Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/39866 E. 2025/4324 K. – Mühür Bozma
Konu: Mühür Bozma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/39866
- Karar No
- 2025/4324
- Karar Tarihi
- Konu
- Mühür Bozma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/464 E., 2019/1360 K. SUÇ : Mühür bozma HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Mersin 14.Asliye Ceza Mahkemesinin 27.11.2018 tarihli ve 2018/338 Esas, 2018/987 Karar sayılı kararı ile sanık ... Değer hakkında mühür bozma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 203. maddesinin birinci fıkrası, 62. maddesinin birinci fıkrası, 52. maddesi ile 53. maddeleri uyarınca uyarınca 3.000,00 TL adli para cezasına, para cezasının 20 eşit taksitte tahsiline ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 21.05.2019 tarihli ve 2019/464 Esas, 2019/1360 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yollamasıyla aynı Kanun'un 303. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın cezalandırılması gerektiğinin ve verilen beraat hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE 1. Sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince mühür bozma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi delâletiyle aynı Kanun'un 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi,
2. Dosyada mevcut tutanakların üzerinde yapılan incelemede, 11.04.2017 tarihinde su sayacının 532056 numaralı aparatla mühürlendiği, 17.04.2017 tarihinde yapılan kontrollerde sanığın mührü kırdığının tespit edilmesi üzerine tutanak tanzim edildiği, sanığın 27.11.2018 tarihli sorgusunda işlerinin iyi gitmediği dönemde mühürleme işleminin yapıldığını, su borcunu ödeme gücü olmadığını, bu nedenle mührü kırıp vanayı açmak suretiyle suyu kullanmaya devam ettiğini beyan ettiği, bu haliyle seri muhakeme usulüne tabi mühür bozma suçunun unsurlarının oluştuğu halde beraat kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdiren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.