Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/9023 E. 2026/1357 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9023
Karar No
2026/1357
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1252 E., 2023/2063 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/204 E., 2022/548 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz tarafından temyiz edimekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava, birleşen dava ve talep artırım dilekçesinde özetle; sigortalının 11.07.2012 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kusuru olmadığını, davacının iş gücü kaybı (maluliyet) olmadığını, tüm hastane giderlerinin ... tarafından karşılandığını, tazminat bedellerinin fahiş olduğunubelirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "A-Belirsiz alacak davası olarak açılan asıl davanın Kısmen Kabulü ile 1-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 300.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 11.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 11.07.2012 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası niteliğinde olduğu, iş güvenliği uzmanlarından alınan kusur raporunda davalı işverenin %90, davacı işçinin %10 oranında kusurlu bulunduğu ve bu kusur dağılımının dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, davacının sürekli iş göremezlik oranının ...Sağlık Kurulu tarafından %10,30 olarak belirlendiği, davacı tarafça maluliyet oranının tespiti için ayrıca dava açılmadığından bu oranın karara esas alınmasının usul ve yasaya uygun olduğu, asıl davanın belirsiz alacak davası olarak açılması nedeniyle aynı alacak yönünden açılan birleşen ek davanın derdestlik dava şartı nedeniyle usulden reddinde isabetsizlik bulunmadığı, asıl dava ve talep artırım dilekçesi dikkate alınarak hükmedilen maddi tazminat miktarı ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, kaza tarihi, kusur oranı, maluliyet durumu ve hakkaniyet ilkeleri gözetilerek belirlenen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Davacının maluliyet oranının ...Sağlık Kurulunca hatalı meslek kodu esas alınarak %10,3 olarak belirlendiği, davacının kanalizasyon işçisi olması nedeniyle doğru meslek kodu esas alındığında maluliyet oranının %22,2 olması gerektiğini, b....Sağlık Kurulu raporuna itiraz edilmesi üzerine dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince davacının maluliyetin tespiti için ayrı dava açması gerektiği gerekçesiyle Adli Tıp sevki talebinin reddedilmesinin Yargıtay içtihatlarına ve usul ekonomisine aykırı olduğunu, c.Müvekkilin kanal ustası olarak çalışırken işverenin yeterli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaması, iş makinesi operatörünün acemi ve ehliyetsiz olması nedeniyle meydana gelen iş kazasında yaralandığı, bilirkişi raporlarıyla davalı işverenin kusurlu olduğunun ispatlandığını, d. Müvekkilin kaza tarihinde 33 yaşında olduğu, ağır iş yapamaz hale geldiği, işten çıkarılması nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği alamadığı, çalışma gücünü önemli ölçüde kaybettiği, ekonomik geleceğinin sarsıldığı ve manevi zararının yeterince dikkate alınmadığını, e.Davalı işverenin kazanın meydana gelmesinde gerekli tedbirleri almadığı için tamamen kusurlu olduğu, buna rağmen müvekkile %10 kusur atfedilmesinin eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı olduğunu, f. Birleşen davanın, belirsiz alacak davasından sonra ek dava açılamayacağı ve derdestlik bulunduğu gerekçesiyle usulden reddedilmiş ise de, uzun yargılama süreci boyunca asgari ücret artışları nedeniyle yeniden raporlar alındığı, alacağın sonradan belirli hale geldiği ve davacıya asıl davada talep artırım dilekçesi sunması için süre verilmediğini, g. İlk Derece Mahkemesince önce 2021 yılı asgari ücreti üzerinden ek rapor alınması talebi reddedilerek davacıya ıslah için kesin süre verildiği, sonrasında aynı talebin kabul edilerek ek rapor alındığı, ancak birden fazla ıslah yapılamayacağı için açılan ek davanın reddedilmesinin hukuki dinlenilme hakkını kısıtladığını, h. Belirsiz alacak davasında alacağın tamamının dava konusu olduğu gözetildiğinde, davacıya HMK’nın 107/2. maddesi uyarınca talep artırımı için süre verilmeden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, i. Asıl davada davacı aleyhine olan hususlara ve birleşen davanın reddine yönelik istinaf başvurusunun, maluliyet, kusur, manevi tazminat ve talep artırımı konularındaki itirazlar değerlendirilmeden esastan reddedildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Davacının “kanal ustası” olarak çalıştığı hususunun dosya kapsamında usulüne uygun şekilde ispatlanmadığı, tanıkların davacının “işçi” olarak çalıştığını beyan ettikleri, buna rağmen davacının kanal ustası olduğu kabul edilerek emsal ücret araştırması yapılmasının ve bu ücret üzerinden tazminat hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, b. Hükme esas alınan hesap raporlarının, itiraz edilen kusur oranları esas alınarak düzenlendiği, kusur raporlarına yönelik itirazlar karşılanmadan bu oranlara göre maddi zarar hesabı yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, c. Kusur raporunda kaçınılmazlık olgusunun değerlendirilmediği, davacının deneyimli olduğu, işyerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alındığı ve eğitimlerin verildiği, buna rağmen kazanın davacının ağır kusurlu davranışı sonucu meydana geldiğini, Kurum müfettişi raporunda işverenin %50, dava dışı Kemal Tarım’ın %40, davacının %10 kusurlu olduğu belirtilmesine rağmen, bilirkişi raporunda müvekkil şirkete %90 kusur atfedildiği, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi taleplerinin haksız şekilde reddedildiğini, davacının müterafik kusuru bulunduğu halde tazminattan uygun oranda indirim yapılmadığı, zararın meydana geliş biçimi ile davacının kusurunun zararın doğması ve artmasındaki etkisinin değerlendirilmediğini, d. ... tarafından davacıya ödenen peşin sermaye değerlerinin hüküm tarihine en yakın tarihteki artışlara göre belirlenip ödeme tarihinden hesap tarihine kadar faiz işletilerek tazminattan mahsup edilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmadan hesap raporunun hükme esas alındığını, e.Dosyanın aktüerya siciline kayıtlı bilirkişiye gönderilerek Yargıtay içtihatlarına uygun iskontolu hesaplama yapılması, davacıya ödenen tüm peşin sermaye değerlerinin faiziyle birlikte tazminattan indirilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğini, tazminat hesabının kazanın meydana geldiği tarihteki koşullara göre yapılması gerekirken rapor tarihi itibarıyla yapılan hesaplama ile birlikte dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin davacı lehine haksız kazanç doğurduğunu, f.Mahkeme kararının somut gerçeği aydınlatmaktan uzak, eksik ve yanlı incelemeye dayalı olduğu, davalı tarafın itirazları karşılanmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

1.Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.

2.5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde İş kazasının 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.

3.5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.

4.5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum ...Sağlık Kurulunca karara bağlanır. 5.Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.

6.Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. 7.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının geçirdiği iş kazası nedeniyle İstanbul Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından düzenlenen 02.08.2016 tarihli raporda sürekli iş göremezlik oranının %6,1 olarak belirlendiği, anılan rapora itiraz üzerine ... Yüksek Sağlık Kurulunun 13.06.2017 tarihli raporunda bu oranın %10,3 olarak tespit edildiği, davacı tarafça ... Kurulu raporuyla belirlenen sürekli iş göremezlik oranına da itiraz edildiği anlaşılmaktadır.

8.Mahkemece, davacının maluliyet oranına yönelik itirazının değerlendirilmesi ve sürekli iş göremezlik oranının kesin olarak belirlenmesi amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerekirken, maluliyet oranının tespitinin ayrı bir dava konusu yapılması gerektiği gerekçesiyle bu yöndeki talebin reddine karar verilmiş; buna rağmen hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda ...Sağlık Kurulunca belirlenen %10,3 oranı esas alınarak maddi tazminat hesabı yaptırılmıştır. Anılan hesap raporunun taraflara tebliği üzerine davacı vekilinin, aktüerya raporuna karşı sunduğu itiraz dilekçesinde sürekli iş göremezlik oranına yönelik itirazını sürdürdüğü görülmektedir. 9.Oysa sürekli iş göremezlik oranı, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat hesabının temel ve belirleyici unsurlarından olup, bu oran kesinleştirilmeden gerçek zararın sağlıklı biçimde belirlenmesi mümkün değildir. ...Sağlık Kurulu kararları Kurumu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden kesin ve bağlayıcı olmadığından, davacı tarafın bu orana yönelik itirazı karşılanmadan sürekli iş göremezlik oranının kesinleştiği kabul edilemez. Bu nedenle, sürekli iş göremezlik oranına ilişkin uyuşmazlığın eldeki tazminat davasında ön sorun olarak çözümlenmesi gerekirken, maluliyet oranının ayrı dava konusu yapılması gerektiği gerekçesiyle Adli Tıp incelemesi talebinin reddedilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiştir.

10.Bu durumda Mahkemece yapılması gereken iş; davacının sürekli iş göremezlik oranının tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kuruluna gönderilmesi, alınacak rapor ile ...Sağlık Kurulu raporunun birbirini doğrulaması hâlinde belirlenen oranın hükme esas alınması, raporlar arasında çelişki bulunması hâlinde ise çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kuruluna gönderilerek sürekli iş göremezlik oranının kesin olarak tespit edilmesidir. Bu usul işletilmeksizin, davacı tarafın maluliyet oranına yönelik itirazı karşılanmadan ve sürekli iş göremezlik oranı kesinleştirilmeden maddi tazminat hesabı yaptırılarak hüküm kurulması eksik incelemeye dayalı olup isabetsizdir. 11.Öte yandan, davacı kazalının maddi tazminat hesabında esas alınacak gerçek ücretinin belirlenmesi hususunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.

12.Gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. 13.Gerçek ücretin ise; öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.

14.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davacının davalı şirket nezdinde çalıştığı, ancak yaptığı işin niteliği bakımından taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu, davacı tarafça kanal ustası olarak çalıştığının ileri sürüldüğü, davalı tarafça ise kanalizasyon işçisi olarak çalıştığının savunulduğu anlaşılmaktadır. Olay günü, kanal bacasının kurulumu sırasında meydana gelen dengesizlik sonucu bacanın/çemberin düşmesi ve davacının ayağının kurulum yapılmakta olan bu parçanın altında kalması nedeniyle yaralandığı, kazanın meydana gelişinde davacı kazalının %10 oranında kusurlu kabul edildiği ve kaza tarihi itibarıyla 31 yaşında olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

15.İlk Derece Mahkemesince, davacı sigortalının maddi tazminat hesabına esas alınacak kazancının belirlenmesi amacıyla tanık beyanlarına başvurulduğu, emsal ücret araştırması kapsamında ... Sendikasından ücret bilgilerinin sorulduğu, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında asgari ücretli olarak bildirildiği, davacı tarafça ... ait kanal ustası emsal ücret bilgisinin dosyaya sunulduğu ve bildirilen bu ücretin asgari ücretin 3,56 katına karşılık geldiği, Mahkemece de söz konusu ücretin dosya kapsamıyla uyumlu olduğu kabul edilerek maddi tazminat hesabında esas alındığı görülmektedir.

16.Ne var ki, maddi tazminat hesabına esas alınacak gerçek ücretin belirlenebilmesi için öncelikle davacının olay tarihinde fiilen yaptığı iş, mesleki sıfatı ve işin vasıf gerektirip gerektirmediği hususlarının tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması gerekir. Davacının kanal ustası mı yoksa kanalizasyon işçisi mi olarak çalıştığı belirlenmeden; yaptığı işin niteliği, mesleki uzmanlık düzeyi, kıdemi, çalışma süresi, yaşı ve sektörel tecrübesi yöntemince değerlendirilmeden, salt sendikalardan bildirilen ücretler esas alınarak sonuca gidilmesi isabetli değildir.

17.Gerçek ücretin belirlenmesinde, Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca, işçinin yaptığı işin niteliği, kıdemi, yaşı, mesleki tecrübesi ve olay tarihindeki ekonomik koşullar birlikte değerlendirilmelidir. Bu kapsamda ... verileri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile ilgili iş kolundaki sendikalar dışındaki meslek odalarından getirilecek emsal ücret bilgileri esas alınmalı; davacının sendikalı işçi olmadığı anlaşılır ise sendikalardan bildirilen ücretlerin doğrudan hesaplamaya esas alınamayacağı gözetilmelidir.

18.Bu hâliyle Mahkemece yapılması gereken iş; davacı sigortalının olay tarihinde fiilen yaptığı işteki sıfatını, işin vasıflı iş niteliğinde olup olmadığını, mesleki tecrübesini, kıdemini, yaşını ve çalışma süresini dosya kapsamındaki delillerle belirlemek; ardından ..., Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile sendikalar dışındaki ilgili meslek odalarından, davacının kaza tarihinde ve bilinen dönemde alabileceği ücretleri sormak; gelen cevapları tanık beyanları, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ve tüm dosya kapsamıyla birlikte değerlendirerek gerçek ücreti kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tespit etmektir. Bu araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın, davacının fiilî iş tanımı netleştirilmeden ve sendika verileri doğrudan esas alınarak maddi tazminat hesabı yaptırılıp hüküm kurulması doğru olmamıştır. 19.Diğer taraftan, birleşen dava yönünden de yapılan değerlendirme eksiktir. Birleşen davada talep edilen miktarın, asıl davada ileri sürülen belirsiz alacak talebinin, yargılama sırasında alınan hesap raporlarıyla ortaya çıkan bakiye zarar kısmına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Tahkikat devam ederken alınan bilirkişi raporları doğrultusunda zararın kapsamının belirgin hâle gelmesi üzerine açılan birleşen davanın, asıl davadaki belirsiz alacak niteliği ve tazminat hesabının bütünlüğü gözetilerek birlikte değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle, birleşen dosyadaki talep dışlanmaksızın, kesinleşecek maluliyet oranı ve belirlenecek gerçek ücret üzerinden yapılacak yeni hesaplama sonucuna göre asıl ve birleşen dava talepleri birlikte ele alınmalıdır.

20.Yukarıda yapılan açıklamalar ve hukuki saptamalar karşısında Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacının sürekli iş göremezlik oranını her türlü şüpheden uzak biçimde belirlemek amacıyla Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulundan rapor almak, bu rapor ile dosyada mevcut ...Sağlık Kurulu raporunun birbirini doğrulaması hâlinde belirlenen oranı esas almak, raporlar arasında çelişki bulunması hâlinde ise dosyayı Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kuruluna göndererek sürekli iş göremezlik oranını kesinleştirmektir. 21.Bundan sonra, davacının olay tarihinde fiilen yaptığı işteki sıfatını ve gerçek ücretini yukarıda açıklanan esaslara göre araştırıp belirlemek; kesinleşen sürekli iş göremezlik oranı ve tespit edilecek gerçek ücret üzerinden, Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri de gözetilerek denetime elverişli yeni bir aktüerya raporu almak; davacının maddi zararını bu şekilde belirlemek ve birleşen dava ile talep edilen miktarın asıl davadaki belirsiz alacak talebi kapsamında bakiye zarar istemine ilişkin olduğu gözetilerek, asıl ve birleşen dava talepleri hakkında sonucuna göre birlikte karar vermektir. 22.Sürekli iş göremezlik oranı kesinleştirilmeden, davacının gerçek ücreti ve fiilen yaptığı işteki sıfatı yöntemince belirlenmeden, birleşen dava talebi asıl davadaki belirsiz alacak talebiyle birlikte değerlendirilmeden eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. 23.O hâlde, davacı ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli; bozma nedenine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi hükmü bozulmalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Peşin alınan temyiz harcının ilgililerinden alınmasına, 4.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/9023, K. 2026/1357, T. 12.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-9023-e-2026-1357-k-8970890e5745