Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/22260 E. 2013/11735 K.
Konu: Ntelikli Dolandırıcılık, Memurun Resmi Belgede Sahteciliği
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/22260
- Karar No
- 2013/11735
- Karar Tarihi
- Konu
- Ntelikli Dolandırıcılık, Memurun Resmi Belgede Sahteciliği
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Ntelikli dolandırıcılık, memurun resmi belgede sahteciliği HÜKÜM : 1- Sanıklar ..., ve ... için beraat. Temyiz dilekçelerinin kapsamına göre, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının sanıklar ... ile ... haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine, müşteki vekilinin temyiz itirazlarının ise zamanaşımı nedeniyle kamu davalarının düşürülmesi ve beraat kararlarına yönelik olduğu kabul edilip nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davalarında şikayetçi idarenin katılma talebinin karara bağlandığı ancak resmi belgede sahtecilik suçundan açılan ve ana dosyayla birleştirilen davada şikayetçi idareye katılma hakkı hatırlatılmadan hüküm verilmiş ise de, 5271 sayılı CMK'nun kanun yollarına başvurma başlıklı 260/1. madde ve fıkrasındaki "hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli ve bu kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır" hükmü karşısında; suçtan doğrudan zarar gören şikayetçi kurumun temyize hakkı bulunduğu kabul edilip, CMK'nun 237/2. maddesi gereğince, şikayetçi kurum vekilinin 22/01/2008, 01/07/2008, 23/06/2009 ve 22/12/2009 tarihli celselerde istikrarlı bir şekilde tüm sanıkların cezalandırılması yönündeki beyanının katılma istemini de içerdiği anlaşılmakla, vaki katılma isteminin kabulüyle şikayetçinin kamu davasına katılmasına karar verilerek yapılan incelemede gereği görüşüldü; Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davası hakkında mahallinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür. I- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “nitelikli dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 30.07.2001 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiğinden sanıklar hakkında anılan suçtan açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerektiği gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, II- Sanıklar ..., ... ve ... hakkında "memurun resmi belgede sahteciliği" suçundan kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “memurun resmi belgede sahteciliği” suçunun yasada gerektiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/3. maddesinde öngörülen dava zamanaşımının, kesici son işlem olan sanıklar ... ve ...'ın sorgularının yapıldığı 27.12.2002, sanık ...'ın ise sorgusunun yapıldığı 18.02.2003 tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkındaki kamu davalarının 765 sayılı TCK'nun 102/3 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, III- Sanıklar .... ve ... hakkında "memurun resmi belgede sahteciliği" suçundan kurulan hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısı ile sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarına gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, Cumhuriyet savcısı ile sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: 1- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.11.2002 gün, 6-2009/379 sayılı kararında açıklandığı üzere, herhangi bir ticari faaliyetleri olmamasına rağmen Bağ-kur sigortasından faydalanmaları için sanık ...'nin 11, sanık ...'un ise 9 sigortalı hakkında sahte mükellefiyet kaydı oluşturmaları şeklinde, uzun bir zaman dilimi içerisinde ve her defasında yenilenen kasıtla gerçekleşen eylemlerinin; her bir sigortalı yönünden ayrı ve bağımsız olarak 765 sayılı TCK’nun 339. (5237 sayılı TCK’nun 204/2.) maddesinde düzenlenen suçları oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Kabule göre de; memurun resmi belgede sahteciliği suçunun yaptırımı 765 sayılı TCK'nun 339. maddesinin 1. fıkrasında 3 yıldan 10 yıla kadar ağır hapis olarak öngörülmüş iken 5237 sayılı TCK'nun 204. maddesinin 2. fıkrasında 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası şeklinde lehe düzenleme yapıldığı, 765 sayılı TCK'nun 29. maddesinde yer alan ölçütlerin 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesinde bu suçla ilgili olarak değişmediği, mahkemece karşılaştırma sırasında 765 sayılı Yasa uygulanırken 3 yıldan 10 yıla kadar olan ceza içinden 6 yılın tercih edildiği, 5237 sayılı Yasa ile üst sınırın aşağı çekilmesi nedeniyle yasa koyucunun lehe yaptığı düzenleme de nazara alınarak, temel cezanın tayinindeki ölçütlerin değişmemesi nedeniyle 765 sayılı yasaya göre belirlenen cezadan daha az bir cezanın takdir ve tayin olunup çıkan cezaya zincirleme suç hükümleri uygulandıktan sonra ortaya çıkan sonuçların denetime imkân verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hüküm belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden 765 sayılı TCK'nun lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanıklar müdafileri ile Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 11.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.