Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/39082 E. 2026/5762 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/39082
- Karar No
- 2026/5762
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1323 E., 2021/1007 K. SUÇLAR : Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz talebinin esastan reddi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği ,temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.12.2017 tarihli ve 2017/555 Esas, 2017/900 Kayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 142/1-e, 62... . maddelerine göre 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 18.10.2018 tarihli ve 2018/504 Esas, 2018/1465 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma kararı sonrasında Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.11.2018 tarihli ve 2018/971 Esas, 2018/854 Karar sayılı kararı ile mahkemenin görevsizliğine karar vermiştir. 3. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2019 tarihli ve 2018/632 esas, 2019/180 sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 245/1, 43/1, 62/1, 52/2-3, 53/1 ve 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddelerine göre kazanılmış hakkı nazara alınarak 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna karar verilmiştir. 4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 02.06.2021 tarihli ve 2020/1323 esas, 2021/1007 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın, nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f/son, 62/1, 52/2-4 ve 53. maddelerine göre 2 yıl 6 ay hapis ve 24.160,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna , başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 245/1, 62/1, 52/2-4 ve 53. maddelerine göre 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve 5271 sayılı CMK'nun 283. maddesi gereğince her iki suçtan verilen cezaların toplamda 4 yıl 2 ay hapis cezası olarak infazına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz talebi; suçu işlemediğine, beraat etmesi gerektiğine ve lehe hükümlerin uygulanmasına ilişkindir.
III. GEREKÇE Katılan ...'ın 27.10.2016 tarihinde saat 16:30 sıralarında .. .. numaralı telefondan arandığı, katılanın .. .. bankasından arandığını düşündüğü, banka görevlisi olduğunu ve bankadan aradığını söyleyen kişinin katılana kredi kartının kopyalandığını, usulsüz işlem yapıldığını ve bu nedenle kartı iptal edeceklerini söyleyerek kart numarasını okuduğu, katılanı şifresini değiştirmesi için yönlendirdiği, katılanın telefonda tuşlama yöntemi ile şifresini değiştirdiği, ardından telefonuna kartının iptali için geldiğini düşündüğü mesajları karşıdaki kişiye söylediği, görüşme bittikten sonra durumdan şüphelenen katılanın bankayı araması üzerine, katılanın .. .. Bankasında bulunan kredi kartından müşteri kodu+parola+akıllı sms ile internet bankacılığı yöntemiyle 27.10.2016 tarihinde saat 16:34'te 10.000 TL sanığın .. Bankası nezdinde bulunan hesabına gönderildiği, yine aynı tarihte saat 16:43'te sanığın aynı hesabına 4.500,00 TL EFT nin katılanın hesabından yapıldığının anlaşıldığı, sanığın bu şekilde 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f-son maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık ve 5237 sayılı kanunun 245/1. maddesinde düzenlenen başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilen olayda ;
Sanık savunması, katılan beyanı, banka yazıları ile dosya kapsamına göre; sanığın mağduru arayarak ve telefonu kapatmadan mağdurun kredi kartı ile banka hesap bilgilerini hileli hareketlerle elde ederek katılanın hesabından para çekme ile kredi kardı bilgilerini kullanmak suretiyle menfaat elde etmekten ibaret eyleminin bir bütün olarak 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f maddesi kapsamında kalan bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, sanığın kastı ve eylemlerinin yoğunluğu nazara alınarak alt hadden uzaklaşılmak kaydıyla cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılması hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle verilen mahkumiyet hükümlerinin, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. Maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, Yargıtay Üyesi ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca takdiren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.05.2026 tarihinde karar verildi.
Sayın çoğunluk ile aramızda ki uyuşmazlık; katılanı telefon ile arayıp "bankadan aradığını, kredi kartının kopyalandığını, usulsüz işlem yapıldığını, iptal adileceğini" söyledikten sonra katılanın telefonuna mesaj olarak gelen internet şubesine giriş için tek kullanımlık şifre ile EFT para çıkışını onaylamak için mesaj olarak gelen onay kodlarını alan sanığın internet bankacılığı üzerinden müşteri kodu+parola+akıllı sms kullanarak katılanın .. .. Bankasında bulunan .. numaralı kredi kartından 27/10/2016 tarihinde saat 16:34'te 10.000,00 TL, ..numaralı hesabından ise saat 16:43'te 4.500,00 TL parayı .. Bankası nezdinde bulunan ... numaralı hesaba EFT' yapması eyleminin iki ayrı suç mu yoksa tek suç mu olduğuna ve yine eylemin TCK'nin 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu mu, 245/1 maddesinde düzenlenen banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçunu mu yoksa 142/2-e maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. Sorunun sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi için Dolandırıcılık, Hırsızlık, Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması suçlarına kısaca değinmekte fayda mülahaza etmekteyiz. I- Dolandırıcılık suçu 5237 sayılı TCK'nin 157. maddesinde; "Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir." şeklinde düzenlenmiş, 158. maddesinde ise suçun nitelikli hâlleri sayılmıştır. Dolandırıcılık sunun oluşabilmesi için fail kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bilerek ve isteyerek hileli davranışlar yapmalı, bu davranışlarla bir başkasına zarar vermeli, verilen zarar ile eylem arasında uygun nedensellik bağı bulunmalı ve zarar da nesnel ölçüler göz önünde bulundurularak belirlenecek ekonomik bir zarar olmalıdır. 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f maddesinde " Dolandırıcılık suçunun; Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." düzenlemesine yer verilmiştir. Maddenin gerekçesinde de ; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin ya da birer güven kurumu olan banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması, dolandırıcılık suçunun işlenmesi açısından önemli bir kolaylık sağlamaktadır” açıklamalarına yer verilmiş olup, bu bentte bilişim sistemleri ile banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık olmak üzere birden fazla nitelikli hal kabul edilmiştir. Buna göre banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken banka veya diğer kredi kurumunun mutat faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerinden yararlanılması ya da banka ve kredi kurumlarının mutat faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılması gerekmektedir. Bankalar hileli hareketlerde vasıta olarak kullanılmayıp sadece ödeme aracı olduğu durumlarda yani hilenin kullanılmasından sonra paranın banka aracılığı ile gönderilmesi halinde ise eylem TCK'nin 157 maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır.
Bilişim sistemi; verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik olarak işleme tabi tutma olanağını veren genel amaçlı kullanım özelliği olan manyetik sistemler olarak tanımlanmakta ve günümüzde bilgisayar, USB bellek, CD, Harddisk, cep telefonu donanım, İnternet, Facebook, web sitesi, instagram gibi sosyal medya uygulamaları olarak karşımıza çıkmakta olup bilişim sistemleri hileli hareketlerde vasıta olarak kullanılmamış ise eylem yine TCK'nin 157 maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçu kapsamında kalacaktır. Öte yandan suç tarihinden sonra 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile "Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle," dolandırıcılık suçunun işenmesi hali nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. TCK'nin 158/1. maddesine eklenen (L) fıkrasının gerekçesinde de anlaşılacağı üzere kendilerini banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtan kişilerin, telefonla ulaştıkları mağdurları söyledikleri hikayelere inandırarak haksız menfaat temin etmeleri basit dolandırıcılık suçu kapsamında vasıflandırılmakta iken fiilin kamu görevlilerine, banka , sigorta veya kredi kurumlarına olan güvenin istismarı suretiyle kolaylıkla işlenmiş olması hali 157/1 maddesi kapsamından çıkartılarak daha ağır bir yaptırıma bağlanmıştır. Dolandırıcılık suçunu diğer mal varlığına karşı işlenen suç tiplerinden farklı kılan husus, aldatma temeline dayanan bir suç olması olup kullanılan hileye mağdurun kanması ve dolayısı ile menfaati rızasıyla faile veya göstereceği kişiye teslim etmesi gerekir. Nitekim Ceza Genel Kurulu 10.04.2018 tarih ve 2014/412-2018/160 sayılı kararında "Hileli davranışların sergilendiği her olay dolandırıcılık suçu olarak vasıflandırılamayacaktır. Hile başka bir suçun işlenmesinin kolaylaştırılması veya işlendikten sonra açığa çıkmasının önlenmesi amacıyla da kullanılabilir. Oysa dolandırıcılığın hareket unsuru olan hilenin, mağdurun irade ve rızasını elde etmeye yönelik olması gereklidir. Dolayısıyla dolandırıcılıkta kullanılan hile mağdurun kanmasını ve menfaati rızasıyla faile veya göstereceği kişiye teslim etmesini sağlayacak nitelikte olmalıdır. Dolandırıcılıkta mağdurun malı teslimde rızası vardır, fakat bu rıza hile kullanıldığı için sakatlanmıştır. Hileli davranışlar geçici de olsa rızai bir teslimi doğurmamış, bu bağlamda mal, failin el çabukluğu veya özel becerisi gibi maddi bir hareketiyle bulunduğu yerden alınmak suretiyle elde edilmiş ise eylem dolandırıcılık suçunu değil hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Hırsızlık suçunun işlenmesinden önce kolaylaştırıcı unsur olarak hile kullanılması, suçun işleniş biçimi ve failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı kapsamında TCK'nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde " dikkate alınabileceğini kabul etmiştir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi 04.12.2025 tarih ve 2025/8216-22060 sayılı kararında "katılanın olay tarihinde kendisini banka çalışanı olarak tanıtan şahsa kimlik bilgilerini ve kart şifresini vermesi üzerine, hesabından bilgisi dışında 3.200,00 TL kredi ve nakit avans kullanılarak toplam 5.230,00 TL meblağın sanık .. adına kayıtlı karta havale edildiği olayda;" eylemin TCK'nin 142/2-e maddesi kapsamında kalacağını değerlendirmiştir.
II-) Hırsızlık suçu Türk Ceza Kanununun 141. Maddesinde; zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak eylemi hırsızlık olarak tanımlanmış, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık eylemi ise 142/2-e maddesinde nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Hırsızlık suçunda taşınır mal, zilyedin rızası olmaksızın alınmakta olup hileli davranışlara rağmen, mağdurun zilyetliğinden çıkaramadığı malın alınması eylemi hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Keza soyut yalana ilaveten el çabukluğu, şaşkınlıktan istifade etme gibi koşullarda bir malın alınması halinde de hırsızlık suçu oluşur. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişiye ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkânını azaltması nedeniyle nitelikli hâl sayılmıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması hâlinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi hâlde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. (CGK-02.03.2021-2018/51-2021/68)
Hırsızlık ve Dolandırıcılık suçlarının farkları Ceza Genel Kurulunun 20.10.2015 tarih ve 2014/807 Esas-2015/341 Karar sayılı ilamında; a-) Hırsızlık suçunda eşya, sahibinin (zilyedinin) rızası olmaksızın alınmasına karşın dolandırıcılık suçunda mal, sahibinin (zilyedin) rızasıyla teslim edilmektedir. Ancak bu rıza failin hileli davranışları ile elde edilmiş olup, aldatılmış rıza geçerli bir rıza değildir. b-) Hırsızlık suçunun konusunu sadece taşınır mallar oluşturmasına karşın dolandırıcılığın konusunu taşınmaz mallar da oluşturabilir. c-) Hırsızlık suçunda yarar sağlama amacıyla hareket edilmesi başka bir anlatımla genel kastın yanında bu saikin de gerçekleşmesi gerekirken, dolandırıcılık suçunda böyle bir amaçla hareket edilmesine gerek bulunmamaktadır, zira kanun metninde failin suç işleme amacının ne olması gerektiği yazılmadığına göre failin fiilini bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi yeterlidir." şeklinde özetlenmiş olup hileli davranışların geçici de olsa rızai bir teslimi doğurmadığı bu bağlamda malın failin el çabukluğu veya özel becerisi gibi maddi bir hareketiyle bulunduğu yerden alınmak suretiyle elde edilmiş ise eylemin dolandırıcılık suçunu değil hırsızlık suçunu oluşturacağı Ceza Genel Kurulunun müstekar uygulamalarına yansımıştır. III- Başkasına ait banka veya kredi kartının rıza dışında kullanılması suçu ise 5237 sayılı TCK'nin 245/1. maddesinde; "Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir. TCK'nin 245/1 maddesinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için: Başkasına ait banka veya kredi kartının her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesi veya elde bulundurulması, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın kartın kullanılması veya kullandırılması, kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Suçun maddi unsurunun gerçekleşmesi bakımından banka veya kredi kartının ele geçirilmesinin veya elde bulundurulmasının hukuka uygun olup olmadığı veya suç teşkil edip etmediği önemli değildir. Kart, sahibinin rızası dışında ve/veya suç teşkil eden yöntemlerle elde edilmiş olabileceği gibi, sahibinin rızası ile ele geçirilmiş de olabilir. Her iki hâlde de diğer şartları varsa banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu oluşacaktır. Bu anlamda telefon ile mağduru arayıp kredi kartı bilgilerini ele geçirdikten sonra banka veya kredi kartından harcama yapılarak kendisine yada bir başkasına yarar sağlanması halinde kart bilgilerinin ele geçirilmesi için hile kullanılmış olsa dahi eylem TCK'nin 245/1 maddesinde düzenlenen kredi kartlarının kötüye kullanması suçunu oluşturacaktır. (8.CD-12.09.2022 -2020/6636- 2022/12052) (15.CD-06/11/2019-2019/8635- 2019/11018 ) 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun 3/e maddesinde "Kredi kartı: Nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasını" ifade ettiği belirtildiği gözetildiğinde fiili bir kart olmaksızın kart numarasının kullanılması durumunda da 245/1 maddesinde tanımlanan "kredi kartlarının kötüye kullanılması” suçu oluşabilecektir. Burada önemli olan husus failin kart, kart bilgileri, kart şifresini ele geçirip, kullanarak haksız menfaat elde etmesidir. (11.CD-05.04.2023- 2021/18427-2023/2627) IV- Eylemin hukuki ve doğal anlamda tek bir fiil oluşturup oluşturmadığı hususu değerlendirildiğinde ise ; Dolandırıcılık suçu, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine ya da başkasına bir yarar sağlanmasıdır. Suç, başkasının zararına olarak yararın elde edildiği anda tamamlanmaktadır. Suçun tamamlanması için failin yarar üzerinde tasarrufta bulunması şartı aranmamakta, fiilen tasarrufta bulunma imkânının doğmuş olması yeterli kabul edilmektedir. TCK’nın 245. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçla dolandırıcılık (TCK madde 158/1-f) suçu arasındaki içtima ilişkisine gelince; Anılan suçlardan biri diğerinin unsurunu ya da nitelikli halini oluşturmadığından aralarında bileşik/mürekkep suç, tüketen tüketilen norm ilişkisi yoktur. Aynı hukuki değeri korumadıklarından ve dolandırıcılık suçu işlenmeden de kartın ele geçirilmesi ya da elde bulundurulması mümkün olduğundan geçitli suç ilişkisinden de bahsedilemez. CGK-11.12.2024 tarih ve 2020/202 esas - 2024/405 karar sayılı içtihadında bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun tamamlanmış olmasından sonra sanığın elinde bulundurduğu banka kartlarını katılanların rızası olmaksızın kullanarak ATM'lerden nakit çekmek suretiyle kendisine haksız yarar sağlaması eylemlerinin, oluşa göre hukuki anlamda tek bir fiil olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından iki ayrı fiil olarak kabul edilmesi gerektiğini ve gerçek içtima kuralının tatbiki suretiyle TCK'nin 158/1-e-f maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçu ile TCK’nın 245. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen banka kartlarının kötüye kullanılması suçunun da tüm unsurları itibarıyla oluştuğunu kabul etmiştir.
V-SONUÇ VE KANAATİMİZ: 1-Telefonla aranmak suretiyle hile kullanılarak yönlendirilen mağdurun bizzat kendisinin girdiği şifre ile banka hesabından para çekilmesi halinde eylemin TCK'nin 157/1 maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağında bir tereddüt bulunmamaktadır. Burada telefonla mağdura hile yöneltilirken banka veya diğer kredi kurumunun mutat faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerinden yararlanılması ya da banka ve kredi kurumlarının mutat faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkları yada bilişim sistemleri araç olarak kullanılmadığından 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli hal oluşmayacaktır. Salt telefonla aranması olgusu yada paranın banka ile havale edilmesi iradenin sakatlanmasında kullanılmamış yalnızca iradenin yanılgıya düşürülmesinden sonra ödeme ( havale etme) aracı olarak yer almış olup bu durum eyleme nitelik kazandırmaz. Ancak TCK'nin 158/1-L maddesinin yürürlüğe girdiği 02.12.2016 tarihinden sonra telefonla arayan kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçunun işenmesi halinde eylem TCK'nin 158/1-L maddesi kapsamında kalacaktır. 2-Hilenin mağdura bilişim sistemlerinin ( internet, facebook, instagram, twitter v.b . üzerinden ilan vermek, mesaj yada mail atmak gibi) veya banka yada kredi kurumlarının (banka dekontu, çek yaprağı v.s) araç olarak kullanılması suretiyle yöneltilmesi sonucunda mağdurun bizzat kendisinin girdiği şifre yada onay kodu ile kendi hesabında para havale etmesi halinde eylem 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık kapsamında değerlendirilmelidir. Zira burada bilişim sistemleri, banka yada kredi kurumları araç olarak kullanılarak yöneltilen hile ile mağdur aldatılmakta ve hesaptan para havale yapma işlemini bizzat mağdurun yapması sağlanmaktadır. 3-Mağdura yöneltilen hileli davranışlarla internet bankacılığı hesap bilgileri ve şifresi elde edildikten sonra bilahare bu bilgileri kullanmak suretiyle sanık tarafından mağdura ait internet banka hesabından para havale edilmesi eylemi ise 5237 sayılı TCK’nın 142/2-e maddesinde düzenlenmiş bulunan “bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık” suçunu oluşturacaktır. Zira burada hileye rağmen mağdurun kendisi havale yapmamış, banka hesabında ki paranın havale edilmesine yönelik mağdurun irade ve rızası elde edilememiştir. Mağdur kendi rızasıyla parayı havale etmediği için de eylem hırsızlık suçu kapsamında değerlendirilmelidir. 4-Yine mağdura telefonla aranmak suretiyle yöneltilen hileli davranışlarla kredi kartı bilgileri, şifresi, mesajla gelen onay kodu alındıktan sonra mağdurun verdiği bu bilgiler ile ancak mağdurun rızası olmadan sanık tarafından kredi kartından harcama yapılması yada para çekilmesi eylemi TCK'nin 245/1 maddesinde düzenlenen "banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması" suçunu oluşturacaktır. Yukarıda yaptığımız açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 27.10.2016 tarihinde katılanı telefon ile arayarak "bankadan aradığını, kredi kartının kopyalandığını, usulsüz işlem yapıldığını, iptal adileceğini" söyleyerek katılanın telefonuna mesaj olarak gelen internet şubesine giriş için tek kullanımlık şifre ile EFT para çıkışını onaylamak için mesaj olarak gelen onay kodunu alan sanığın internet bankacılığı üzerinden müşteri kodu+parola+akıllı sms kullanarak katılanın ...Bankasında bulunan .. numaralı kredi kartından saat 16:34'te 10.000,00 TL parayı kendine ait ... Bankası nezdinde bulunan ... numaralı hesaba havale etmesi eyleminin TCK'nin 245/1 maddesinde düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu, Bu eylemden yaklaşık 9-10 dakika sonra sanığın daha önce katılandan hile ile elde ettiği internet banka şifresi ile yine katılanın kendisine bildirdiği EFT onay kodunu kullanarak bu kez katılanın ...Bankasında bulunan .. numaralı hesabından müşteri kodu+parola+akıllı sms ile internet bankacılığı yöntemiyle saat 16:43'te kendine ait ... Bankası nezdinde bulunan ... numaralı hesaba 4.500,00 TL para havale etmesi eyleminin ise TCK'nin 142/2-e maddesinde düzenlenen bilişim sistemleri kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunu oluşturacağı, Sanığın kredi kartı bilgilerini, kart şifresini ele geçirip kart bilgileri üzerinde hakimiyet sağladıktan sonra katlana ait kredi kartından 10.000,00 TL parayı kendisine ait banka hesabına havale etmek sureti ile haksız menfaat temin ederek banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun tamamlanmış olmasından yaklaşık 9-10 dakika sonra katılana gelen yeni onay kodunu alarak bu kez katılanın banka hesabında bulunan 4.500,00 TL yi kendisine ait banka hesabına havale etmesi eylemlerinin hukuki anlamda iki ayrı fiil olarak kabul edilerek gerçek içtima kuralının tatbiki suretiyle TCK'nin 142/2-e ve 245/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği, Sayın çoğunluğun görüşünde olduğu gibi eylemin bir bütün halinde tek bir suç olduğunun kabul edilmesi halinde ise hile ile iradesi sakatlanan şifre ve onay kodlarını telefonla sanığa söyleyen katılanın banka hesabındaki parayı rızai tesliminden ve yine kredi kartının kullanılmasına izin verdiğinden bahsedilemeyeceğinden sanığın eyleminin TCK'nin 142/2-e maddesinde düzenlenen bilişim sistemleri kullanılmak suretiyle zincirleme hırsızlık suçunu oluşturacağı, Yine eylemin bir bütün halinde tek bir suç ve fakat dolandırıcılık suçunu oluşturacağının kabul edilmesi halinde ise mağdura telefonla aranmak sureti ile hile yöneltilirken banka veya diğer kredi kurumunun mutat faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerinden yararlanılması ya da banka ve kredi kurumlarının mutat faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkları yada bilişim sistemleri araç olarak kullanılmadığından ve yine salt telefonla aranması olgusu yada paranın banka ile havale edilmesi iradenin sakatlanmasında kullanılmamış yalnızca iradenin yanılgıya düşürülmesinden sonra ödeme aracı olarak yer almış olduğundan bu halde eylemin TCK'nin 157/1 maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçu kapsamında kalacağı anlaşıldığından, Sanık hakkında katılana yönelik banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan TCK'nin 245/1 maddesi uyarınca kurulan mahkumiyet hükmünün ONANMASINA, katılana yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK'nun 158/1-f-son maddesi uyarınca kurulan mahkumiyet hükmünün ise eylemin TCK'nin 142/2-e maddesinde düzenlenen "bilişim sistemleri kullanılmak suretiyle hırsızlık" suçunu oluşturacağından BOZULMASINA karar verilmesi düşüncesi ile sayın çoğunluğun bozma kararına ve gerekçesine katılmıyorum. 21.05.2026