Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2020/5808 E. 2023/6030 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/5808
- Karar No
- 2023/6030
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/512 E., 2015/861 K. SUÇTAN ZARAR GÖREN : ... SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ Ereğli(Konya) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2015 tarihli ve 2015/512 Esas, 2015/861 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, hükmolunan cezanın ertelenmesine ve sanığın 2 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, aksi hâlde alacağı tahsili amacıyla suçun işlendiği gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 211 inci maddesi gereği cezada indirim uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın, suçtan zarar gören adına sahte imza ile düzenlemiş olduğu, 30.10.2012 ödeme tarihli ve 7.500,00 TL bedelli senedi ciro ederek Vakıflar Bankasına teminat olarak sunup karşılığında kredi çektiği, kredi borcunun ödenmemesi neticesinde Vakıflar Bankasının suçtan zarar gören aleyhine Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2013/3046 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığı anlaşılmıştır. 2. Sanık üzerine atılı suçlamayı ikrar ekmiş ancak suçtan zarar gören ile aralarında mevcut hukukî ilişkiden kaynaklanan alacağını tahsil amacıyla suça konu senedi düzenlediğini beyan etmiştir. 3. Suçtan zarar gören her aşamada sanık ile aralarında hukukî bir ilişkinin bulunmadığını beyan etmiştir. 4. Emniyet Genel Müdürlüğü Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim olunan, 18.03.2015 tarihli; "İnceleme konusu senedin ön yüzünde bulunan yazılar ile arka yüzünde bulunan ciranta imzasının, ...'ın elinden çıkmış olmasının kuvvetle muhtemel olduğu," görüşünü içerir Uzmanlık Raporu dava dosyasında mevcuttur. 5. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi tarafından tanzim olunan 12.05.2015 tarihli raporda; "İnceleme konusu senette ...'e atfen atılı borçlu imzalarının ...'in eli ürünü olmadığı," görüşü açıklanmıştır. 6. Vakıflar Bankası T.A.O. Tarafından suçtan zarar gören aleyhine Ereğli(Konya) 1. İcra Müdürlüğünün 2013/3046 Esas sayılı takip dosyası üzerinden başlatılan icra takibine suçtan zarar gören tarafından itiraz edilmesi ve Ereğli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/416 Esas, 2015/298 Karar sayılı dava dosyasında suçtan zarar gören tarafından herhangi bir borcunun bulunmadığının tespiti amacıyla açılan menfi tespit davası neticesinde suçtan zarar görenin Vakıflar Bankasına herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine karar verildiği ve bu kararın 09.09.2015 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. 7. Mahkemece, suça konu senedin sanık müdafiinin hazır bulunduğu 11.06.2015 tarihli celsede incelendiği, özellik ve unsurlarının tutanağa geçirildiği, kanunî unsurlarının bulunduğu, üzerinde herhangi bir çizik, yırtık bulunmadığı, görünüş itibarıyla gerçek bir senet hüviyetinde olup aldatma niteliğinin bulunduğu görüşlerine yer verildiği belirlenmiştir. 8. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.
IV. GEREKÇE 1. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından tespit olunan 30.12.2014 tarihli savunmasında inkara dayalı savunma yapan sanığın, kovuşturma aşamasında senedi kendisinin düzenlediğini kabul etmesi, yine Olay ve Olgular başlığı altında (4) ve (5) numaralı paragraflarda yer verilen uzmanlık raporlarının içeriği ile (7) numaralı paragrafta açıklanan Mahkeme gözlemi karşısında sanığın eyleminin sübuta erdiğinin kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Suçtan zarar görenin her aşamada sanıkla aralarında borç doğuracak hukukî bir ilişkilerinin bulunmadığını beyan etmesi, Olay ve Olgular başlığı altında (6) numaralı paragrafta ayrıntısına yer verilen Ereğli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/416 Esas, 2015/298 Karar sayılı dava dosyasının içeriği ve buna dair kesinleşme şerhi karşısında sanığın, daha az cezaya maruz kalmak amacıyla suçtan zarar gören ile aralarında hukukî bir ilişkinin bulunduğunu ileri sürdüğü anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun'un 211 inci maddesi gereği ceza indirimi uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. 4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ereğli(Konya) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2015 tarihli ve 2015/512 Esas, 2015/861 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.09.2023 tarihinde karar verildi.