Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2011/9643 E. 2012/21221 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/9643
- Karar No
- 2012/21221
- Karar Tarihi
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'in, aynı Kanun'un 359/b-l, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddeleri uyarınca 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Sultanbeyli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/10/2009 tarihli ve 2009/1103-1100 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Kartal 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/11/2009 tarihli ve 2009/141 değişik is sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/6-c maddesinde yer alan "Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir." şeklinde düzenleme karşısında, 29/06/207 talihli vergi inceleme raporunda belirtilen 61.066,26 Türk lirası vergi ziyai cezası ve 13.387,23 Türk lirası özel usulsüzlük cezasının ödendiğine ilişkin bir belge veya bilgi bulunmadığı nazara alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarından birisi oluşmadığından itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 16.05.2011 gün ve 2011/6285/28112 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.06.2011 gün ve KYB.2011/210543 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
5271 sayılı CMK.nun 231/6. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için aranan koşullar şunlardır:
1) Suça ilişkin koşullar;
a-Yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü tesis edilmeli ve hükmolunan cezanın ise iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
b-Suçun, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan İnkılâp Yasalarında yer alan suçlardan bulunmaması,
c-01.03.2008 tarihinden itibaren işlenen suçlarda ise, suçun ayrıca 3713 sayılı Yasa ile 1632 sayılı Yasa kapsamında yer alan suçlardan olmaması,
2) Sanığa ilişkin koşullar;
a-Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması,
b-Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi,
c-Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması, gerekmektedir.
Bu koşullar her suç yönünden ayrı ayrı değerlendirilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına karar verilecektir.
Görüldüğü üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından birisi de suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 gün ve 250/13 sayılı ve benzer birçok kararında açıklandığı üzere burada, uğranılan zararlardan kast edilen maddi zararlar olup, manevi zararlar bu kapsamda değerlendirilmemelidir. Herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşul aranmayacaktır. Maddi zararın bizzat sanık tarafından yerine getirilmesi gerekmeyip, sanık adına onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler tarafından da tazmin, aynen iade veya eski hale getirme suretiyle giderilmesi de olanaklıdır. Zararın belirlenmesinde hâkim, ceza yargılamasında şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeğini de göz önünde bulundurmak koşuluyla, kanaat verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hâkimi gibi gerçek zararı tam anlamıyla saptamaya çalışmamalıdır. Zira 5271 sayılı Yasanın 231. maddesindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararının saptanarak kalan kısmına da hükmedilmesini isteme yönünden bir engel oluşturmamaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 29.06.2007 gün ve VDENR-2007-462/27 sayılı vergi inceleme raporunda sanığın herhangi bir mal ve hizmet karşılığı olmaksızın sahte olarak düzenlenen faturaları hesaplarına kayıt edip ilgili dönem KDV beyannamelerinde maliyet unsuru olarak göstererek 20.355,42 TL vergi ziyaına neden olduğunun belirtilmesi karşısında; vergi ziyaı ve usulsüzlük cezalarının eylemden doğan zarar niteliğinde bulunmamakla birlikte vergi ziyaının CMK.nun 231/6-c maddesi kapsamındaki maddi zararlardan olduğu dikkate alınarak tamamen giderilip giderilmediği araştırılmadan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığından itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi yasaya aykırıdır. Bu itibarla kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi” objektif koşulunun gerçekleşmediğinin gözetilmemesi hukuka aykırılık nedeni farklı gerekçe ile yerinde bulunmuş, aynı hukuka aykırılık nedeninin gerekçe farklılığı nedeni ile yeni bir ihbarda bulunulmasına gerek görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle yasa yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce değişik gerekçe ile yerinde bulunduğundan, Kartal 3.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20.11.2009 gün ve 2009/141 D. İş sayılı kararının CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 07.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.