Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2020/6272 E. 2023/9955 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/6272
- Karar No
- 2023/9955
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/9 E., 2016/9 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, idari para cezası verilmesine yer olmadığı Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.01.2016 tarihli ve 2016/9 Esas, 2016/9 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; 1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 2. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle aynı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; samimi beyanlarına karşın hakkında tayin edilen cezanın çok olduğuna ve bu cezayı temyiz etmek istediğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Hakkında arama kararları bulunan sanığın, ihbar üzerine yapılan kimlik kontrolünde, üzerinde fotoğrafı bulunan ancak ağabeyi ... adına düzenlenmiş suça konu nüfus cüzdanını ibraz ettiği, hakkında ihbar olduğu söylenerek gerekli kontroller yapılmak üzere polis merkezi amirliğine götürüldüğünde gerçek kimliğini beyan ettiği, bu şekilde üzerine atılı suçları işlediği iddia ve kabul edilmiştir. 2. Sanığın beyanı üzerine ... adına herhangi bir belgenin düzenlenmediği görülmüştür. 3. Sanığın savunması resmi belgede sahtecilik suçu yönünden ikrara; başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçu yönünden ise, karakola gittikten sonra isminin ... olduğunu, cezaevinden firar ettiğini, bu nedenle ağabeyi olan ...'in kimlik bilgileri ile sahte nüfus cüzdanı yaptırdığını söylediğine yöneliktir. 4. Kriminal rapor ile suça konu belgenin tamamen sahte olarak düzenlendiği ve aldatıcılık niteliği taşıdığı tespitleri yapılmıştır. 5. Mahkemece de suça konu nüfus cüzdanının incelenerek aldatma niteliğinin mevcut olduğu tespiti yapılmıştır. 6. Suça konu belgenin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suretiyle İftira Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için, failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması; aynı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan iftira suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5326 sayılı Kanun) "Kimliği bildirmeme" başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası ise "Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir." hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisine, görevi nedeniyle resmi belge düzenlendiği sırada yalan beyanda bulunulması hâlinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması hâlinde 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gerekli olacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın, ihbar üzerine yapılan kimlik kontrolünde, suça konu olup üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ağabeyi ...'in kimlik bilgileri ile düzenlenmiş nüfus cüzdanını ibraz ettiği, ancak gerekli kontroller yapılmak üzere polis merkezi amirliğine götürüldüğünde gerçek kimliğini beyan ettiği ve ... hakkında herhangi bir işlem yapılmadan dosyadaki tüm adli işlemlerin sanığın kimlik bilgileri ile yapıldığı, sanığın, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği, bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen suçun unsurlarının oluşmadığı, ayrıca ... adına herhangi bir adli veya idari resmi belge düzenlenmediği anlaşılmakla; sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasına uyduğu gözetilmeden unsurları itibarıyla oluşmayan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, 2. Kabule göre de; sanığa yüklenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un 250 inci maddesinin on birinci fıkrasına 7331 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle eklenen ''Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.'' şeklindeki yasal düzenleme 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceğinden, resmi belgede sahtecilik suçuyla, seri muhakeme usulüne tabi olan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu birlikte işlenmesine rağmen, suç tarihi itibarıyla başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiğinden, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, nedenleriyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.01.2016 tarihli ve 2016/9 Esas, 2016/9 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suretiyle İftira Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.01.2016 tarihli ve 2016/9 Esas, 2016/9 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın lehine olan ve eylemine uyan 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun'un 322 nci ve 5326 sayılı Kanun'un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2023 tarihinde karar verildi.