Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/1142 E. 2023/10333 K. – Resmi Belgede

Konu: Resmi Belgede Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/1142
Karar No
2023/10333
Karar Tarihi
Konu
Resmi Belgede Sahtecilik

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/438 E., 2016/10 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmî ret, kısmî onama Sanık müdafiinin temyiz talebi yönünden; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği, muhatabın bilinen en son adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi veya Merkezî Nüfus İdaresi Sisteminde (MERNİS) kayıtlı adresinin bilinen adresten farklı olması hâlinde MERNİS adresine “MERNİS” şerhi düşülerek 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebligat çıkartılması gerekmektedir. Sanığın dosyada bilinen adresi ile MERNİS adresinin aynı olduğu, bu durumda Mahkemece öncelikle 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası esas alınarak gerekçeli kararın tebliği yoluna gidilmesi, bu şekilde tebligat girişiminin neticesiz kalması durumunda aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası esas alınarak "MERNİS" şerhi düşülmek suretiyle kararın tebliğe çıkarılması gerekirken doğrudan "MERNİS" şerhi ile yapılması suretiyle gerçekleştirilen tebliğ işleminin usûlsüz olduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz talebinin süresinde olduğu belirlenerek inceleme yapılmıştır. Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Kocaeli 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.01.2016 tarihli ve 2015/438 Esas, 2016/10 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın ertelenmesine ve sanığın 3 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Kurum Vekilinin Temyiz Sebebi Sanık hakkında eksik ceza tayin edildiğine ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri 1. Eksik inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, 2. Sanık hakkında hükmolunan cezanın ertelenmesine karar verildiği hâlde 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinde belirtilen hak yoksunluklarının uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın, muhasebe işlerini yürüttüğü,...G. adlı kişiye ait işletmede gerçekte çalışmadıkları hâlde, haklarında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları verilen temyiz dışı sanıklar Figen, Dilara ve Havva isimli kişiler için 2014 yılı Mart ayı içerisinde, iş yerinde çalışıyor olduklarına dair katılan kuruma e-bildirimler yaptığı gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesi kapsamında resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde atılı suçtan mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır. 2. Sanık özetle; söz konusu iş yerinin muhasebe işlerini yürüttüğünü, iş yeri sahibi...G.'nin e-bildirge şifresini bildiğini, temyiz dışı sanıklar için sigorta giriş belgesi düzenlediğini, bu durumdan Emre'nin bilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir. 3. İş yeri sahibi tanık ...sanığın kendi iş yerinin muhasebe işlerini yürüttüğünü, kendisine ait e-bildirge şifresinin sanık tarafından bilindiğini ve sistemin sanık tarafından kullanıldığını, kendisinin kullanmadığını beyan etmiştir. 4. Dava dosyasında mevcut Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca tanzim olunan, 20.08.2014 tarihli ve 2014/KT/111 sayılı inceleme raporu ve ekleri incelenmekle, temyiz dışı sanıklar Figen, Dilara ve Havva'nın e-bildirge yöntemiyle 2014 yılı Mart ayında bordro edildikleri, bildirgenin ıslak imzalı yöntemle yapılmadığı saptanmıştır. IV. GEREKÇE Katılan Kurum vekili ve sanık müdafiinin temyiz taleplerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; Resmi belgenin kamu görevlisi tarafından görevi gereği, kanunun belirlediği şekil şartlarına uygun olarak düzenlediği belgeler olduğu, somut olayda işe giriş bildirgesini düzenleyen, sanığın eyleminin, 3568 sayılı ... Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 2 nci maddesinin (A) fıkrasında belirtilen muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin konusu kapsamındaki işlerden olmadığı, aynı Kanun'un 47 nci maddesinde sözü edilen meslek mensuplarının görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan da sayılmadığı, işe giriş bildirgesinin resmi belge sayıldığına dair yasal bir düzenlemenin de bulunmadığı dikkate alındığında bu tür veri girişlerinin ceza hukuku anlamında resmi belge olarak kabul edilemeyeceği, kaldı ki 5510 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen resmi belgenin oluşması için failin sisteme veri yüklemesi yeterli olmayıp ayrıca işe giriş bildirgesinin elektronik olarak sunulduğu Sosyal Güvenlik Kurumunca da sistem üzerinden tali bir kısım işlemlerin yapılması gerektiği, bu bağlamda, suça konu e-bildirgelerin, resmi belge olduğuna dair herhangi bir yasal düzenleme bulunmaması ve gerçeğe aykırı e-bildirgeleri verme eyleminde sisteme girilen verilerin resmi belgede sahtecilik suçunun maddi konusuna ve sanık tarafından gerçekleştirilen eylemin suçun tipiklik ilkesine uymadığı nazara alınarak resmi belgede sahtecilik suçuna vücut vermeyeceği; fikri sahteciliğin cezalandırıldığına dair de kanunî bir düzenlemenin bulunmadığı ve elektronik ortamda verilen işe giriş bildirgesinin sahtecilik suçunun maddi konusunu oluşturan belge niteliğini haiz olmadığı bu itibarla özel belgede sahtecilik suçunun da kanunî unsurlarının oluşmayacağı; sisteme veri yerleştirme suçu açısından yapılan değerlendirmede ise hukuka aykırı olarak girilen sisteme, veri sağlayıcısı tarafından izin verilmeyen şekilde veri girişi yapmak ya da veri taşıma araçları ile yükleme yapmak gerektiği; somut olayda muhasebeci sanığın, mükellef tarafından verilen mükellefe ait şifreyi kullanarak sisteme veri yüklediğinin kabulü hâlinde şifreyi hukuka aykırı bir şekilde elinde bulunduran kişi konumunda olmadığı, kurumun verdiği şifreyle sisteme hukuka uygun şekilde girerek, e-bildirge içeriğine doğru olmayan verileri yerleştirmesi sonucu Kuruma elektronik ortamda gerçek olmayan bir veri iletmekten ibaret eyleminin sisteme veri yerleştirme suçunu da oluşturmayacağı; sanığın eyleminin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesinde ise resmi belgeyi düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yalan bildirimde bulunulmasında kişinin beyanının yeterli olmadığı, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluluğu gerekli ise kişinin beyanına itibar edilemeyeceği, kişinin bu beyanını içeren belgenin de ispat aracı olarak kullanılamayacağı saptanmakla, aynı zamanda elektronik ortamdaki veri girişinin muhatabı bilgisayar sistemi olup 5237 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesindeki tanıma uyan bir kamu görevlisi bulunmadığı gibi Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 01.04.2014 tarihli ve 2013/9-542 Esas, 2014/153 Karar sayılı kararına göre bu beyan sonucunda düzenlenen, öz ve biçimsel unsurları tam olan bir resmi belge de bulunmadığından sanığın eyleminin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu da oluşturmayacağı gözetilerek somut olayda sanığın, katılan Kurum tarafından iş yeri sahibine verilen ve iş yeri sahibinin de sanığa verip kullanılmasına rıza gösterdiği şifreyle sisteme hukuka uygun şekilde girdiği, e-bildirge içeriğine doğru olmayan verileri yerleştirmek suretiyle Kuruma elektronik ortamda gerçek olmayan bir veriyi ilettiğinin kabulü hâlinde bu eylemin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle sanığın, unsurları oluşmayan suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin (a) fıkrası gereği beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.01.2016 tarihli ve 2015/438 Esas, 2016/10 Karar sayılı kararına yönelik katılan Kurum vekili ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/1142, K. 2023/10333, T. 18.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-1142-e-2023-10333-k-7a4b253202a7