Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/8989 E. 2026/2147 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8989
- Karar No
- 2026/2147
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/443 E., 2025/263 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/13 E., 2024/588 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı işverenin işyerinde İş Kanunu'na tabi vasıfsız işçi olarak görev yaparken 07.01.2015 günü geçirmiş olduğu iş kazasında yaralandığını, uzun süre hastanede tedavi gördüğünü, halihazırda tedavisinin devam ettiğini, iş kazasının meydana gelmesinde kusurun tamamen davalıya ait olduğunu, işverenin ilgili mevzuatta yer alan işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin yükümlülüklerine aykırı davrandığını, söz konusu kazada davacının kusurunun bulunmadığını, ellerinde işlev, uzuv kaybı meydana geldiği için kalıcı sakatlık olup olmadığının tedavi süreci sonunda açıklığa kavuşacağını, herhangi bir işe girip çalışamadığı gibi kendi ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale geldiğini, sürekli bir yardımcının desteğine ihtiyaç duyduğunu, yapılan operasyonlar sonrası meydana gelen bozulma ve deformasyonlar nedeniyle vücudunda kalıcı eser, iz bırakıp bırakmayacağının henüz belli olmadığını ileri sürerek maddi tazminat ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, tiner kullanılan bir işte çalışan davacının tinerli eldivenlerini ısıtıcı cihaza yaklaştırmış olması sebebiyle geçirdiği kazada %100 kusurlu olduğunu, davacının şirket bünyesinde ısı cam hattında, hat çıkışında, cam alma işini yaptığını, yapmış olduğu işin niteliği gereği zaman zaman tiner kullandığını, çalıştığı bölümün yüksek tabanlı ve oldukça geniş bir bina olduğunu, havanın soğuk olduğu bir gün ortamın sıcaklığını arttırmak amacıyla portatif ısıtıcı kurulduğunu, ısınmak amaçlı tinerli eldivenleri elindeyken ısıtıcıya yaklaştığı ve tiner sebebiyle eldivenlerinin alev aldığını, davacının geçirdiği kazanın oluş biçim itibariyle herhangi bir eğitim verilmesine ihtiyaç duyulmayacak kadar temel bir bilgi olduğunu, tiner bulaşmış olan eldivenini ortamı ısıtmak amacıyla kurulmuş olan ısıtıcı cihaza yaklaştırması ve kolayca tutuşabilen bir madde olan tiner sebebiyle eldivenin alev aldığını, bu denli yanıcı bir maddenin ısı ile temas etmemesi gerektiği bilgisinin oldukça basit temel bir bilgi olduğunu, uzun süredir aynı bölümde çalışmış biri olarak yaşı ve deneyimi dikkate alındığında davacının yapmaması gereken bir davranış olduğunu, müvekkili şirket tarafından çalışanlara eğitim verildiği gibi koruyucu ekipman verildiğinin de yaşanan olay ile sabit olduğunu, davacının kendi kusurlu davranışı ile kazaya sebebiyet verdiğini, müvekkili şirkete atfedilecek bir kusurun olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf sebepleri olarak özetle, hatalı şekilde hazırlanan bilirkişi raporuna göre kabul kararı verilmesini kabul etmediklerini, raporlara karşı itirazları doğrultusunda herhangi bir inceleme yapılmadığını, bilirkişi raporunda davacı da oluştuğu iddia edilen maluliyet nedeniyle maddi zarar hesabının hatalı ve fahiş hesaplandığını, bilirkişi raporunda SGK tarafından sürekli iş göremezlik gelirine ilişkin ilk peşin sermaye değeri ve geçici iş göremezlik ödemesinin hesaplanan tazminat hesabına mahsup yapılırken %80 kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, SGK tarafından müfettiş raporuna göre 70.679,77 TL davacıya ödeme yapıldığının tespit edildiğini, Eskişehir 2. İş Mahkemesinin 2017/417 Esas sayılı dosyasında 22.05.2023 havale tarihli bilirkişi raporunda davalı şirketin SGK'ya ödemek zorunda kalacağı miktar olan 70.679,77 TL üzerinden indirim yapılması gerekirken, 38.620,12 TL üzerinden mahsup yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, işverene ayrı ayrı iki defa kusur yüklenmiş olduğunu, bu nedenle ek rapor alınmasına karar verilmesine dair taleplerinin kabulü gerektiğini, bilirkişi raporunda hesaplamada pasif dönemin hesabı yapılması yerinde olmayıp usul ve hukuka aykırı raporun hükme esas alınmasını kabul etmediklerini, maddi tazminat davalarında hesaplamanın iş kazası tarihindeki gerçek net ücret üzerinden yapılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ücret olarak davacının kaza tarihinde almakta olduğu ücret üzerinden hesaplama yapılabileceğini, TRH 2010 yaşam tablosu verilerine göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınmaması gerektiğini, maluliyet oranını da kabul etmediklerini, %18.2 oranındaki maluliyetin davacının 36 yaşında olduğu ve zamanla iyileşme göstereceği dikkate alınarak azaldığının bilimsel bir gerçek olduğunu, yaralanmanın davacının hareket kabiliyetini etkilemediği gibi meslekte kazanma gücü kaybı da oluşturmadığını, raporda davacının kaza öncesine ait hastalıklarının, ameliyatlarının dikkate alınması ve davacının sadece bu kazadan kaynaklı maluliyetinin tespiti gerekirken bu hususlar dikkate alınmadan maluliyet oranının belirlendiğini, 14.06.2017 tarihli kusur raporunun esas alındığını, şirkete atfedilen kusur oranının fahiş olduğunu beyan ederek mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak ..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A)Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine İlk Derece Mahkemesince davacı yararına 35.000,00 manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B)Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR: Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.