Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/1452 E. 2024/3945 K. – Kişiyi Hürriyetin

Konu: Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2022/1452
Karar No
2024/3945
Karar Tarihi
Konu
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/1005 Değişik İş SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.01.2010 tarihli ve 2005/262 Esas, 2010/61 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.04.2011 tarihli ve 2010/27243 Esas, 2011/5566 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Hükümlü tarafından yargılamanın yenilenmesinin talep edildiği, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli ek kararıyla yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verildiği ve karara karşı hükümlü tarafından yapılan itiraz üzerine İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.10.2021 tarihli ve 2021/1005 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın kabulü ile 09.09.2021 tarihli ek kararın kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.02.2022 tarihli ve 2021/25105 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.04.2022 tarihli ve KYB-2022/32090 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.04.2022 tarihli ve KYB-2022/32090 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, mercii İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/10/2021 tarihli kararı ile hükümlü ...'in mağdur ...'e yönelik suç tarihinin 29/10/2003 olduğu, suç tarihi itibariyle yürürlükte olan 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu ve 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu bakımından, örgüt yöneticilerinin ayrıca fail olarak cezalandırılmaları gerektiği hususunda herhangi bir düzenleme bulunmadığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte işlenen suç bakımından failin aleyhine olan 5237 sayılı Kanun'un 220/5. maddesi gereğince cezalandırılamayacağı, suç tarihi itibariyle yürürlükte olan 765 sayılı Kanun ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun yönünden sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle yeniden yargılanma talebinin kabulüne karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Hükümlü Lehine Yargılamanın Yenilenmesi Nedenleri" başlığı ile düzenlenen 311. maddede yer alan "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa. c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise. e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa. f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir. (2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır." şeklindeki düzenlenmeler nazara alındığında, Hükümlü ... tarafından 24/09/2021 tarihli talep dilekçesinde yer verdiği sebepler ile mercii İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/1005 değişik iş sayılı kararında belirtilen gerekçelerin hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerini oluşturmadığı, İstanbul (Kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. maddesi ile görevli) 19/01/2010 tarihli kararının, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20/04/2011 tarihli ve 2010/27243 esas, 2011/5566 karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmiş olması karşısında, yargılamanın yenilenmesi sebebini oluşturmayan hukuka aykırılık durumlarının 5271 sayılı Kanun'un 308. maddesi gereğince çözüme kavuşturulması gerektiği, kaldı ki sanık ...'in mağdur ...'e yönelik 29/10/2003 tarihli eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 220/5. maddesi uyarınca asli fail gibi değil bizzat asli fail olarak cezalandırılmış olduğu gözetilerek, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311 inci maddesinde "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa. c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise. e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa ... " şeklinde düzenlenmiştir. 2. Mahkeme tarafından verilerek kesinleşen bir hükümle ilgili olarak, yukarıda izah edilen sebeplerle hükümlü lehine veya aleyhine olarak yeniden yargılama yapılması “yargılamanın yenilenmesi” veya “iade-i muhakeme” ile mümkündür. Kesin hükümle sonuçlanmış bir uyuşmazlık kural olarak yeniden yargılama konusu yapılamaz. Bu nedenle, yargılamanın yenilenmesi olağanüstü bir kanun yoludur. 3. Yargılamanın yenilenmesi, daha önceki yargılama sırasında ele alınmayan “yeni delil” veya “yeni olay” mevcut olduğunun anlaşılması halinde başvurulan bir kanun yoludur. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi nedeniyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın “yeni” olarak nitelendirilmektedir. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da “yeni” sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de “yeni” sayılmaktadır. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. 4. İnceleme konusu somut olayda, hükümlü hakkında İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.01.2010 tarihli ve 2005/262 Esas, 2010/61 Karar sayılı kararı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.04.2011 tarihli ve 2010/27243 Esas, 2011/5566 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, hükümlünün üzerine atılı suçtan asli fail olarak cezalandırıldığı, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin beşinci fıkrasının tatbik edilmediği nazara alındığında, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin hükümlünün 5237 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca cezalandırılamayacağına dair gerekçesinin temyiz incelemesinden sonra ortaya çıkmadığı ve ileri sürülen hususla ilgili olarak Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.04.2011 tarihli ve 2010/27243 Esas, 2011/5566 Karar sayılı ilamına karşın Yargıtay C.Başsavcılığı tarafından 5271 sayılı Kanun'un 308 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca her zaman itiraz yoluna başvurulabileceği anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 311 inci maddesindeki şartları taşımayan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine yönelik itirazın reddi yerine İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.10.2021 tarihli kararıyla kabulüne karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2021 tarihli ve 2021/1005 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.05.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2022/1452, K. 2024/3945, T. 08.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2022-1452-e-2024-3945-k-9e7b9d4ec2b8