Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2020/4811 E. 2023/7522 K. – Resmi Belgenin

Konu: Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2020/4811
Karar No
2023/7522
Karar Tarihi
Konu
Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/479 E., 2015/1183 K. SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.03.2013 tarihli ve 2012/12-1515 Esas, 2013/102 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, kesin nitelikteki hükümlerin ancak kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırım içermek şartıyla suç vasfına yönelik ya da suç niteliği doğru belirlenmesine rağmen yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırları içinde kalan cezaların verildiği hükümlere karşı yapılan aleyhe başvuru üzerine temyiz denetimine konu olabileceği; somut olayda, Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğuna ilişkin olduğu, bu nedenle suç vasfına yönelik temyiz istemi bulunduğundan hükmün temyiz edilebilirlik niteliği bulunduğunun belirlendiği, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.11.2015 tarihli ve 2014/479 Esas, 2015/1183 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan açılan kamu davasında mahkemece yapılan araştırmada sanık hakkında başka soruşturma yapılmadığından eyleminin "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" olarak nitelendirilip hüküm kurulduğuna, ancak Başsavcılık evrakı üzerinde yapılan incelemede sanık hakkında ... kimliğini bildirdiği "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak" suçundan 2014/42215 soruşturma numaralı evrakın da bulunduğuna, bu soruşturmada da iki ayrı ifade bulunduğu halde hatalı olarak UYAP sistemine sadece ... olarak kayıt yapılıp bu kimlikle işlem gördüğünün anlaşılması nedeniyle sanığın "başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması" suçu sabit olduğu halde Başsavcılığın yanlış bilgilendirmesi üzerine hukuki nitelemede hata yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna, kararın bozularak dosyanın mahalline iadesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın, şüphe üzerine kolluk görevlileri tarafından kimliği sorulduğunda çelişkili beyanlarda bulunması üzerine araştırma genişletilmek istendiğinde ayrıca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurduğunun tespit edildiği, bu suçtan soruşturmaya başlandığında ağabeyi ...'in kimlik bilgileri ile şüpheli sıfatıyla ifade verdiği, daha sonra tekrar polis merkezi amirliğine giderek gerçek kimliğini beyan ettiği, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci ve 268 inci maddeleri uyarınca iki ayrı soruşturmanın yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. 2. Yapılan yargılama sonunda, yukarıda "II. Temyiz Sebepleri" başlığı altında açıklandığı üzere UYAP sisteminden kaynaklanan bir hata nedeniyle Mahkemenin yanlış bilgilendirilmesi sonucunda temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. Sanığın, kullanmak üzere uyuşturucu madde bulundurma suçunun şüphelisi olarak yakalanması üzerine hakkında soruşturmaya başlandığı sırada, kimliğini kardeşi ... olarak beyan ettiği ve yürütülen soruşturma kapsamında ... adına genel adli muayene raporu ve yakalama tutanağı düzenlendiği, şüpheli sıfatıyla ifadesinin alındığı dosya kapsamından anlaşılmakla; sanığın suç işlediği şüphesi ile yakalandığı sırada kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla mağdura ait kimlik bilgilerini kullanması eyleminin seri muhakeme usulüne tabi olan 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçundan hüküm kurulması, 2. Kabule göre de; sanığa isnat edilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümde, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 250 ve 251 inci maddelerindeki "Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan hükme bağlanmış ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli 2020/87 Esas ve 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle sanık hakkında verilen hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.11.2015 tarihli ve 2014/479 Esas, 2015/1183 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.10.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2020/4811, K. 2023/7522, T. 24.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2020-4811-e-2023-7522-k-ddc2b5ecb9f2