Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2009/18488 E. 2012/46 K. – Sahtecilik

Konu: Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2009/18488
Karar No
2012/46
Karar Tarihi
Konu
Sahtecilik

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahtecilik HÜKÜM : . ve ...'nın beraatlerine Sanıklar ...: Sanığın, 765 sayılı yasanın 342/1, 59/2. maddelerine göre 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına.

1-Katılan vekilinin sanıklar ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanıkların, iddianameye konu sahte çeklerin piyasaya sürüleceğini bile bile diğer sanıklara verdiklerine, bu eylemlerden menfaat temin ettiklerine, suça konu çeklerin sanık ... tarafından koçandan koparılıp alınmasından sonra gelişen eylemlere her hangi bir şekilde katıldıklarına dair savunmalarının aksini kanıtlar nitelikte mahkumiyetlerine yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında; mahkemece sanıklar ... ve ... yönünden elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin bir sebep içermeyen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle bu sanıklar yönünden kurulan hükmün istem gibi ONANMASINA, 2-a) Sanık ... müdafii ile katılan vekilinin, sanık ... yönünden kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonunda oluşan inanç ve takdirine göre, sanık ... müdafii ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinde, 765 sayılı TCK'nun 80. maddesinden farklı olarak "değişik zamanlarda" denilmesi karşısında, aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından, suça konu çeklerin aynı anda katılana verilmek suretiyle kullanıldığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesi kapsamında teselsül koşullarının oluşmadığı, ancak 765 sayılı Yasanın 80. maddesinde ‘değişik zamanlarda’ koşulu aranmadığından anılan maddenin uygulanma koşulları oluştuğu, bu haliyle sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 342/1 ve 80, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun 204/1, 53/1. maddelerine uyduğu anlaşılmakla, eylemin eski ve yeni Yasalardaki karşılığı olarak yukarıdaki belirtilen maddelerin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması suretiyle lehe yasanın tespiti gerekirken, sanığın lehine olduğu kabul edilen 765 sayılı Yasanın şartları oluşan 80. maddesi tatbik edilmeden sadece 342/1. maddesine göre hüküm kurularak bu hükmün 5237 sayılı Yasaya göre sanık lehine olduğunun kabulü yasaya aykırı, Hükümden sonra, 08.02.2008 günlü 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nun 231 ve TCK’nun 7/2. maddeleri gereğince, sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı verilip verilmeyeceği hususunun tartışılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiş, b-) Katılan vekilinin sanıklar, ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat hükmüne yönelen temyiz itirazlarına gelince; Dosya içeriğine göre; pazarcılık yapan sanık ...’in suça konu çeklerin de dahil çek koçanını pazar tezgahının yanında bulduğu ve patronu sanık ...’a haber verdiği, sanık ...’ın çek koçanlarını imha etmek bahanesi ile sanık ...’ten aldığı ve aracına koyduğu, bu arada sanık ...’in araçtaki çek koçanını sanık ...’e göstermesi üzerine sanık ...’in çek koçanını aldığı ve sakladığı, sanık ...’ın kendisinden çekleri istemesi üzerine koçan halinde ...’a gönderdiği, ...’ın da, ifadesine göre, çek koçanından iki yaprak koparmak suretiyle kalanını sanık ...’e geri gönderdiği, sanıklardan ...’in gerek kolluk beyanında gerekse de mahkemece alınan savunmasında, sanık ...’ın, aralarındaki alışverişten dolayı kendisine borçlu olduğunu, bu borçtan dolayı suça konu çekleri ...’ın mal karşılığı olarak kendisine gönderdiğini beyan ettiği, sanık ... ise, aşamalarda alınan ifadelerinde; her ne kadar ...’e her hangi bir borcunun olmadığını, borcu olmamasına rağmen çekleri boş olarak ...’e gönderdiğini beyan etmiş ise de, gerek ...’in oğlu ...’ın ifadesinde, ...’ın kendilerine borçlu olduğunu, alacaklarını tahsil etmek için dükkanına gittiğinde ...’ın kendisine bir zarf verdiğini, kendisinin de bu zarfı alarak babasına verdiğini beyan etmesi, gerekse de ...’ın mahkemede alınan savunmasında, boş çekleri ...’e göndermesinin yanlış bir iş olduğunu ifade etmesi ve savunmasının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik ve inandırıcılıktan uzak olması karşısında, ...’ın ...’e borçlu olduğu ve bu borç ilişkisinden dolayı bir şekilde ya çeklerin üzerini doldurarak ya da boş olarak ...’e gönderdiğinin kabulü gerektiği, ...’in, kolluk ifadesinde ...’dan aldığı ve ...’e verdiği çek sayısının 5 olduğunu beyan ettiği, ...’in de yine kolluk ifadesinde bu 5 adet çeki nasıl kullandığını ayrıntısı ile anlattığı, sanık ...’in, kollukça alınan ifadesinde; kendisinin ekonomik durumunun kötü olması sebebiyle şahsi borçları için ...’den hatır çeki istediğini, ...’in kendisine ... isimli arkadaşından hatır çeki ayarlayabileceğini söylemesi üzerine bir gün sonra tekrar ...’in yanına gittiğini, ...’in kendisine, peyder pey, ikisi iddianameye konu olmak üzere hepsi ... isimli şahsa ait toplamda 5 adet çek verdiğini, kendisinin bu çekleri kullanmak suretiyle piyasadan mal aldıklarını, hatta alınan malları ...’e ait, şoförlüğünü de ...’in oğlu ...’ın yaptığı kamyonla taşıdıklarını, satın aldıkları malları uygun fiyatla çeşitli işyerlerine sattıklarını, satış karşılığı alınan paranın önemli bir bölümünü ...’e verdiklerini,bir kısmını da ...’le birlikte paylaştıklarını beyan ettiği, her ne kadar mahkemece alınan savunmasında, suça konu iki adet çeki ...’in, ... Ticarete olan borcundan dolayı ...’den boş olarak aldığını, ... Ticaretin sahibi ...’a bu şekilde verdiğini, kendisinin daha önce çalıştığı... Ticarette aracının kiralık olarak çalıştırılmasından dolayı... Ticaretin kendisine borçlu olduğunu, bu borca karşılık olarak da daha önce ...’den alınıp... Ticarete boş olarak verilen çekleri, ... Ticaretin sahibi ...’ın, bu kez dolu olarak kendisine verdiğini, bu çekleri ...’ten alırken daha önce ...’den teminat olarak alıp... Ticarete verdiği çekler olduğunu bilmediğini beyan etmiş ise de, kollukça alınan beyanında... Ticaretin kendisine borçlu olduğundan bahsetmemesi, ikisi suça konu olmak üzere aynı şahsa ait 5 adet çeki ...’den nasıl aldığını ve nasıl kullandığını ayrıntısı ile anlatması, yine bu ifadesinde, daha önce piyasaya sürmüş oldukları çeklerin vade tarihlerinin yaklaşması üzerine karşılıksız çıkmasından korkup bu kez suça konu çekleri yine aynı şekilde ...’den alarak katılana ait firmadan satın aldıkları traş bıçaklarına karşılık katılana verdiklerini, traş bıçaklarını piyasada yaklaşık 20.000.000.000 TL peşin paraya sattıktan sonra bu paranın 4.000.000.000 TL’sini zaman kazanmak amacıyla satın aldığı traş bıçaklarına karşılık verdiği çeklere mahsuben katılana ödediğini beyan etmesi, katılanın da ifadesinde, ...’den 4.000.000.000 TL aldığını doğrulaması karşısında, henüz katılanca bankaya ibrazı yapılmamış çekten dolayı ...’in, bir başka şahıstan alacağına karşılık olarak aldığını iddia ettiği katılana verilmiş çeklere mahsuben katılana kısmi ödeme yapmasının hayatın olağan akışına uymadığı ve mahkemece alınan savunmasının inandırıcılıktan uzak olduğu, sanıklardan ... ise, her ne kadar mahkemedeki savunmasında, suça konu çekleri ...’in, alacağına karşılık ...’dan aldığını beyan etmiş ise de, kollukça alınan ifadesinde; ...’in ...’den hatır çeki istediğini bildiğini, ...’ten alınan çeklerden dolayı ...’e ödeme yapıldığını beyan etmesi karşısında, dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; ...’e borçlu olan ve bu borcundan dolayı suça konu çekleri üzeri dolu ya da boş olarak ...’e gönderen ...’ın, kendisine gelen suça konu çekleri sanık ...’e vermek suretiyle, ...’in ve ...'in çekleri piyasada kullanması sonucu satın aldığı malların peşin paraya satılmasından elde edilen gelirden pay alan ...’in, sanık ... ile birlikte, sanık ...’den alınan sahte çeklerin piyasada kullanılması, bu çeklerle mal alınması ve alınan malların daha uygun fiyata piyasaya peşin para ile satılması sonucu bu eylemlerden menfaat temin eden sanık ...'in de resmi evrakta sahtecilik eylemine iştirak ettiği suça konu buluntu çeklerin boş olarak diğer sanıklara verilmiş olduğu kabul edilse bile bu boş çeki alan kişinin çeki doldurup düzenleyerek kullanılmasından çeki veren kişinin de sorumlu tutulmasının kabulü gerektiği anlaşılmakla; sanıklar ..., ... ve ...’in üzerlerine atılı bulunan resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde, çeklerin boş olarak sanıklar arasında dolaştığı, ... hariç diğer sanıkların doldurup piyasaya sürdüklerine dair delil bulunmadığı, bilirkişi incelemesi sonucunda ... hariç diğer sanıkların mukayese yazı ve imzalarının tetkik konusu çeklerdeki yazı ve imzalarla uyuşmadığı gerekçe gösterilerek yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık ... yönünden sanık müdafiinin ve katılan vekilinin, sanıklar ..., ... ve ... yönünden ise katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü ile, sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerinin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2009/18488, K. 2012/46, T. 09.01.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2009-18488-e-2012-46-k-156837cd619d