Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1628 E. 2026/561 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1628
- Karar No
- 2026/561
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1628
KARAR NO: 2026/561
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 05/04/2022
NUMARASI: 2021/127 Esas - 2022/263 Karar
DAVA: Ticari Nitelikteki Banka Garanti Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar (Alacak)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/03/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; lehine teminat mektubu verilen ... A.Ş.'nin davacıya karşı yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine 25.02.2019 tarihinde davalı Banka'ya başvurularak 07.02.2018 tarihli ... nolu 240.000,00 TL bedelli ve 30.11.2018 tarihli ... nolu 200.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının nakde dönüştürülerek hesaplarına ödenmesini talep ettiklerini; davalı Banka'nın 27.02.2019 tarihli cevabı ile, Çerkezköy 2. AHM'nin 2019/187 E sayılı kararı ile ilgili teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin tedbiren önlenmesine karar verildiğini belirterek talebin gerçekleştirilemediğini bildirdiğini, yaptıkları incelemede, Çerkezköy 2. AHM'nin 2019/187 E sayılı davası ile ... A.Ş.nin konkordato talep ettiğini ve davada 20.02.2019 tarihli tensip tutanağı ile davacılar tarafından verilmiş olan teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin tedbiren önlenmesine karar verildiğinin anlaşıldığını, Çerkezköy 2. AHM'nin 05.08.2020 tarihli, 2019/187 E. ve 2020/817 K. sayılı kararı ile davacıların konkordato taleplerinin reddi ile dosya kapsamında verilen tüm tedbirlerin kaldırılmasına karar verildiğini, tedbirlerin kaldırılmasına ilişkin kararın şirketlerine 29.09.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, 06.10.2020 tarihinde davalı Banka'ya başvurularak 07.02.2018 tarihli ... nolu 240.000,00 TL bedelli ve 30.11.2018 tarihli ... nolu 200.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının nakde dönüştürülerek hesaplarını aktarılmasını talep ettiklerini, davalının 16.10.2020'de tebellüğ edilen cevabında mektup bedelinin ödenmediğini, 20.10.2020 tarihinde davalıya yeniden başvurularak, 'tedbirin kaldırılmasına ilişkin 05.08.2020 tarihli mahkeme kararının davacı şirkete 29.09.2020 tarihinde ulaştığı, bu tarihten önce tedbirin kaldırılmasından bilgi sahibi olmadıklarını, bu nedenle saklı tutulan sürenin tebliğ tarihine göre değerlendirilmesini ve teminat mektubu bedelinin talep tarihinden tazmin tarihine kadar işleyecek faizi birlikte şirket hesabına yatırılmasının istendiğini' talebe cevap verilmediğini, 25.02.2019 tarihli başvurularından sonra mektup bedellerinin ödenmesi için yeni bir başvuru yapmalarının beklenmesinin hukuki dayanağı olmadığını, Banka'nın tedbir kararı kalktıktan sonra 25.02.2019 tarihli nakite çevirme talebini kendiliğinden uygulamamakta hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı şirketin, ihtiyati tedbir kararının doğrudan ilgilisi ve tarafı olmadığını, davacı açısından tedbir kararının hukuki sonuç doğurabileceği tarihin tedbirin kaldırılmasına ilişkin kararın davacıya tebliği tarihi olduğunu, davacının 05.08.2020 tarihli tedbirin kaldırılması kararından 29.09.2020 tarihli tebliğle öğrendiğini ve kendisine tebliğden itibaren saklı tutulan süre içinde Banka'ya nakden çevirme talebinde bulunduğunu beyanla 07.02.2018 tarihli ... nolu teminat mektubu bedeli olan 240.000,00 TL’nin talep tarihi ile ödeme tarihi arasında geçecek süre için işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, 25.02.2019 tarihinde, ... A.S. lehine Banka tarafından düzenlenen 07.02.2018 tarihli ... nolu 240.000,00 TL bedelli ve 30.11.2018 tarihli ... nolu 200.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının, Lehtarın kendilerine karşı yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle tazminini talep ettiği; talebin Çerkezköy 2. AHM'nin (2019/187-E.) tedbir kararı nedeniyle yerine getirilemediği, davacının 06.10.2020 tarihinde Banka'ya yeniden başvurarak teminat mektuplarının tazminini bir kez daha talep ettiğini , davacının 06.10.2020 tarihli 2.tazmin talebinin süresinde olmayışı nedeniyle işleme alınamadığını ve tazmin talebinin yerine getirilemediğinin kendisine bildirildiğini, davalının ağırlaştırılmış özen sorumluluğuna uygun davrandığını, davacının tüm taleplerini işleme aldığını, usul ve hukuki teamüllere uygun işlem yaptığını, ... numaralı teminat mektubunun 30.11.2019, ... numaralı teminat mektubunun vadesinin 07.03.2019 tarihi olduğunu; süreli, mahkeme tarafından verilen tedbir kararı bankaya bildirildiği zaman vadenin bitimine kaç gün kalmışsa o kadar günün saklı tutularak sürenin işlememesi ve tedbir kalktıktan sonra kalan süre içinde tazmin talebinde bulunulabileceğini; doktrindeki görüş ve yerleşik yargı uygulamasının bu yönde olduğunu beyanla davacının, 07.03.2019 vade tarihli teminat mektubuna ilişkin tedbir kararının kaldırıldığı 05.08.2020 tarihine eklenen (25.02.2019-07.03.2019= 10 gün) süre içinde talepte bulunmadığını savunarak haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davaya konu teminat mektubunun dava dışı şirket lehine verilen, 07.02.2018 tarihli, ... nolu, 240.000,00 TL bedelli ve "07/03/2019 (bu tarih dahil) tarihine kadar geçerli olup, bu tarihe kadar elimize geçecek şekilde yazılı olarak tazmin talebinde bulunulmaması halinde hükümsüz olacaktır" kaydını içeren vadeli bir teminat mektubu olduğu, davacı tarafça dava dışı şirketin yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle davalı bankaya 25.02.2019 tarihinde yani teminat mektubunun süresi henüz dolmadan başvuru yapıldığı, bu sırada Çerkezköy 2. AHM'nin 2019/187 E sayılı kararı ile 20.02.2019 tarihinde ilgili teminat mektubunun nakde çevrilmesinin tedbiren önlenmesine karar verildiği, davalı bankanın bu yüzden ödeme yapamadığı, ancak bu tedbirin davacı tarafça davalıya başvurulmasını engellemediği ve davacı tarafça da teminat mektubunun süresi içinde davalıya yapılmış bir başvurunun olduğu, mahkemece tedbir kararının kaldırılmasından sonra davacının bu kararı 29.09.2020 tarihinde öğrenerek 06.10.2020 tarihinde yeniden davalıya başvuruda bulunduğu, davalı tarafça bu kez teminat mektubunun süresi dolduğundan bahisle ödeme yapılmadığı, oysa ilk başvurunun süresinde yapılmış olduğu, davalı bankanın sadece tedbir kararı nedeniyle o dönem için ödeme yapamadığı, ancak tedbir kararı kalktığında artık davacının süresinde yapmış olduğu başvuru dikkate alınarak davacıya ödeme yapılması gerektiği, zira aksi halde davalı bankanın süresinde yapılan başvuruda geçici olarak tedbiren ödeyemiyor olması halini kötüye kullanmış olacağı, anlaşılmakla davanın kabulüne, ilk başvuruda tedbir kararı nedeniyle ödeme yapılamamış olsa da ikinci başvuru ile artık davalının temerrüte düştüğü anlaşılmakla ikinci başvuru tarihi olan 06.10.2020 tarihinden itibaren faiz işletilmesine, davanın kabulü ile, 240.000,00 TL nin 06/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; davalı banka tarafından davacıya hitaben düzenlenen 07.02.2018 tarihli ... nolu 240.000,00 TL bedelli teminat mektubunda, yazılı tutarın ilk yazılı talep üzerine nakden ve tamamen ve talep tarihinden ödeme günlerine kadar geçen günlere ait yasal faizi ile birlikte ödeneceği garanti edildiğini, tedbir kararı her ne kadar mektubun nakde çevrilmesini önlemekte ise de davacı şirketin başvuru yaparken tedbir kararının varlığından haberdar olmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla davacı şirketin 25.02.2019 tarihinde yaptığı başvuru geçerli ve süresinde yapılmış bir başvuru olduğunu ve teminat mektubunun 25.02.2019 olan ilk talep tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğini, mahkemece davacıya teminat mektubunun yasal faiziyle birlikte ödenmesi yönünde verdiği kararın da davacı tarafça hatalı olduğunu, teminat mektubu metninde her ne kadar talep tarihinden ödeme günlerine kadar geçen günlere ait yasal faizi ile birlikte ödeneceği belirtilmiş ise de burada belirtilen yasal faiz davalı bankanın ilk taleple birlikte ödeme yapması, başka bir deyişle konunun ticari ihtilafa dönüşmemesi halinde geçerli olacağını, davalı banka davacı şirketin 25.02.2019 tarihli ilk talebini tedbir kararı bulunduğu gerekçesiyle reddettiğini, davacı şirketin geçerli ve süresinde yapılmış bir tazmin talebi bulunmasına rağmen tedbir kararının kalkmasının ardından kendiliğinden ödeme yapmayarak davacı şirketin ikinci kez başvurmasını beklediğini, davacı şirketin tedbir kararının kaldırıldığını öğrenmesinin ardından yaptığı 06.10.2020 tarihli ikinci başvuruyu ise tazmin talebinin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddettiğini, mahkemece davalı bankanın 06.10.2020 tarihli başvuruyu reddetmesi haksız bulunduğunu ve geçerli ve süresinde yapılmış bir başvuru bulunduğundan bahisle mektubun tazmin edilmesi gerektiğine hükmedildiğini, dolayısıyla mektubun tazmin edilip edilmemesi hususu bir ticari ihtilafa dönüştüğünü ve davalı bankanın eyleminin haksız bulunduğunu, hal böyle olunca mektup bedelinin talepleri gibi avans faizi ile birlikte ödenmesine hükmedilmesi gerekirken yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, izah edilen nedenlerle yerel mahkeme kararının faiz başlangıç tarihi ve faiz türü yönünden kaldırılarak ilk başvuru tarihi olan 25.02.2019’dan itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı banka, basiretli bir tacir olarak ağırlaştırılmış özen yükümlülüğüne de uygun şekilde davacının tüm taleplerini işleme aldığını, usul, hukuk ve teamüllere uygun şekilde işlem yaptığını, davacının ikinci tazmin talebi, "süresinde tazmin talebinde bulunulmaması" nedeniyle davacı banka tarafından işleme alınamadığını ve tazmin talebinin yerine getirilemediğinin kendisine de bildirildiğini, davacı tarafından ihtiyati tedbir kararının kaldırılması sonrası süresinde mektup tazmin talebinde bulunmadığını, bu hususun ilk derece mahkemesi tarafından da tespit edildiğini ancak hukuki değerlendirmede hataya düşüldüğünü, süreli teminat mektuplarının; bankanın belli bir riski belli bir süre ile garanti etmesi, kuralının da ihlali anlamına geleceğini, bu sürenin tedbir kararı gereği durması, askıya alınması ancak tedbir süresince geçerli kabul edilmesi gerektiğini, tedbirin kalkmasının ardından da ancak bu sürede tazmin talep süresi uzaması gerektiğini aksi halde, tedbir kararı, garantör banka için belirli süreli teminat mektubu ile belli bir süre ile risk üstlenme, niteliğini ortadan kaldıracak, bu yönde bir iradesi ve garantörlüğü bulunmayan banka için mektubu süresiz teminat mektubuna dönüştüreceğini, tedbir kararı sonucu bu şekilde mektup türünün değiştirilmesinin mümkün olmadığını, mahkemece, karar tarihi itibariyle kesin ve süreli teminat mektubunun geçerlilik süresinin dolduğunu, ihtiyati tedbir kararı sebebiyle davalının teminat mektubunun tazmini yönünde başka bir deyişle nakde çevrilmesi talebinde de bulunmadığını, teminat mektubunun hükümsüz hale geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulmasının doğru olmadığını, doktrinde ve yerleşik yargı içtihatlarında da belirtildiği üzere vadeli teminat mektubunun vadesinde ibraz edilmemesi üzerine banka tazmin yükümlülüğünün son bulduğunu, teminat mektubu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi halinde de işbu süre tedbir kararının devam ettiği sürenin, tedbirin kalktığı andan itibaren vadeye eklenmesi ile tespit edildiğini, süreli bir teminat mektubu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi halinde; tedbir devam ederken yapılan tazmin talebi geçerli kabul edilemeyeceğini ve talebin de yerine getirilemeyeceğini, tedbir kararının kalkmasının ardından, uzayan sürede, tazmin talebinde bulunulması gerektiğini aksi halde dava konusu olayda olduğu gibi muhatap süresinde mektup tazmin talebinde bulunmamış olunacağını, dava konusu olayda da; vadenin 07.03.2019 olduğunu, tedbir kararının 20.02.2019 verildiğini, diğer bir ifadeyle tedbir kararının vadeye 15 gün süre kala verildiğini ve tedbirin 05.08.2020 tarihinde kaldırıldığı görülmekle davacının 15 günlük uzama süresinin son günü olan 20.08.2020 tarihine kadar tazmin talebinde bulunması gerektiğini, davacı ise tedbir kalktıktan sonra 06.10.2020 tarihinde yani eklenen sürenin de dolmasının ardından talepte bulunduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, teminat mektubunun nakde çevrilmesi talebinin davalı banka tarafından yerine getirilmediği iddiasıyla, teminat mektubu bedelinin tahsili istemiyle açılmış bir alacak davasıdır.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının süresinde tazmin talebinde bulunup bulunmadığı, davalının ne zaman temerrüte düştüğü, faiz oranın ne olduğu noktalarındadır.
Dava dışı ... A.Ş. tarafından davalıya, taraflar arasında yapılan Dağıtım Sistemi Kullanım Anlaşması gereği dava dışı şirketin davalının dağıtım sistemi kullanımına ilişkin ödeme yükümlülüklerinin teminat altına alınabilmesini teminen, 07.02.2018 tanzim, 07.03.2019 vade tarihli 250.000,00 TL bedelli Kesin Teminat Mektubunu vermiştir.
Davacı tarafından 25.02.2019 tarihinde davalıya söz konusu teminat mektubunun nakde çevrilmesi için başvurmuş, davalı tarafından Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/187 E. Sayılı dosyası ile nakde çevrilmesinin tedbiren önlenmiş olması nedeniyle tazmin talebinin gerçekleştirilemediği bildirilmiştir.
Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/187 E., 2020/817 K. Sayılı Konkordato dosyasında, 18.02.2019 tarihinde teminat mektuplarının nakite çevrilmesinin tedbiren önlenmesine karar verilmiş, 05.08.2020 tarihli kararla, dava dışı ... A.Ş.'nin konkordato talebinin reddine karar verilerek, tüm tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmiş olup karar davacıya 29.09.2020 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Dava konu teminat mektubu kesin ve süreli teminat mektubu olup, teminat tutarının, davacı kurumun ilk yazılı talebi üzerine derhal ve gecikmeksizin ödeneceği taahhüdünü içermektedir.
Teminat mektupları, muhatabın dava veya takiple uğraşmaksızın alacağına derhal kavuşması amacıyla verilen ve niteliği itibariyle garanti sözleşmesi niteliğinde olan belgelerdir. Alacaklı teminat mektubu vasıtasıyla, temel ilişkideki uyuşmazlıkların sonuçlanmasını, kesin hükme bağlanmasını beklemeksizin teminat mektubunu nakde çevirerek alacağına kavuşacaktır. Muhatabın teminat mektubunu haksız olarak paraya çevirmesi halinde ise bu husus, temel ilişkinin tarafları arasında görülecek davayla çözüme kavuşturulacaktır. Teminat mektubunun bu hukuki niteliği dikkate alındığında, teminat mektubunu veren banka, kendisine nakde çevirme talebi ulaştığında sadece şekli bir inceleme yapacak, temel ilişkide lehtarın muhataba borcunun bulunup bulunmadığına dair esas incelemesi ve değerlendirmesi yapamayacaktır. Bu husus Yargıtay 19.H.D'sinin 2015/7848 E.-2016/3620K.sayılı, 02/03/2016 tarihli kararında şöyle ifade edilmiştir;
Dava konusu kesin ve süreli teminat mektubunda '' .... A.Ş.'nin taahhüdünü ilgili kanun, sözleşme ve şartname hükümlerine göre kısmen veya tamamen yerine getirmediği takdirde protesto çekmeye, hüküm ve adı geçenin iznini almaya gerek kalmaksızın ve adı geçen ile şirketiniz arasında ortaya çıkacak herhangi bir uyuşmazlık ve bunun akıbet ve yasal sonuçları dikkate almaksızın, yukarıda yazılı tutarı ilk yazılı talebiniz üzerine nakden ve tamamen ve talep tarihinden ödeme günlerine kadar geçen günlere ait yasal faizi ile birlikte ödeyeceğimizi, bankanın imza atmaya yetkili temsilcisi ve sorumlusu sıfatıyla banka ad ve hesabına taahhüt ve beyan ederiz.İşbu Teminat Mektubu, 07/03/2019 (bu tarih dahil) tarihine kadar geçerli olup, bu tarihe kadar elimize geçecek şekilde yazılı olarak tazmin talebinde bulunulmaması halinde hükümsüz olacaktır...'' ifadelerini taşımaktadır. Banka teminat mektubu ilk talepte kaydını içermekte olup, muhatap bankadan ödeme talebinde bulunduğunda, banka sadece şekli manada bir inceleme yapabilir, riskin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda esasa ilişkin inceleme yapamaz.
Banka teminat mektupları, garanti veren konumunda olan bankanın, muhataba yani garanti alacak kişiye karşı, üçüncü bir kişinin/lehtarın fiilini taahhüt ettiği garanti sözleşmeleridir.
Banka tarafından belli bir süre için garanti verildiği durumlarda düzenlenen teminat mektubu, vadeli teminat mektubudur. Bu tür teminat mektubunda, bankanın sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için, riskin mutlaka bu vade içerisinde gerçekleşmesi gerekmektedir. 6098 sayılı TBK'nun 128/2 bendinde; "Belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması hâlinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir." hükmü yer almaktadır. TBK'nun 128/2 bendi, vadeli teminat mektubunda, vade içinde yazılı ödeme talebinde bulunulmadığı takdirde bankanın sorumluluktan kurtulacağının, taraflarca kararlaştırılmasına imkan vermektedir. Dolayısıyla, bu kaydın yer aldığı teminat mektuplarında, vade içinde hem risk gerçekleşmeli hem de muhatap ödeme talebinde bulunmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14/11/2001 tarih ve 11-996 E. 1026 K. sayılı ilamında; ''Vadeli teminat mektuplarında, ihtiyati tedbir kararı sorun yaratabilecektir. Muhatap tarafından teminat mektubunun tazmininin istenmesinin ihtiyati tedbir kararı ile durdurulması ve tedbir devam ederken vadenin dolması halinde; tedbirin devam ettiği süre kadar vadenin uzatılmış olduğu kabul edilmelidir. Buna karşılık, sadece mektubun tazmini ihtiyati tedbir kararı ile durdurulmuş ise, muhatabın vade içinde tazmin talebinde bulunması gerekecektir. (Prof. Dr. Seza Reisoğlu'nun Banka Teminat Mektupları Uygulamalarından Ortaya Çıkan Başlıca Sorunlar adlı çalışması)'' kararı ile, vadeli teminat mektuplarında verilecek ihtiyati tedbir kararı nedeniyle, tedbirin devam ettiği sürece teminat mektubunun süresinin uzayacağı kabul edilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03/03/2021 tarih 2020/3664 E. 2021/1973 K. sayılı ilamı; "Banka teminat mektupları, kıymetli evrak niteliğinde olmadığından, bankanın sorumluluğunun sona ermesi için mektubun da mutlaka bankaya iade edilmesi zorunlu değildir. Süreli teminat mektuplarında bu sürenin dolması (risk gerçekleşmeden) ile garanti sözleşmesi sona ermektedir (Reisoğlu, Seza-Banka teminat mektupları sh.375)." şeklindedir.
Somut olayda, dava konusu teminat mektubunun 07.03.2019 tarihine kadar geçerli olduğu, Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/187 E. Sayılı dosyasında 20.02.2019 tarihinde teminat mektubunun nakde çevrilmesinin tedbiren önlenmesine karar verildiği, 05.08.2020 tarihinde tedbirin kaldırıldığı görülerek, bu durumda teminat mektubunun süresinin 20.08.2020 tarihine kadar uzadığının kabulü gerekir. Davacı tarafından tedbir kararından sonra teminat mektubunun nakde çevrilmesi için bankaya yapmış olduğu 25.02.2019 tarihli başvurunun, Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/187 E. Sayılı dosyasında verilen tedbir kararı nedeniyle reddedilmiş, söz konusu tedbir 05.08.2020 tarihinde kaldırılmıştır. Davacı tarafından davalıya 06.10.2020 tarihinde yapılan ikinci tazmin talebi süresinde yapılmadığı bahsiyle reddedilmişse de, davacı tarafından 25.02.2019 tarihinde yapılmış olan başvuru başvuru süresi için de usulüne uygun yapılmış bir başvuru olduğundan, davalı bankanın davalının süresinde yapılmış başvuru olmadığı gerekçesiyle ödeme yapmaması yerinde görülmeyerek Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Teminat mektubunda temerrüt halinde yasal gecikme faizinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu husus akdi temerrüt faizi niteliğindedir ve davalının faiz sorumluluğu yasal temerrüt faizi ile sınırlıdır. Her ne kadar davacı, ilk başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini iddia etmişse de, davacının ilk başvuru tarihinde teminat mektubunun üzerinde tedbir bulunması nedeniyle davalı tarafından ödeme yapılması mümkün olmadığından davacının bu hususlara ilişkin istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 4.098,60 TL harcın, karşı davada alınması gerekli olan 16.394,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 12.295,80 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.26/03/2026