-2026/22936 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.02.2026 tarihli ve KYB-2026/22936 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, 1-Müştekinin 2009 yılında kooperatif borcuna istinaden üç adet açık senet imzalamasını takiben bu senetlerin şüpheliler tarafından doldurularak Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2009/11040-12040 sayılı dosyalarında icra takibine konulduğu, müştekinin icra takibi sebebiyle borcunu ödediği, daha sonra icra dairesine giderek bu senetleri incelediğinde gerçekte borcunun 7.547,00 Türk lirası olması gerekirken; senetlerin 25.000,00 Türk lirası, 20.000,00 Türk lirası ve 20.000,00 Türk olmak üzere toplamda 65.000,00 Türk lirası üzerinden icra takibine konulduğunu öğrendiğini belirterek şikayette bulunması üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23/05/2022 tarihli karar ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesi kapsamındaki suçlarda soruşturma zamanaşımının 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, şikayet tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Şüphelilerin üzerine atılı suçun 5237 sayılı Kanun’un 158/1-h maddesi kapsamında bulunan kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, anılan suçun 5237 sayılı Kanun'un 158/1. maddesi uyarınca 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırıldığı cihetle, atılı suçun dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun'un 66/1-d maddesi gereğince 15 yıl olduğu ve suç tarihi olan 16/09/2009 tarihinden itibaren Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 12/12/2022 tarihli kararına kadar dava zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşılması karşısında, şüphelilerin müştekinin şikayetine karşı beyanları alındıktan ve senetlerin aslının şüpheliler tarafından doldurulup doldurulmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, yapılan eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın üzerine, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde, 2-Şikâyetçinin ilk olarak 06.05.2022 tarihli şikâyet dilekçesi ile üyesi olduğu S.S. ...Yapı Kooperatifine olan borcuna istinaden 2009 yılında 3 adet açık senet imzaladığını, bir süre sonra bu senetlerin bono haline getirilerek Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2009/110 40... /12040 sayılı dosyaları üzerinden aleyhine icra takibine konu edildiğini, senetlerden kaynaklanan borçları ödediği halde, bahse konu bonoları incelediğinde bedel kısımlarının borç miktarının çok üzerinde olacak şekilde doldurulduğunu ve keşideci imzasının kendisine ait olmadığını fark ettiğini beyan ederek kooperatif yönetici olan şüphelilerden şikâyetçi olduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, "... Ankara 19. İcra Dairesinin ödeme emrinin 28/09/2009 tarihinde müştekiye tebliğ edildiği, senetlerde sahtecilik iddiasının 06/05/2022 tarihli dilekçeyle ileri sürüldüğü, 5237 sayılı Kanun'un 204,157 maddeleri kapsamındaki suçlardan soruşturma zamanaşımının 5237 sayılı Kanun'un 66/1.e maddesi gereği 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, şikayet tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu..." şeklindeki gerekçeyle 23.05.2022 tarihli ve 2022/102406 soruşturma, 2022/75035 sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği, bu kararın şikâyetçiye 02.06.2022 tarihinde usûlüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak süresi içerisinde itiraz edilmeden kesinleştiği; şikâyetçinin, 04.07.2022 tarihli dilekçesi ile benzer iddialarda bulunarak şüpheliler ..., ... ve ... hakkında yeniden şikâyetçi olduğu, bu kez de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.10.2022 tarihli ve 2022/148099 soruşturma, 2022/140295 sayılı kararıyla, mükerrer soruşturma olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu kararın usûlüne uygun olarak tebliği sonrası, şikâyetçinin 02.11.2022 tarihli dilekçesi ile karara itiraz ettiği ve merci Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından ikinci kez verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usûl ve özellikle mükerrer soruşturma olup olmadığı açısından esasa yönelik olarak değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu açıklamalar ışığında incelenen soruşturma dosyası içeriğine göre; a) İhbarnamede belirtilen (1) numaralı kanun yararına bozma istemi yönünden: şikâyetçinin ilk olarak 06.05.2022 tarihli şikâyet dilekçesi ile üyesi olduğu S.S. ...Yapı Kooperatifine olan borcuna istinaden 2009 yılında 3 adet açık senet imzaladığını, bir süre sonra bu senetlerin bono haline getirilerek Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2009/110 40... /12040 sayılı dosyaları üzerinden aleyhine icra takibine konu edildiğini, senetlerden kaynaklanan borçları ödediği halde, bahse konu bonoları incelediğinde bedel kısımlarının borç miktarının çok üzerinde olacak şekilde doldurulduğunu ve keşideci imzasının kendisine ait olmadığını fark ettiğini beyan ederek kooperatif yöneticisi olan şüpheliler ... ve ...'den şikâyetçi olduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, "... Ankara 19. İcra Dairesinin ödeme emrinin 28/09/2009 tarihinde müştekiye tebliğ edildiği, senetlerde sahtecilik iddiasının 06/05/2022 tarihli dilekçeyle ileri sürüldüğü, TCK'nın 204,157 maddesi kapsamındaki suçlardan soruşturma zamanaşımının TCK 66/1.e maddesi gereği 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, şikayet tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu..." şeklindeki gerekçeyle 23.05.2022 tarihli ve 2022/102406 Soruşturma, 2022/75035 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği, bu kararın şikâyetçiye 02.06.2022 tarihinde usûlüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak yasal süresi içerisinde itiraz edilmeden kesinleştiği anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesine göre, Adalet Bakanlığı tarafından yalnızca Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlere ilişkin olarak kanun yararına bozma yoluna başvurulabileceği cihetle, itiraz edilmeksizin kesinleşen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.05.2022 tarihli ve 2022/102406 Soruşturma, 2022/75035 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kanun yararına bozma konusu yapılması mümkün olmadığından, ihbarnamedeki (1) numaralı istemin reddine karar vermek gerekmiştir. b) İhbarnamede belirtilen (2) numaralı kanun yararına bozma istemi yönünden: şikâyetçinin, 04.07.2022 tarihli dilekçesi ile benzer iddialarda bulunarak şüpheliler ..., ... ve ... hakkında yeniden şikâyetçi olduğu, bu kez de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.10.2022 tarihli ve 2022/148099 Soruşturma, 2022/140295 Karar sayılı kararıyla, mükerrer soruşturma olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu kararın usûlüne uygun olarak tebliği sonrası, şikâyetçinin 02.11.2022 tarihli dilekçesi ile karara itiraz ettiği ve merci Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tarafından ikinci kez verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usûl ve özellikle mükerrer soruşturma olup olmadığı açısından esasa yönelik olarak değerlendirilmesi gerekirken, itiraz edilmeksizin kesinleşen ilk karara yönelik inceleme yapıldığı belirtilerek, Mahkemenin 12.12.2022 tarihli ve 2022/12367 Değişik İş sayılı kararıyla, itirazın reddine karar verilmesi Kanun'a aykırı olup, ihbarnamedeki (2) numaralı kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (1) numaralı düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (2) numaralı düşünce yönünden istemin KABULÜNE,

Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin, 12.12.2022 tarihli ve 2022/12367 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/1142, K. 2026/6799, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2026-1142-e-2026-6799-k-db57978e7559