Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2140 E. 2026/963 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2140
- Karar No
- 2026/963
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2140 KARAR NO : 2026/963
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2017/155 Esas - 2023/62 Karar DAVANIN KONUSU : Fikir ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi ve Tazmini KARAR TARİHİ : 05/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/06/2026
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 12/07/2023 tarih 2017/155 Esas - 2023/62 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin "...+şekil" logosunu bir kısım diğer logo ve markalarla birlikte, 02.06.2015 tarihli ve “Muhtelif Markaların Devir ve Bayilik Sözleşmelerinin, Doğan Hakların ve Borçların Devri” başlıklı franchise işletmesinin devrini konu alan sözleşme kapsamında davalı şirketten devraldığını, davalı şirketin sahip olduğu tüm bayilikler ve bunların ilişkili olduğu marka, logo, mekan giydirme olarak ifade edilen, franchise sistemine dahil işletmelerin kullanacağı her türlü ticari işareti kapsayan bir franchise işletmesinin tümden devir konusu olduğunu, tarafların devre konu markaların tescil numaralarını dahi açıkça belirlemediklerini, sadece marka adlarına yer verdiklerini, bayiliklerin devri konusunda sadece devredilen tescilli markalar ile bir sınırlama yapılmaksızın, “....’nın muhtelif markaları ile vermiş olduğu bayilikler” ve “bütün markaların internet domainleri ve şifreleri", “....’nın merkezindeki ofis mobilyaları ve serverın” devre dahil edildiğini; dava konusu "benzin+şekil" logosunun davalı şirket tarafından, franchise sistemindeki bayileri aracılığıyla tescilsiz marka olarak kullanıldığını, davalı şirketin 2009 yılından itibaren “...” ibareli çekişmeli logoyu ve bu logonun benzin ibaresi yerine İngilizce’de aynı anlama gelen “Gasoline” sözcüğü ile oluşturulmuş varyasyonlarını, bir kısım diğer logolarla birlikte internet web sitesinde, kendisine ait ya da franchise sistemine dahil bayilerinde, iç mekan logo ve imaj sembolü, tanıtıcı ticari işaret olarak kullandığını; davalı ...'nin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/122 E. sayılı dosyasında müvekkilinin davalı şirketten devraldığı ve 2016 yılında TPE nezdinde marka başvurusunda bulunduğu çekişmeli "benzin+şekil" logosunun davacı tarafından kullanımının haksız rekabet ve FSEK’ten kaynaklanan mali haklara tecavüz oluşturduğunun tespiti ve tecavüzün önlemesi istemiyle dava açtığını, davalı ...'nin söz konusu davada, dava konusu logonun davalı ... tarafından 2009 yılında davalı ...’nin talebi üzerine meydana getirdiği ve 2014 yılında mali haklarını devrettiğini iddia ettiğini, ancak bu logonun, davalı şirketin devrettiği franchise işletmesi dahilinde müvekkiline intikal ettiğini iddia ederek, davanın İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/122 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davacının dava konusu logo ve tescilsiz marka üzerinde, ticaret alanında ayırt edici işaret olarak kullanmayı da kapsayacak şekilde her türlü mali haklara sahip olduğunun ve kullanımlarının hukuka uygun bulunduğunun tespitine; davalılar tarafından yaratılan muarazanın bu şekilde giderilmesine; bu talep kabul görmez ise terditli olarak, davalı şirkete devir sözleşmesi dahilinde ödenen bedelden, çekişmeli logoya düşen miktar belirlenerek belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere 10.000,00 TL fazla ödemenin, davalı şirketten ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, aynı marka ve logo hakkında İzmir FSHHM 2016/122 E. sayılı dosyasında dava açıldığını, dosyanın derdest olduğunu, 2016/122 E. nolu dosyanın seyrini uzatmak amacıyla müvekkilinin hasım olarak gösterildiğini, davacının markayı devralırken basiretli bir tacir gibi davranarak marka araştırması yapmadığını, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmenin muhatabının müvekkili olmadığını, davaya konu grafik eserin eser sahibinin davalı ..., mali hakları kullanma yetkisinin ise müvekkili olduğunu, müvekkiline ait eseri kullanmakla muarazayı yaratanın davacı şirket olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin logo tasarımı hazırlayarak talep edenlere haklarını devreden bir tasarımcı olduğunu, müvekkilinin 2009 yılında dava konusu logoyu oluşturduğunu, 2014 yılında da logo üzerindeki mali hakları sözleşme ile davalı ...’ye devrettiğini, mali hakların devrinden sonra müvekkilinin logo ile ilgilenmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesinin 2016/122 Esas sayılı dosyasında (eldeki davada davalı) ... tarafından (eldeki davada davacı) .. ...A.Ş. aleyhine mali hakların ihlali ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması talebiyle dava açıldığı, davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/859 E. 2021/466 K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/3755 E. 2022/7959 K. sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına kesin olarak karar verildiği; her iki dosya arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, bu nedenle kararın kesinleşmesinin beklendiği, eldeki davada marka haklarının muarazalı hale getirildiği ve alacak taleplerine yönelik iddiaların mahkemenin 2016/122 Esas 2017/130 Karar sayılı kararı ile değerlendirildiği, kesinleşen bu karar neticesinde eldeki davada davacı taleplerinin vaki olmadığı sonucuna ulaşıldığı, eldeki dosyada sektör uzmanı ve marka patent vekili bilirkişilerden alınan 22.03.2021 tarihli raporda dava konusu logonun 5846 sayılı FSEK kapsamında eser mahiyetinde olduğu, 6102 sayılı TTK'ya göre bir iş ürünü olduğu, logo üzerindeki mali hakların FSEK 52. maddesi kapsamında sözleşme ile devralındığı yönünde tespitte bulunulduğu; davacı tarafın terditli alacak talebinin incelenmesinde, davacı tarafça alacağın varlığı, miktarı ve muacceliyetinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar etmiş, davalı şirket ve dava dışı ... .. üzerine kayıtlı markaların ve bayiliklerin dahil olduğu franchise işletmesini tümüyle ve devir sonrası tüm aktif ve pasifleriyle birlikte, müvekkili şirkete sattığını, ücreti mukabili tüm marka, logo, telif hakları konusu grafik tasarımlarla birlikte devrettiğini, dava konusu grafik tasarım da dahil, franchise sistemi içindeki bayilere kullandırılan mekan giydirme malzemeleri, tüm logo ve ticari işaretlerin, fikri mülkiyete konu tüm varlıklar da dahil olmak üzere, davalıya işletmeyle birlikte bir bütün olarak müvekkili tarafından devralındığını; TTK’nın 11/3 hükmü uyarınca fikri mülkiyet hakları kapsamında, özellikle devre konu ticari işletmenin faaliyetlerinde kullandığı ticari tanıtım vasıtaları ve logoların üzerindeki mali hakların da bulunduğunu, muaraza konusu logo/tescilsiz markanın İzmir FSHHM’nin 2016/122 Esas sayılı dosyasında iddia edildiği gibi eser sayılsa bile FSEK kapsamında m. 49’da düzenlenen, eser sahibinin iznine de ihtiyaç bulunmadığını, bu nedenle, davalı şirketten işletmeyi franchise işletmesine dair bayiler ile bir bütün olarak devralan davacının, çekişme konusu logo dahil tüm kullanılan ayırt edici işaretleri de devralmış olduğunu; mali hak sahipliğinin tespiti istemli açılan eldeki dava ile İzmir FSHHM 2016/122 E. sayılı dosyasının birleştirilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesi tarafından davalar birleştirilmeden ve dosyanın sonucu dahi beklenmeden, usul ve yasaya aykırı bir şekilde alel acele karara çıkartıldığını, müvekkili şirketin davaya konu logoyu, bir kısım diğer logo ve markalarla birlikte 02/06/2015 tarihli “Muhtelif Markaların Devir ve Bayilik Sözleşmelerinin, Doğan Hakların ve Borçların Devri” başlıklı franchise işletmesinin devrini konu alan sözleşme kapsamında devraldığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, davalı şirketten devir sözleşmesi ile devralındığı iddia olunan logo ve tescilsiz marka üzerinde her türlü mali haklara sahip olunduğunun ve kullanımların hukuka uygun bulunduğunun tespiti, muarazanın giderilmesi; bu talep kabul görmez ise terditli olarak, davalı şirkete devir sözleşmesi dahilinde ödenen bedelden, çekişmeli logoya düşen miktarın mahsubu ile fazla ödemenin davalı şirketten tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına; özellikle ilk derece mahkemesinin 2016/122 Esas sayılı dosyasında (eldeki davada davalı) ... tarafından (eldeki davada davacı) .. ...A.Ş. aleyhine eldeki davanın konusunu oluşturan "...." şeklindeki grafik tasarıma ilişkin olarak mali hakların ihlali ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması talebiyle açılan davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2018/859 E. 2021/466 K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/3755 E. 2022/7959 K. sayılı ilamı ile Dairemizin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının onanmasına kesin olarak karar verildiği, böylece eldeki davada davacı ... A.Ş. tarafından dava konusu logoya ilişkin mali haklara sahip olunduğunun ve kullanımların hukuka uygun bulunduğunun tespitinin talep etmesinin mümkün görülmemesine, davacının dayandığı 02.05.2015 tarihli protokolde dava konusu "...+şekil" logosuna ilişkin bir ifadenin bulunmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.05/06/2026