Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/885 E. 2024/3949 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2022/885
Karar No
2024/3949
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/258 Değişik İş SUÇLAR : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Diyarbakır 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.12.2018 tarihli ve 2018/532 Esas, 2018/1098 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca iki kez 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesi delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, istinaf edilmesi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 16.06.2020 tarihli ve 2019/981 Esas, 2020/789 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Hükümlü tarafından yargılamanın yenilenmesinin talep edildiği, Diyarbakır 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2021 tarihli ek kararıyla yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verildiği ve karara karşı hükümlü tarafından yapılan itiraz üzerine Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2021/258 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın kabulü ile 12.04.2021 tarihli ek kararın kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.02.2022 tarihli ve 2021/16012 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.03.2022 tarihli ve KYB-2022/18998 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.03.2022 tarihli ve KYB-2022/18998 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311. maddesinde sayılan; "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa. c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise. e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa. f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir... " şeklinde düzenleme ile; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 05/10/2021 tarihli ve 2021/1410 Esas, 2021/9285 Karar sayılı kararında belirtilen ''...zorunluluk nedeni gösterilmeden SEGBİS vasıtasıyla savunma alınmasına, sanığın yargılamanın hiçbir aşamasında itiraz etmeyerek zımnen kabul etmiş olmasına, bu yöntemle savunma alınması, silahların eşitliği ve yargılama ilkesi çerçevesinde sanığın savunmasında zaafiyet yaratmadığı anlaşılması karşısında, bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek bozma nedeni yapılmamıştır...'' şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, 1-Sanığın mahkumiyetine ilişkin Diyarbakır 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli kararının Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 16/06/2020 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini müteakip, sanık tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin ek kararın, sanığın açık rızası bulunmadan SEGBİS usulü ile savunma alınamayacağından bahisle merciince kaldırılmasına karar verilmiş ise de; anılan Kanun hükmünde sınırlı sayıda belirtilmiş olan yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin somut olayda bulunmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde, 2- Sanığın Diyarbakır 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/04/2021 tarihli karar duruşmasına SEGBİS vasıtasıyla katıldığı ve kararın yüzüne karşı verildiği, sanığın daha önceki duruşmalara da SEGBİS ile katılarak savunmalarının bu yöntemle alınmasına hiçbir itirazda bulunmadığı gibi, anılan Yargıtay kararı uyarınca da sanığın SEGBİS yöntemi ile savunmasının alınmasına açık rıza göstermesi gerekmediği, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 27/05/2021 tarihli ve 2021/12028 esas, 2021/9993 sayılı kararında ''...ısrarla duruşmalara katılmak isteyen sanığın bizzat mahkeme huzurunda ve müdafii yardımından istifade ile savunmasının alınması ve duruşmalara katılmasının sağlanabilmesi için ertelenmesi yerine, SEGBİS ile savunma yapmaya zorlanmak suretiyle yargılamaya devam edilmesi ve mahkûmiyet kararı verilmesi, bozmayı gerektirmiş...'' şeklindeki kararından anlaşılacağı üzere SEGBİS ile savunmasının alınmasına itiraz etmesi durumunda ancak duruşmaya bizzat getirilmesinin söz konusu olabileceği gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311 inci maddesinde "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa. c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise. e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa ... " şeklinde düzenlenmiştir. 2. Mahkeme tarafından verilerek kesinleşen bir hükümle ilgili olarak, yukarıda izah edilen sebeplerle hükümlü lehine veya aleyhine olarak yeniden yargılama yapılması “yargılamanın yenilenmesi” veya “iade-i muhakeme” ile mümkündür. Kesin hükümle sonuçlanmış bir uyuşmazlık kural olarak yeniden yargılama konusu yapılamaz. Bu nedenle, yargılamanın yenilenmesi olağanüstü bir kanun yoludur. 3. Yargılamanın yenilenmesi, daha önceki yargılama sırasında ele alınmayan “yeni delil” veya “yeni olay” mevcut olduğunun anlaşılması halinde başvurulan bir kanun yoludur. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi nedeniyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın “yeni” olarak nitelendirilmektedir. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da “yeni” sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de “yeni” sayılmaktadır. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. 4. İnceleme konusu somut olayda, hükümlü hakkında Diyarbakır 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.12.2018 tarihli ve 2018/532 Esas, 2018/1098 Karar sayılı kararı ile resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca iki kez 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesi delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, istinaf edilmesi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 16.06.2020 tarihli ve 2019/981 Esas, 2020/789 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği, hükümlünün savunmasının SEGBİS vasıtasıyla alınmasına itiraz etmediği, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin hükümlünün karar duruşmasına SEGBİS sistemi ile katıldığından son savunma hakkının ihlal edildiğine dair gerekçesinin istinaf incelemesinden sonra ortaya çıkmadığı ve ileri sürülen hususla ilgili olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 16.06.2020 tarihli ve 2019/981 Esas, 2020/789 Karar sayılı kararına karşı Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5271 sayılı Kanun'un 308 inci maddesinin (a) bendi uyarınca her zaman itiraz yoluna başvurulabileceği anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 311 inci maddesindeki şartları taşımayan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine yönelik itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.05.2021 tarihli (UYAP evrak onay tarihi) ve 2021/258 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.05.2024 tarihinde karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2022/885, K. 2024/3949, T. 08.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2022-885-e-2024-3949-k-81ed982609ec