Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/16570 E. 2026/6077 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/16570
- Karar No
- 2026/6077
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1319 E., 2025/1932 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/77 E., 2024/45 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı işveren vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 26.05.2022 tarihinde davalı işverene ait iş yerinde kavga eden diğer iki çalışanı ayırdığı için yaralandığını, bu olay işveren tarafından iş kazası olarak bildirilmediği için davalı işverene maddi ve manevi tazminat davası açtıklarını, davanın ... 1. İş Mahkemesinde 2022/504 esas ile derdest olduğunu, müvekkilinin yaralanması olayının ... İl Müdürlüğü tarafından iş kazası olarak nitelendirilmemesi üzerine mahkemece iş kazasının tespiti davası açmaları için taraflarına süre verildiğini belirterek dava konusu olayın iş kazası olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. I. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Cumhuriyet Başsavcılığı, ... Şehir Hastanesi ve işveren ile yazışmalar yapıldığını, dosyanın müvekkili Kuruma ait Kısa Vadeli Sigortalar Servisince değerlendirilmiş olup, olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi hükümleri dahilinde meydana gelmemesi nedeniyle İş Kazası Komisyonu'nun 01.12.2022 tarih ve 41 sayılı kararı ile iş kazası olmadığına karar verildiğini, öte yandan davacı tarafın dosyada mübrez hastane kayıtlarından da inceleneceği üzere ayakta tedavi edilmiş olup, iddia ettiği olay nedeniyle "bedenen" veya "ruhen" özre de uğramadığını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde iddia ettiği gibi bir iş kazasının müvekkili şirkette meydana gelmediğini, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarında bulunduklarını beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının 26.05.2022 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası sayılması gerektiğinin tespitine, aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ile davalı işveren vekillerinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı tarafın 27.02.2022 tarihli yaralanma olayının iş kazası olduğunun tespitini talep ettiği, Kurum tarafından düzenlenen raporda meydana gelen olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında bulunmadığı için iş kazası olarak kabul edilmediği, hastane kayıtlarında davacının keskin cisimle yaralandığının belirtildiği, dinlenen tanıkların, beyanlarında davacının iş yerinde çalışan diğer iki kişi tartışırken davacının bu şahısları ayırmaya çalıştığını ve davacının bu esnada elinden matkapla yaralandığını belirttikleri anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacının yaralanması iş yerinde meydana gelmiş olup, davanın kabulüne yönelik mahkeme kararı yerinde olmuştur." gerekçesiyle istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili özetle; somut olayda kavgayı ayırmaya çalışan davacının uğramış olduğu zararın 5510 sayılı Kanun'un 13/I. maddesinde düzenlenmiş olan "iş kazası" tanımı içerisinde bulunmadığını, öte yandan davacı taraf, dosyada mübrez hastane kayıtlarından da inceleneceği üzere ayakta tedavi edilmiş olup, iddia ettiği olay nedeniyle "bedenen" veya "ruhen" özre de uğramadığını, davacı taraf bedenen ve ruhen herhangi bir özre uğramadığından olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında iş kazası olarak değerlendirme şartlarını sağlamadığını, müvekkili Kurumun işlemlerinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili özetle; davacının iddia ettiği gibi bir iş kazasının müvekkili şirkette kesinlikle meydana gelmediğini, davacı tarafından kazaya ve maluliyete ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığını, salt davacı tanığı beyanları ile iş bu tespitin yapılmasının mümkün olmadığını, .. Sosyal Güvenlik Merkezinin 01.12.2022 tarihli kararında da meydana gelen olayın iş kazası olmadığının belirtildiğini, Mahkeme tarafından eksik ve hatalı inceleme sonucunda; beyan ve itirazları dikkate alınmaksızın dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler yeterince incelenmeksizin ve deliller toplanmaksızın karar verildiğini, bu hususların tamamının istinaf incelemesinde de gözetilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının yaralanması ile sonuçlanan olayın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı Kurum vekili ile davalı işveren vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.