Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/804 E. 2026/7841 K. – Mühür Bozma
Konu: Mühür Bozma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/804
- Karar No
- 2026/7841
- Karar Tarihi
- Konu
- Mühür Bozma
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/989 E., 2024/1137 K. SUÇ : Mühür bozma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.11.2024 tarihli ve 2024/989 Esas, 2024/1137 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mühür bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 25.12.2025 tarihli ve 2025/2555 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.01.2026 tarihli ve KYB-2026/1820 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.01.2026 tarihli ve KYB-2026/1820 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Mühür bozma suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 203/1, 52... . maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.01.2014 tarihli ve 2013/534 esas, 2014/27 sayılı kararının 31.01.2014 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 30.12.2016 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 203/1, 52... . maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2024 tarihli ve 2024/989 esas, 2024/1137 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan 14.05.2012 tarihinde işlediği mühür bozma suçu için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olacağı, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın mahkeme huzurundaki savunmasının alındığı 23.01.2014 tarihinden, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığı 25.11.2024 tarihine kadar geçen süreden, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 31.01.2014 tarihi ile denetim süresi içinde işlediği 30.12.2016 tarihi arasında geçen durma süresi mahsup edildiğinde, 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 203 üncü maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, sanık hakkında Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.01.2014 tarihli ve 2013/534 Esas, 2014/27 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, denetim süresi içerisinde işlenen kasıtlı suçun suç tarihinin 30.12.2016 olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleştiği 31.01.2014 tarihi ile denetim süresi içerisinde işlenen kasıtlı suçun suç tarihi olan 30.12.2016 tarihi arasında zamanaşımının durduğu ve 2 yıl 10... gün olan durma süresi de dikkate alındığında, hükmün açıklandığı 25.11.2024 tarihine kadar olağan ve olağanüstü zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmediği anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.09.2026 tarihinde karar verildi.