Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2020/3127 E. 2023/8062 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2020/3127
Karar No
2023/8062
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/702 E., 2015/798 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ ... 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.11.2015 tarihli ve 2015/702 Esas, 2015/798 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; olay tarihinde şikâyetçinin ismini kullanmadığına, zaten polislerin elinde fotoğrafının olduğuna, karakola götürüldüğünde üst aramasında nüfus cüzdanının çıktığına, bu nüfus cüzdanını da hiçbir yerde kullanmadığına, dosyasının temyiz edilmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın, yolcu olarak bulunduğu otobüste kolluk görevlileri tarafından yapılan kimlik kontrolünde, şikâyetçi ...'a ait olup kendi fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanını ibraz ettiği, ancak ihbar nedeniyle kolluk görevlilerinin elinde teşhis amaçlı olarak bulunan sanığa ait vesikalık fotoğraf ile yapılan karşılaştırma neticesinde ... isimli kişi olmadığının anlaşıldığı, bunun üzerine sanığın kolluk görevlilerine gerçek kimliğini beyan ettiği, sanığın yanında bulunan çantadan eroin maddesinin ele geçirildiği, bu şekilde üzerine atılı suçları işlediği iddia ve kabul edilmiştir. 2. Kriminal rapor ile suça konu nüfus cüzdanının gerçek olup fotoğraf değişikliği suretiyle sahteleştirildiği ve yapılan sahteciliğin aldatıcılık niteliği bulunduğu tespitleri yapılmış; söz konusu rapor kovuşturma aşamasında sanığa okunmuştur. 3. Sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. 4. Suça konu nüfus cüzdanının dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suretiyle İftira Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için, failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması; aynı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan iftira suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5326 sayılı Kanun) "Kimliği bildirmeme" başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası ise "Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir." hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisine, görevi nedeniyle resmi belge düzenlendiği sırada yalan beyanda bulunulması hâlinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması hâlinde 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gerekli olacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kolluk güçlerince yapılan kimlik kontrolünde sanığın görevlilere ... adına düzenlenen sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiği, ancak ihbar nedeniyle kolluk görevlilerinin elinde teşhis amaçlı olarak bulunan sanığa ait fotoğraf ile yapılan karşılaştırma neticesinde ... isimli kişi olmadığının anlaşıldığı ve sanığın gerçek kimliğini beyan ettiği, nitekim yakalama tutanağının sanığın gerçek kimlik bilgilerine göre düzenlendiği ve soruşturma işlemlerinin de bu bilgilere göre yapıldığı, sanığın, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği, bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen suçun unsurlarının oluşmadığı, ayrıca ... adına herhangi bir adli veya idari resmi belge düzenlenmediği anlaşılmakla; sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci fıkrasına uyduğu gözetilmeden unsurları itibarıyla oluşmayan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, 2. Kabule göre de; a. Gerekçeli karar başlığında suç adının başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması yerine iftira olarak yazılması, b. Sanığa yüklenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un 250 inci maddesinin on birinci fıkrasına 7331 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle eklenen ''Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.'' şeklindeki yasal düzenleme 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceğinden, resmi belgede sahtecilik suçuyla, seri muhakeme usulüne tabi olan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu birlikte işlenmesine rağmen, suç tarihi itibarıyla başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiğinden, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Nedenleriyle, sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle ... 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.11.2015 tarihli ve 2015/702 Esas, 2015/798 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. İftira Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle ... 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.11.2015 tarihli ve 2015/702 Esas, 2015/798 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2020/3127, K. 2023/8062, T. 07.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2020-3127-e-2023-8062-k-17682e64544a